9. Ceza Dairesi 2023/2244 E. , 2023/2927 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1755 E., 2022/1716 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden; hükmedilen cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde kesin olduğu belirlenmiştir. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen h…
**9. Ceza Dairesi 2023/2244 E. , 2023/2927 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1755 E., 2022/1716 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden; hükmedilen cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde kesin olduğu belirlenmiştir. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilerek yapılan incelemede; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2022 tarihli ve 2022/7292 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 63 üncü maddeleri ile109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ile 43 ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkraları gereğince cezalandırılması ve hakkında hak yoksunluklarına karar verilmesi istemli kamu davası açılmıştır. 2. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2022 tarihli ve 2022/120 Esas, 2022/384 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/1755 Esas, 2022/1716 Karar sayılı kararı ile hükümlere yönelik yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2023 tarihli ve 9-2023/8786 sayılı Tebliğname'si ile ret-onama görüşlü olarak Dairemize gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanığın Temyiz İstemi Mağdurenin ifadelerinin çelişkili olduğunu, başkasıyla yaşadığı olayı kendi üzerine yıkmaya çalıştığını, mağdureyle cinsel ilişki yaşamadığını, kaldığı apartın giriş çıkışlarına ilişkin kamera kayıtlarını talep ettiğini ancak alınmadığı için suçsuzluğunu ispatlayamadığını, mağdure ile yalan söylediği için ayrılması sonrasında olayların meydana geldiğini, mağdurenin ailesi benimle konuştuğunu bilmiyorduk dediklerini ancak mağdurenin ve babasının telefon kayıtları alınırsa durumun çok net belli olacağını, Mahkemece pişmanlığı gösterir bir durum olmadığının söylendiğini, ancak işlemediği bir suçtan dolayı pişman olamayacağını, ilişkiye girdiği kişinin mağdurenin yazışmalarında ... ... diye kayıtlı olan kişi olarak düşündüğünü, yazışmalarda bu kişinin mağdureyi eve davet ettiğini mağdurenin de kabul ettiğini gördüğünü, mağdurenin 5 Ekim gecesi Kumafsarı mahallesine gittiklerini söylediğini ancak ne kendisinin ne de mağdurenin orada telefon sinyalinin bulunmadığını, mağdure ve ailesinin kaldığı yerin etrafında bolca aydınlatmanın mevcut olduğunu ve aracın beyaz renkte olduğunu, katılan ...'nın aracı görmemesinin imkansız olduğunu, mağdurenin kendisinin göbek deliğini görmediğini söylediğini, 8-9 defa ilişkiye giren kişinin göbek deliğindeki farklılığı söyleyebilecek olduğunu, dosyada adı geçen apartlardan sadece foto gülümsenin üstünde bulunan daireye mağdurenin geldiğini, kendisine gel diye bir şey söylemediğini, kendi kafasından çıkıp geldiğini, en fazla 5-10 dakika kadar dairenin kapısının önünde ondan neden ayrıldığını sorduğunu, yalanları için ayrıldığını söylediğini, kendisinden özür dilediğini ancak özrünü kabul etmediği çin kapıyı suratına kapattığını, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulandığını ancak kendisinin çağırmayıp zorla tutmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin olay tarihinde başka bir erkek şahısla da görüşmesinin mevcut olduğunu ve bu hususun araştırılmamasının bozma sebebi olduğunu, sanığın mağdurenin telefonunda son olarak gördüğü mesajın ... ... diye birinden gelen ve "Ev boş gelsene" içeriği olan bir mesaj olduğunu, bu mesajın mağdurenin olay tarihinde sanık dışında başka erkek şahıslarla birlikteliğinin