10. Hukuk Dairesi 2023/8848 E. , 2024/11783 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2729 E., 2023/459 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaman Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/108 E., 2020/294 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge
**10. Hukuk Dairesi 2023/8848 E. , 2024/11783 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2729 E., 2023/459 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaman Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/108 E., 2020/294 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'un davalı şirkette elektrik işçisi olarak çalıştığını, 27.05.2013 tarihinde Silopi'de iş kazası geçirerek vefat ettiğini, müteveffanın durup dinlenmeden ve çok ağır şartlarda çalıştırıldığını, bu durumun ise iş kazasının gerçekleşmesine neden olduğunu, müteveffanın soğutma kulesine plastik malzemelerin montajını yaptığı esnada yapıştırıcı maddeyi solumak zorunda kalması nedeniyle etkilendiğini ve baş dönmesi şikayetiyle revire gittiğini, daha sonra hastaneye sevk edilen müteveffanın hastanede hayatını kaybettiğini, davacıların müteveffanın yasal mirasçıları olduğunu, bu iş kazası nedeniyle davacıların çok derin ve onarılması imkansız acılar yaşadıklarını ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu edilen tüm alacak ve tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı şirketin işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili tüm önlemleri aldığını, gerekli araç ve gereçleri bulundurduğunu, denetim ve gözetim yükümlülüğünü, işçiyi bilgilendirme ve eğitim verme sorumluluğunu yerine getirdiğini, ... işçinin vefatının kalp krizi nedeniyle gerçekleştiğini, işçiye verilen işin niteliği gereği böyle bir rahatsızlığa sebebiyet vermeyeceğini, ölümün kimyasal, radyoaktif, biyolojik maddelerden kaynaklanmadığını, kaldı ki hiçbir surette bu maddelere korumasız olarak maruz bırakılmadığını, alışma esnasında maruz kalabileceği istisnai hallerde kullanılmak üzere kişisel koruyucu donanımların işçiye tesis edildiğini, bu ekipmanları kullanmasının sağlandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 'e otopsi işlemi yapılmadığından kesin ölüm nedeninin söylenemeyeceği, ancak olayın gelişimi, kişinin yaşı, cinsiyeti, tanık beyanları ve hastane kayıtları itibariyle, kişinin ölümünün kalp krizinden olduğu kanaatini kuvvetlendirdiği, bu klinik tablonun genelde 50 yaş altı, sigara kullanımı, aile öyküsü olan, daha önceden herhangi bir sağlık şikayeti olmayan erkeklerde görülmekte olduğu, genellikle yapılmakta olan efordan bağımsız olarak, ani gelişen, dakikalar içinde hızla kötüleşen göğüs ağrısını takiben fenalaşma hissi, genel durum bozukluğunu takiben tıbbi müdahale yapılsa dahi sonuç alınamayarak hastanın kaybı ile sonuçlanan bir klinik tablo olduğu, önceden yapılacak en ileri kardiyovasküler tetkiklerle bile tespit edilemeyen bir vasıfta olduğu, müteveffaya işe başlarken yapılan tıbbi değerlendirmelerin yeterli detayları ve tetkikleri içerdiği, ileri tetkik ve tedavi için yönlendirme yapılmasının gerekli olmadığı, müteveffanın kimyasallara maruz kaldığına ve bu durumun müteveffayı ölüme götüren tabloya etki ettiğine dair delilin bulunmadığını, ayrıca uçucu-yapıştırıcı madde solunması ile bağlı ani kalp krizi klinikliği arasında gösterilmiş tıbbi ve bilimsel veri bulunmadığı, tüm bu hususlar karşısında, ...'un geçirmiş olduğu tıbbi rahatsızlığın, önceden yapılacak tıbbi değerlendirmelerle tespit edilemeyecek bir durum olduğu ve yapılan iş ile arasında illiyet bağı bulunmadığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, müteveffanın, vücudunda bünyevi şartlara bağlı gelişen sağlık sorunu sebebiyle vefat ettiği, müteveffanın ölümünde iş yerindeki çalışma koşullarının etkisinin tespit edilemediği, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin, illiyet bağı oluşturacak, müteveffanın geçirdiği iş kazasına sebebiyet verecek doğrudan ve dolaylı herhangi bir eylemi ya da ihmalinin olmadığı, davalı işverenin alabileceği herhangi bir önlemin bulunmadığı, dolayısıyla davalı işverene atfı kabil kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın durup dinlenmeden ve çok ağır şartlarda çalıştırıldığını, davalı işverenliğe ait Silopi’deki şantiyede, soğutma kulesine plastik malzemelerin montajını yaptığı esnada yapıştırıcı maddeyi solumak zorunda kalması nedeniyle etkilendiği ve baş dönmesi şikayetiyle revire gittiğini, daha sonra hastaneye sevk edilen müteveffanın hastanede vefat ettiğini, müteveffanın ölümüne ilişkin hastaneden gelen belgeler doğrultusunda en doğru tespitin yapılabilmesi için dosyanın öncelikle Adli Tıpa gönderilmesi