1. Hukuk Dairesi 2026/123 E. , 2026/2114 K. "" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/555 E., 2025/1202 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/201 E., 2021/264 K. Dava, tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir. Davacılar; ... ili, ... Mahallesi ve ... köyünde Osmanlı Devleti zamanından kalan ve mirasbırakanları ... ve ... adlarına kayıtlı olan taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalı .…
1. Hukuk Dairesi 2026/123 E. , 2026/2114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/555 E., 2025/1202 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/201 E., 2021/264 K. Dava, tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir. Davacılar; ... ili, ... Mahallesi ve ... köyünde Osmanlı Devleti zamanından kalan ve mirasbırakanları ... ve ... adlarına kayıtlı olan taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına kaydedildiğini, 1970'li yıllarda yapılan kadastro sonucunda davalı ... adına tescil edilen bu taşınmazların tespitinin gerektiğini, azınlıkların haklarının iadesi kapsamında Vakıflar Kanunu'na eklenen maddelerin sadece vakıflara değil yabancı şahıslara ait malları da kapsadığını ileri sürerek mirasbırakanlarına ait olup da Hazine adına tescil edilen taşınmazların tespit edilerek tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına tescilini, olmazsa bedellerinin tahsilini istemişlerdir. Davalı ... vekili; davanın hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, iddiaların dinlenemeyeceğini, ayrıca kadastro öncesi nedene dayanan davacıların hak düşürücü süre içinde dava açmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davacıların mirasbırakanları olduğunu iddia ettikleri Makdis Haşmanuk ile ... 'ın davacıların mirasbırakanıyla aynı kişiler olduğunun anlaşılamadığı, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen geçici 11. maddenin cemaat vakıfları için getirilen yasal bir düzenleme olduğu, diğer yandan taşınmazların bulunduğu belirtilen bölgede 1956 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığı ve 1957 yılında kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde 10 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü, davacıların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, vatandaşlıklarını kaybetmediği, dava açmalarına engellerinin bulunmadığı halde hak düşürücü süre içinde dava açmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 31. maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılıp davacıların dava konusu etmek istedikleri taşınmazları bildirmelerinin istenmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinden bahisle hüküm ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında davacı tarafa 01.04.2021 tarihli ara karar ile dava konusu etmek istedikleri taşınmazların ada ve parsel numaralarını, ayrıca her bir taşınmaz için hangi tapu kaydına dayandıklarını bildirmek üzere 1 haftalık kesin süre verildiği ve verilen kesin süre içerisinde bildirilmediği takdirde HMK'nın 119/ğ maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılacağına dair ihtarat yapıldığı ancak davacılar tarafından dava konusu etmek istedikleri taşınmazların ada ve parsel numaralarının bildirilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacılar vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk derece Mahkemesince usulüne uygun olarak kurulan ara kararına rağmen davacıların ara kararın gereğini yerine getirmediği, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.