olabileceğinin göstergesi olduğunu, mağdurenin HTS kayıtlarının dosya arasına getirilmesi sanığın suçsuzluğunun ispatı açısından çok önemli bir delil iken bu talebin reddi usul ve kanuna aykırı olduğunu, mağdurenin tüm beyanlarının çelişkili olduğunu ve değer atfedilmesinin mümkün olmadığını, sanığın nezdinde hiçbir silah ya da bıçak bulunmamasına rağmen sanığın evinde birden çok silah olduğunu ve belinde bıçak olduğunu belirten mağdure beyanına rağmen apartta bu nesnelerin bulunduğuna ilişkin bir araştırmanın yapılmadığını, mağdurenin beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılmadığını, sanığın suçsuzluğunun ispatı açısından mobese kayıtlarının ve apart kamera kayıtlarının dosya arasına alınmasının elzem olduğunu, mağdurenin kendisine cinsel istismarda bulunulduğunu ve bunların hangi apartlarda hangi tarihlerde gerçekleştiğini açıkca ifade etmesine rağmen bu apartın kamera kayıtlarının dosya arasına alınmamış olmasının eksiklik olduğunu, katılanların ifadelerinin de mağdure ifadesi gibi çelişkili olduğunu, suçun sanık tarafından işlenmediğinin dosyada mevcut olan göbek deliği ayrıntısı ile sabit olduğunu, sanık ile yaklaşık 10 kere cinsel ilişkiye girdiğini beyan eden mağdurenin bu ayrıntıyı fark etmemiş olmasının mümkün olmadığını, mağdurenin arkadaşının ve babaannesinin beyanlarının alınmasının gerektiğini, mağdurenin gerek psikolojik problemleri gerekse de sanığa karşı husumet beslemesi sebebiyle sanığa iftira attığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Sanığa en üst sınırdan mahkumiyet hükmü verilmesi gerekirken usul ve kanunlara aykırı bir şekilde aşağı hadden ceza verilmesi yoluna gidildiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; "...olay tarihlerinde 15 yaşından küçük olan mağdur ile sevgili olan sanığın, 05/10/2021 tarihi gecesinde Acıpayam ilçe merkezinde bulunan stadyumun yanında araç içerisinde mağdurun yanağından öptüğü, vücudunun çeşitli yerlerine dokunduğu, ardından birlikte gittikleri ... isimli hırdavatçının üst katındaki apartta mağdurun rızası doğrultusunda mağdur ile vajinal yoldan ilişkiye girdiği, diğer günlerde de bu apartta mağdur ile rızası doğrultusunda birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği, tarihi tam olarak tespit edilmeyen 2021 yılının Aralık ayı veya 2022 yılı Ocak ayında da Cansızlar Apart isimli yerde yine mağdur ile rızası doğrultusunda vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, mağdurun alınan doktor raporunda hymende saat 3 hizasında kaideye ulaşmayan eski yırtık ile saat 5 hizasında kaideye ulaşan eski yırtık izlendiğinin belirtildiği hususları sabit olup, tüm bu hususlar mahkememizin kabulüdür. Mağdurun hastane doğumlu olması, sanık ile mağdurun çok küçük bir ilçede yaşamaları, aralarındaki tanışıklığın sevgililik boyutuna dönüşmesi ve yaklaşık 5-6 ay sürmesi, sanığın mağdurun okuduğu okula giderek okulda dahi ziyaret etmesi, mağdurun kayıt yaşı ile uyumlu bir dış görünüşünü olduğuna dair duruşma zaptına geçen mahkeme heyet gözlemi hususları bir arada değerlendiğinde; somut olayda sanığın mağdurun yaşını bilmediği şeklindeki savunmasına itibar edilmemiş ve hata hükümlerinin uygulama alanı olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama neticesinde sanık savunmaları beyanları değerlendirildiğinde; Sanık ... \*\*\* savunmasında özetle, mağdurun yaşını 16 olarak bildiğini, sosyal medya üzerinden tanıştıklarını, sevgili olduklarını, araç ile mağduru almaya gitmediğini, mağdurun kendisinin kaldığı aparta hiç gelmediğini, \*\*\* apartın önüne geldiğini ancak yukarı hiç çıkmadığını, mağdurun okuduğu okulun yakınlarında buluştuklarını ancak mağdurun kaçıncı sınıfa gittiğini hiç sormadığını, ayağının