5. Ceza Dairesi 2023/12427 E. , 2024/3274 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1721 Esas, 2023/1587 Karar SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebil…
**5. Ceza Dairesi 2023/12427 E. , 2024/3274 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1721 Esas, 2023/1587 Karar SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2022/19 Esas, 2022/146 sayılı Kararı ile sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2. maddesinin (a) bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur. 2. Katılanın istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2022/1721 Esas, 2023/1587 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanın temyiz istemi, sanık tarafından hastaneye borcu olduğunu gösterecek şekilde düzenlenen sahte fotokopi belgenin geçerliliğinin araştırılmadığına, sanık avukatça kazandığı tazminata hukuksuz olarak el konulduğuna, borcun sanık tarafından hastaneye ödendiğine dair herhangi bir banka dekontu, ödeme makbuzu olmadığına, verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Avukatların görev sırasındaki veya görevlerinden doğan suçlarının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58 ve 59. maddeleri gereğince Adalet Bakanlığının soruşturma ve kovuşturma iznine tabi olduğu, 58. maddesinde "... soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine; suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır ..." hükmü yer almış, 59. maddesinde ise "58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır" hükmüne yer verilmiştir. Sanık avukat hakkında Adalet Bakanlığının 11.04.2019 tarihli Oluru ile kovuşturma izni verilmemesi üzerine, katılan tarafından bu işlemin iptali için açılan davada, Ankara 8. İdare Mahkemesinin, 09.11.2020 tarihli ve 2019/1339 Esas, 2020/1905 sayılı Kararı ile; davacının alacaklı olduğu icra takibinde tahsil edilen tutardan 37.565,79 TL'sinin şikayetli avukatın bir diğer müvekkili olan hastanenin davacıdan alacağı olan tutarı davacının bilgisi ve izni olmadan ilgili hastaneye ödemesi yönünden iptaline diğer talepleri yönünden ise reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin, 28.02.2022 tarihli ve 2021/754 Esas, 2022/541 sayılı Kararı ile; soruşturma izni verilmemesine ilişkin isnat ile kovuşturma izni verilmemesine ilişkin isnatlar birbirlerinden bağımsız olup, tek dilekçeyle dava konusu edilebilmesi mümkün olmadığından 2577 sayılı Yasanın 3 ve 5. maddeleri gereği dava dilekçesinin reddi gerekirken işin esasına geçilmesi nedeniyle idare mahkemesi kararında usule uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinafa konu kararın kaldırılmasına karar verildiği, Bozma üzerine, Ankara 8. İdare Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2022/1051 Esas, 2022/1258 sayılı Kararı ile; dava dilekçesinin reddine karar verildiği, Katılanın davacı olduğu Ankara 8. İdare Mahkemesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2022/2045 Esas, 2023/614 sayılı Kararı ile; sanık avukat hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin 25.12.2018 tarihli işlemin iptali için açılan davanın reddine karar verildiği, davanın istinaf aşamasında olduğu, Yine katılanın davacı olduğu Ankara 8. İdare Mahkemesinin, 14.03.2023 tarihli ve 2022/1980, 2023/616 sayılı Kararı ile de; sanık avukat hakkında kovuşturma izni verilmemesine ilişkin 11.04.2019 tarihli işlemin iptali için açılan davanın reddine karar verildiği, davanın istinaf aşamasında olduğu, Atılı görevi kötüye kullanma suçu ile ilgili olarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58 ve 59. maddeleri gereğince Adalet Bakanlığının soruşturma ve kovuşturma izni alındıktan sonra dava açılması gerektiği, bu hususların soruşturma ve kovuşturma şartı olduğu, kaldı ki sanık hakkında belirtilen eylemler nedeniyle; Adalet Bakanlığının, 25.12.2018 tarihli Oluru ile (1) sayılı inceleme maddesine konu iddiadan dolayı soruşturma izni verilmesine yer olmadığına, 11.04.2019 tarihli Oluru ile de kovuşturma izni verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlar verildiği anlaşılmakla, bu kararların kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, sonucuna göre işlem yapılması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesinin (a) bendi uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde karar verildi.