18. Ceza Dairesi 2020/487 E. , 2020/6338 K. "" KARAR Şantaj, hakaret ve basit tehdit suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın şantaj suçundan beraatine, hakaret ve basit tehdit suçlarından ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-2, 106/1-2. cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/04/2019 tarihli ve 2018/835 esas, 2019/345 s…
**18. Ceza Dairesi 2020/487 E. , 2020/6338 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Şantaj, hakaret ve basit tehdit suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın şantaj suçundan beraatine, hakaret ve basit tehdit suçlarından ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-2, 106/1-2. cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası ve 1.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/04/2019 tarihli ve 2018/835 esas, 2019/345 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03/12/2019 gün ve 2019/118000 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında; “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; "..Sanığa isnat edilen suçların, CMK'nın 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması halinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir. Bu bağlamda, her iki suçtan yargılama devam ederken hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda, uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından beraat kararı verileceği izlenimi oluşabileceği cihetle, bu hususun ihsası rey olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Bu sorunun CMK'nın 226. maddesinde düzenlenen ek savunma konusuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anılan madde "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafiie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." biçimdedir. Maddeden de anlaşılacağı üzere suçun hukuki niteliği değişir ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirir durumun ortaya çıkması halinde hakim sanık ya da müdafiine ek savunma hakkı tanıyacaktır ancak, bu durum yasal düzenleme nazara alındığında hakim açısından ihsası rey olarak nitelendirilemeyecektir.