Başvuru, nefret söylemi içerdiği iddia edilen ifadelerden dolayı yapılan şikâyet üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, nefret söylemi içerdiği iddia edilen ifadelerden dolayı yapılan şikâyet üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 2015/1341 sayılı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2015/1342 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Birinci başvurucu, 2005 yılında dershane açmak suretiyle faaliyetine başlayan ve başvuru tarihinde yedi şubesiyle bu alandaki faaliyetlerine devam etmekte olan bir anonim şirkettir. İkinci başvurucu da 2005 yılında dershane açmak suretiyle faaliyetine başlayan ve başvuru tarihinde beş şubesiyle bu alandaki faaliyetlerine devam etmekte olan bir anonim şirkettir. Başvurucular, o dönem Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın (Başbakan) 4 ve 28 Mart 2014 tarihleri arasında yapılan mitinglerde kendileri yönünden eleştiri sınırlarını aşan ve nefret söylemi içeren ifadelerde bulunduğu gerekçesiyle nefret ve ayrımcılık suçları işlediğini iddia ederek suç duyurusunda bulunmuşlardır. Başvurucuların, nefret söylemi boyutuna vardığını iddia ettikleri ifadeler bireysel başvuru formunda şu şekilde belirtilmiştir: "Bunların okullarına, yurtlarına, dershanelerine çocuklarınızı göndermeyin, giden çocuklarınız varsa çekip alın, bunlara söğüşlenmeyin, bunlara paranızı vermeyin, bunlar sülük gibi emdiler sülük, çocukları anne babaya itaat edemez, etmez hale getirdiler, gece beddua seansı yaptırıyorlar, bundan sonra bizden bunlara su yok, bunları artık beslemeyin, Türkiye aleyhine, devlet aleyhine ulusal güvenliğimiz aleyhine çalışan bu casuslara paranızı kaptırmayın, bunlar okullarda artık ders vermeyi bıraktılar, şimdi 30 Martla ilgili propaganda yapıyorlar, dershanelerde ders veren 50 bin kişiden 15-20 binin pedagojik formasyonu bulunmadığı, bunlar zalimdir, bunların güç kaynaklarını bitireceğiz, yurtlarda, evlerde, ikna odalarında zulüm yapıldığı, bu darbe girişimini onların burunlarından fitil fitil getireceğiz ." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 8/10/2014 tarihinde söz konusu şikâyet hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararda, başvurucuların şikâyet ettikleri konuşmaların Başbakanlık göreviyle ilgili olduğu ve karar tarihinde şikâyet edilen kişinin Cumhurbaşkanlığı görevini yürütmekte bulunduğu, ilgili mevzuat uyarınca Başbakan ve Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma yapma yetkisinin ise Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu, ayrıca Cumhurbaşkanı hakkında yalnızca vatana ihanet suçundan soruşturma yapılabileceği gerekçelerine yer verilmiştir. Başvurucular anılan karara itiraz etmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 8/12/2014 tarihinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Ret kararı 23/12/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 22/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.