kırılmadığını, mağdura böyle bir şey söylemediğini, mağdur ve ailesi taşınırken mağdurun kendisinin yanına gelmediğini, mağdurun babası ile görüştüğünü, babasının kendisine ilişkilerine izin verdiğini, ablasının evine gidebileceklerini ancak ortalıkta görünmemeleri gerektiğini söylediğini, mağdurun kendisine küçükken olukbaşı köyünden ... isimli biri tarafından tecavüze uğradığını annesinin anlattığını söylediğini, bunun üzerine kendisinin 'ben sana sahip çıkarım' dediğini, Ocak ayından sonra ilişkilerinde problemler çıktığını, mağdurun telefonunda başka bir erkekle konuşmalarını gördüğünü, bu erkek şahsın mağduru evine davet ettiğini, mağdurun kabul ettiğini gördüğünü, bunun üzerine mağdurdan ayrıldığını, mağdurun babasının kendisini aradığını, 'kızım daha 16 yaşında aklı ermiyor' dediğini, babasının isteğiyle mağdurla tekrar barıştığını, mağdurun yalan söylemeye devam ettiğini bu sebeple tekrar ayrıldıklarını, sonrasında mağdurun kendisine mesaj atarak 'çok pişman olacaksın bunu unutma' dediğini, bu nedenle hakkında asılsız iddialarla şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. ... Bu bilgiler ışığında mağdurenin anlatımları değerlendirildiğinde; mağdurun olayları zaman ve mekan bağlantılı olarak anlattığı, mekanın iç dizaynına yönelik anlatımlarının olduğu, beyanlarının tutarlı olduğu, detaylı anlatımlar içerdiği, mağdurun anlatımlarında sanık ile aralarında geçen 'ben sana sahip çıkarım', 'bacağım kırıldı' gibi spesifik diyalogların geçtiğini beyan ettiği, mağdurun kemerinin açılmaması, sanığın arkadaşından apartının anahtarını istemesi, sanığın ablasının evde olup olmadığına yönelik konuşmalar, sanığın halı sahada bacağını kırdığına yönelik yaptığı konuşma sonrası mağdurun eve gelmesi üzerine 'kim söyledi sana bacağımı kırdığımı' şeklindeki beyanlarının alışılmışın dışında atipik anlatımlar olduğu, olayın açığa çıkması için mağdurun bu olayı anlatmaya utandığı için öncelikle çocukluğunda yaşadığı farklı bir olaydan bahsetmesi, bunun amacının da iç beden muayenesi yapılmasına kendisinin yönlendirilmesinin sağlanması, iç beden muayenesi sonucunda gerçeğin ortaya çıkacağını düşünmesi hususlarının da yine atipik anlatımlar olduğu, mağdurun sanığın ablasının eşine ait aracın modeline ve plakasına kadar bildiği, mağdurun sanığa asılsız iddialar ile iftira atması durumunda bu hususu açıkça anlatıp şikayetçi olabileceği, müşteki ... \*\*\*'un da kızını sabaha karşı 05:30'da bir arabanın eve bıraktığını gördüğünü beyan ettiği, bu beyanının da mağdurun beyanlarını desteklediği de göz önüne alındığında mağdurun beyanlarına itibar etmek gerektiği kanaatine varılmıştır. Buna göre; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık savunmasında kendisinin vücudunda birtakım farklılıklar olduğunu, bu farklılıklarının cinsel organında ve göbek deliğinde olduğunu beyan etmiş, mağdurun ise bu farklılıkları fark etmemiş ise de mağdur beyanlarında ilişkiye girmek istemediği için gözlerini kapatıp başını yana çevirdiği, üzerlerinde örtü olduğu ve sanığın vücuduna bakmadığını, yalnızca sanığın omzunun arka kısmında yara izi bulunduğunu, bunu da sanığın kendisine gösterdiğini beyan ettiği, bu beyanlarının makul ve hayatın olağan akışına uygun olarak değerlendirildiği, mağdur beyanlarını alınan doktor raporunun desteklediği, beyanlarına yukarıda açıklanan gerekçeler ile itibar edildiği, sanığın savunmasının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, mağdurun yaşını 16 olarak bildiği savunmasına ise mağdur ile aralarında birden fazla kez görüşmelerinin olduğu, mağdur ile sevgili oldukları ve mağdurun okulunu bildiği, kaçıncı sınıfta okuduğunu da bilmesi gerektiği, kaldı ki sevgililik ilişkileri süresinde mağdurun