gerektiğini, ancak İlk Derece Mahkemesince hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan, kusur oranı hesaplama yoluna başvurulduğunu, müteveffanın davalı işveren yanında, kimyasal ilaçlara maruz kalarak ve normal çalışma saatlerinin üzerinde mesai yaparak çalışmış olmasına rağmen davalı işverene kusur atfedilmeyerek davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını iddia ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi ...'un davalı iş yerinde 11.09.2012 tarihinde işe başladığı, 27.05.2013 tarihinde iş akdinin sona erdiği, iş akdinin sona erme nedeninin vefat olayı olarak gösterildiği, müteveffanın davalı iş yerinde elektrik işçisi olarak görev yapmakta olduğu, belirli süreli iş sözleşmesinde çalışacağı alanın şantiye olduğunun belirtildiği, sigortalı bilgilerinde mesleğinin "bina dışı inşaat sektöründe nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar" olarak gösterildiği, davalı iş yeri kayıtları ile sabit olduğu üzere; doktor tarafından ... ... hakkında 06.05.2013 tarihli Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışacaklara Ait İşe Giriş/Periyodik Muayene Formu düzenlendiği, bu formda müteveffanın davalı iş yerinde ağır ve tehlikeli işlerde ve yükseklikte bedenen çalışmaya elverişli olduğunun belirtildiği, yine söz konusu kayıtlarda; müteveffaya işe başlama eğitiminde iş sağlığı ve güvenliği talimatı ile kişisel koruyucu donanımların imza karşılığı teslim edildiğinin kayıtlı olduğunun görüldüğü, dosya kapsamında yer alan ölüm belgesinde; müteveffanın ölüm yerinin hastane, ölüm şeklinin "bulaşıcı olmayan hastalık (doğal ölüm)" olarak belirtildiği ve ölüm olayı sonrası otopsi işleminin yapılmadığı, işçi ...'un vefatı olayı sonrası iş güvenliği mühendisi ... , genel formen ... , araç şoförü ... ve şantiye şefi ... Yazkaç tarafından tanzim edilen 28.05.2013 tarihli tutanakta; "27.05.2013 günü davalı şirketin Silopi şantiyesinde elektrikçi olarak çalışmakta olan ...'un öğleden sonra saat 16:00 sularında kendisini iyi hissetmediğini, göğsünde sıkışma ve çarpıntı olduğunu genel formen ... 'e söylediği, bunun üzerine ... 'in ...'u araçla şantiye revirine götürdüğü, revirde ... isimli sağlık personelinin tansiyon ölçümü ve ilk yardım işlemini yerine getirdiği, orada ...'un kendisini iyi hissetmediğini beyan etmesi nedeniyle ...'ın ... 'i kontrol amaçlı Silopi Devlet Hastanesine sevk ettiği, araçla hastaneye götürüldüğü sırada ... 'in fenalaştığı, Silopi Devlet Hastanesinde hastanın tedavi altına alındığı ve kalp krizi teşhisi konulduğu, Hastanede iken ...'un kalbinin durduğu, müdahale sonrası tekrar çalıştığı, sonrasında tekrar durduğu ve ...'un saat 18:00 sıralarında hayatını kaybettiği" şeklinde belirtildiği, SGK Başkanlığı İş Müfettişi tarafından hazırlanan raporda; kazalı ...'un işyerinde 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdine istinaden çalıştığı, kaza olayının ...'un 27.05.2013 tarihinde işyerinde bulunduğu sırada meydana geldiği belirlendiğinden, olayın, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin (a) bendi gereği iş kazası olduğu, meydana gelen olayın işveren, işçi ve üçüncü kişinin kusuru, İş güvenliği mevzuat hükümlerine aykırı hareket sonucu meydana geldiği yönünde bir tespit yapılamadığı, ölüme sebebiyet veren “Kardiyak Arrest” rahatsızlığı konusunda değerlendirme yapma imkânı bulunmaması nedenlerinden dolayı, tarafların sorumluluğu konusunda 5510 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirme yapılamamış olduğu ve sorumluluk oranlarının tespit edilemediği kanaatinin belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince alınan her iki kusur raporunda da, müteveffanın vücudunda bünyevi şartlara bağlı gelişen sağlık sorunu sebebiyle vefat ettiğinin, bu nedenle de davalı işverenin atfı kabil kusuru bulunmadığının belirtildiği, somut olay değerlendirildiğinde, müteveffanın vücudunda bünyevi şartlara bağlı gelişen sağlık sorunu sebebiyle vefat ettiği, iş kazasının kimyasal madde solunması sonucu gerçekleştiğine dair dosya arasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, müteveffanın ölümünde işyerindeki çalışma koşullarının etkisinin tespit edilemediği, olayın meydana gelmesinde davalı işverenin illiyet bağı oluşturacak, müteveffanın geçirdiği iş kazasına sebebiyet verecek doğrudan ya da dolaylı herhangi fiilinin (eylemi ya da ihmalinin) olmadığı, işverenin alabileceği herhangi bir önleminin bulunmadığı, hal böyle olunca kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusuru olmadığı, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hesap ilkelerine uygun düzenlenen hesap bilirkişi raporuna, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.