7. Ceza Dairesi 2021/9723 E. , 2022/15803 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I.Katılan ... İdaresi vekilinin nakil aracının iadesi kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Kaçak eşyanın, nakil aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, iyin…
**7. Ceza Dairesi 2021/9723 E. , 2022/15803 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; I.Katılan ... İdaresi vekilinin nakil aracının iadesi kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Kaçak eşyanın, nakil aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, iyiniyetli 3. kişiye ait olduğu ve aracın müsaderesi için gereken şartların gerçekleşmediği cihetle; Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle nakil aracının iadesine dair hükmün ONANMASINA, II.Sanık ... müdafii, sanık ... ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; 1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/1, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/1. madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra, 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasanın 3/22 ve 5/2. maddelerinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2-Sanıklar hakkında belirlenen cezada, 5607 sayılı Yasanın 4/4. maddesinde düzenlenen meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan faydalanarak suçun işlediğinden bahisle arttırım yapılmış ise de sanıkların şoför ve muavin olmasının başlı başına 5607 sayılı Yasanın 4/4. maddesinde yer alan nitelikli hale sebebiyet vermeyeceği gözetilmeden ve mesleğinin de nasıl bir kolaylık sağladığı tartışılmadan sanıklar hakkında fazla ceza tayini, 3-Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan ilamın karar yerinde gösterilmemesi ve tekerrür uygulanması sırasında Yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Yasaya aykırı, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ile ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklar ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanıkların da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile mahkumiyetine karar verilen ...’nin beraati gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki; 1)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesi'nin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanıkların temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2)Sanık ... aşamalardaki değişmeyen savunmalarında özetle, diğer sanık ...’nin olay günü Batum’daki terminalde kendisine muavinlik teklif etmesi üzerine suça konu sigaraların yakalandığı otobüste ilk seferine çıktığını, yakalanan sigaralardan haberinin bulunmadığını, ilk kez arama yapılırken sigaraları gördüğünü, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir. Dosyada bulunan 07.11.2013 tarihli Olay, Arama ve Yakalama Tutanağına göre, sanıklardan Bayramali’nin şoför olarak kullandığı otobüsün bağajı ile çoğunluğu otobüsün doğal boşluklarında olmak üzere 163 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/04/2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere “… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.” Tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamı, sanık ...’nin aşamalardaki savunmalarında, sanık ...’nin olay günü Batum’daki terminalde kendisine muavinlik teklif etmesi üzerine suça konu sigaraların yakalındığı otobüste ilk seferine çıktığını, yakalanan sigaralardan haberinin bulunmadığını, suçlamayı kabul etmediğini söylemesi, suça konu sigaraların çoğunluğunun otobüsün doğal boşluklarına gizlenmiş olarak ele geçirilmesi, ilk kez otobüste muavin olarak sefere çıkan sanığın ele geçirilen sigaraların varlığından haberdar olduğunun kabulünün ancak varsayımdan ibaret olması, ceza yargılamasında cezalandırılabilmek için varsayımdan daha fazla delilin bulunması zorunluluğu birlikte değerlendirildiğinde, müsnet suçtan cezalandırılması için savunmalarının aksine somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedeniyle sanık ...’nin beraatine karar verilmesi gerekçesiyle de yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmemesine dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.08.11.2022