doğum gününün de olduğu, mahkememizce yapılan değerlendirmede mağdurun görünüşü itibariyle yaşı ile uyumlu olduğu değerlendirilmiş olmakla sanığın bu savunmasına itibar edilmemiş, sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. Özellikle mağdur beyanlarında somut olay örgüsü ile uyumlu atipik çok sayıda detaya yer verildiği; örneğin sanığın kendisinin ayağını kırık olduğunu söyleyerek mağduru yanına çağırması akabinde sanığnı yanına giden mağdurun sanığı üzerinde örtü ile uzanır vaziyette görmesi, sanığın bu hususun bir yalan olduğunu mağdura söylemesi; yahut bir olay anında mağdurun kemerinin zor açılması gibi, kurgudan uzak anlatımların bulunduğu; yine mağdurun, sanığın kendisi ile bir arkadaşının evinde buluştuğuna dair beyanları doğrultusunda, bu beyanları doğrular nitelikte tanık beyanları bulunmakla, bu hali ile mağdur anlatımını desteklen yan delillerin bulunduğu görülmüş bu gerekçeler ile mağdur beyanlarına itibar edilebileceği değerlendirilmiştir. Sanığın, cinsel organının ucunda ben bulunması ve göbek değiliğinin dışa doğru olmasına dair savunmaları yönünden yapılan değerlendirme uyarınca; öncelikle sanığın göbek deliği duruşmada görülmüş; göze batan olağan dışı bir farklılığın bulunmadığı, sanığın savunmasında bu olguyu olduğundan daha da büyük bir çıkıntı varmış gibi ileri sürdüğü gözlemlenmiştir. Bu hali ile sanığnı göbek deliğinin iddia ettiği gibi olağan dışı bir farkındalık barındırmadığı değerlendirilmiştir. Cinsel orgun yönünden ise; mağdurun suç tarihlerinde henüz 14 yaşını bile doldurmadığı düşünüldüğünde; mağdurun anlatımlarında cinsel ilişki anında kafasını çevirdiği, sanığa bakmadığı, üzerilerinde örtü bulunduğuna dair beyanları olay ve oluşa uygun bulunmuş, bu nedenle, sanık haricinde yetişkin bir erkek cinsel orgunı görmediğini beyan eden mağdurun, sanığın cinsel orgunanına detay vermemesi hususu somut olay özelinde mağdurun beyanlarına itibar edilmesine engel bir durum olmadığı değerlendirilmiştir. Yine somut olayın ortaya çıkış şekli yönünden de; mağdur somut olayın yarattığı tramvayı ilk olarak okulda öğretmenine paylaşmış; ilk anlatımında sanıktan başka bir olaydan bahsettiği görülmüşşe de; araya zaman ve fasıla girmeksizin hemen akabinde yapılan ikinci görüşmede mağdurun ilk görüşmenin hemen arkasından gelerek gerçek durumu bu hali ile anlattığı görülmüştür. Burada özellikle üzerinde durulması gerekmektedir ki; mağdur olay tarihlerinde henüz 13 yaşında küçük bir kasabada oturan bir kız çocuğu olup, olayın ilk olarak, iddianame konusu şekli ile, sanık ile rızaya dayalı ilişki olarak anlatması halinde, gerek ailesel gerekçe çevresel bir baskı görme korkusu ile hareket ettiği değerlendirilmiş, aksine rıza dışı, küçük yaşta, açık kimliği bilinmeyen biri tarafından bu şekilde bir eyleme maruz kalma iddiası halinde ise, gerek aile gerekse toplum tarafından ön yargı ile yaklaşılmayacağı kanaatinde olduğu değerlendirilmiş, nitekim mağdur da kovuşturma evresinde bu doğrultuda beyanda bulunarak bu çelişkiyi gidermiş olup, bu gerekçeler ile mağdurun okulda verdiği ilk beyanların çelişki arz etmediği değrelendirilmiştir. - Cezalandırmada alt sınırdan uzaklaşılmama gerekçesi: Yapılan yargılama neticesinde; Mağdurun 06/12/2007 tarihi doğumlu olduğu, bu bağlamda olay tarihleri itibariyle 13-14 yaşında olduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı mağdura yönelik Nitelikli Cinsel İstismar suçunu işlediği sabit olmakla, suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi ve sosyal durumu, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik nazara alınarak eylemine uyan TCK.nun 103/2. Maddesi gereğince takdiren alt sınırdan cezalandırılması yoluna gidilmiştir. TCK'nın 