Başvuru, trafik kazası sonucunda açılan manevi tazminat davasının zamanaşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; trafik kazası sonucunda açılan manevi tazminat davasının zamanaşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 30/6/2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu malul olduğu iddiasıyla 27/11/2015 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme 26/10/2017 tarihinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiil hâlinde iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin bulunduğuna işaret edilmiştir. Bununla birlikte somut olayda haksız fiilin aynı zamanda taksirle yaralama suçunu oluşturması nedeniyle 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi dikkate alınmıştır. Bu kapsamda zamanaşımı süresinin 2/7/2007 tarihinde dolduğuna, davanın bu tarihten sonra açılması nedeniyle reddi gerektiğine işaret edilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı 25/12/2018 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine (Daire) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde; maluliyet halinde zamanaşımı süresinin zararın tam olarak öğrenildiği tarihte başlaması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihatları bulunduğunu ifade etmiş, kendi maluliyet oranının 2013-2014 yıllarında tespit edilmesi karşısında 2015 yılında açtığı davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Daire, 7/2/2019 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; somut olayda haksız fiilin aynı zamanda taksirle yaralama suçunu oluşturması nedeniyle davanın 765 sayılı Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrasında öngörülen beş yıllık ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu ifade edilmiştir. Her ne kadar zararın sonradan öğrenildiği ileri sürülse de 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda öngörülen her halde kazanın meydana geldiği tarihten itibaren on yıllık azami zamanaşımı süresinin dahi somut olayda aşılmış olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı 24/4/2019 tarihinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. Dairece 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca anılan kararın miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle 3/5/2019 tarihinde temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu anılan karara karşı 27/5/2019 tarihli dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay, Dairenin anılan kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 19/1/2021 tarihinde onama kararı vermiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgelerden başvurucunun nihai karar olan Dairenin 7/2/2019 tarihli kesin kararını en geç temyiz talebinde bulunduğu 24/4/2019 tarihinde öğrendiği, bireysel başvurunun 8/3/2021 tarihinde yapıldığı tespit edilmiştir.