43. maddesinin (zincirleme suç) değerlendirilmesi: TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen 'zincirleme suçun' oluşabilmesi için; birden fazla suçun bulunması, bunların aynı tipte suçlar olması, suçların aynı kişiye ya da topluma karşı işlenmesi, suçların aynı kişiye veya topluma karşı değişik zamanlarda ya da aynı suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmiş olması ve suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi gerekir. Somut olayda, sanığın mağdura karşı nitelikli cinsel istismar suçunu birden fazla kez işlendiği ancak kaç kez işlendiğinin kesin bir şekilde tespit edilemediği anlaşıldığından TCK'nın 43/1 maddesi asgari hadden tatbik edilmiştir. -TCK'nun 62.maddesinin (takdiri indirim nedenleri) değerlendirilmesi: TCK'nın 'takdiri indirim nedenleri' başlıklı 62. maddesinde; indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri örnekseme yoluyla sayılmıştır. Bu doğrultuda sanığın pişmanlığını gösteren bir davranışının bulunmadığı nazara alınarak hakkında TCK'nın 62. maddesi tatbik edilmemiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden yapılan değerlendirme neticesinde: Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, mağdurun beyanlarına itibar edildiği ve hükme esas alındığı, bu durumda sanığın, suç tarihinde 15 yaşını henüz doldurmadığı ve rıza gösterme ehliyeti bulunmadığı anlaşılan mağduru farklı tarihlerde farklı apartlara götürdüğü, araca bindirerek dolaştırdığı anlaşıldığından üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kanaatine varılarak; sanığın da üzerine atılı mağdura yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunu işlediği sabit olmakla, suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi ve sosyal durumu, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik nazara alınarak eylemine uyan TCK.nun 109/2. Maddesi gereğince alt sınırdan cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Suçun çocuğa karşı işlenmesinin cezayı arttıran bir neden olarak düzenlendiğinden mağdurun suç tarihlerinde 13 ve devamında 14 yaşında olduğu göz önüne alınarak TCK'nın 109/3-f maddesi tatbik edilmiştir. Suçun cinsel amaçla işlendiği anlaşıldığından TCK'nın 109/5. Maddesinde düzenlenen arttırım nedeni tatbik edilmiştir. Sanığın mağdura karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu birden fazla kez işlendiği ancak kaç kez işlendiğinin kesin bir şekilde tespit edilemediği anlaşıldığından TCK'nın 43/1 maddesi asgari hadden tatbik edilmiştir. Sanığın pişmanlıktan uzak beyanları nazara alınarak hakkında TCK'nun 62.maddesinde yazılı takdiri indirim nedenleri uygulanmayarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle sanığın üzerine atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/1755 Esas, 2022/1716 Karar sayılı kararı ile hükümlere yönelik yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. IV. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ve katılan mağdure vekilinin anılan hükme yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar vermek gerektiği belirlenmiştir. B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle anılan maddenin tatbikine yer olmadığına karar verilmesi karşısında söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/1755 Esas, 2022/1716 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılan mağdure vekilinin vaki temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE, B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdaafiinin ve katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2022/1755 Esas, 2022/1716 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının Denizli 1. Ağır Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2023 tarihinde karar verildi.