8. Ceza Dairesi 2024/13104 E. , 2024/8822 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/364 E., 2020/1091 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci f…
**8. Ceza Dairesi 2024/13104 E. , 2024/8822 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/364 E., 2020/1091 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, Sarız Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 17.05.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması sonucu 09.01.2019 tarihli iddianame ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Sarız Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 05.11.2019 tarihli ve 2019/10 Esas, 2019/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası,62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; Sanığın askerlik hizmetini yaptığı, Sarız İlçe Jandarma Karakolunda ihbar üzerine henüz bir arama kararı ve emri olmaksızın hakkında da herhangi bir yakalama işlemi yapılmadan önce kaba üst aramasıyla da ele geçirilemeyecek Cannabinoid (bonzai) adlı uyuşturucu maddeyi nöbetçi astsubaya teslim ederek etkin pişmanlık gösterdiği bu nedenle hükmolunan cezasından 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca indirim yapılması gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde etkin pişmanlık şartlarının oluşmadığından bahisle söz konusu hükmün uygulanmayarak sanığa fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı olduğuna ilişkindir III.OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, asker olan sanığın üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi ile sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sarız İlçe Jandarma Komutanlığında askerlik görevini ifa etmekte olan ...'in, uyuşturucu/uyarıcı madde olduğu düşünülen poşete sarılı suç eşyasını Komutanlıkta görevli Astsubay Kıdemli Başçavuş ....ye kendi rızası ile teslim ettiği; bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında sanığın idrar örneğinin alınarak tahlil edilmek üzere sağlık kurumuna; muhafaza altına alınan suç eşyasının ise kriminal incelemesi için Kayseri Polis Kriminal Laboratuvarına gönderildiği; gelen sonuçlarda sanığın idrarında uyuşturucu ve uyarıcı maddeye rastlanılmazken, kriminal raporunda sanığın üzerinde bulunan ve kendi rızası ile rütbeli jandarma personeline verdiği maddenin 2313 sayılı yasa kapsamındaki yasaklı maddelerden olduğunun tespit edildiği ve sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilerek 1 yıl Denetimli Serbestlik Tedbirine hükmedildiği ve kararın infazı için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı; yazılan müzekkere gereğince sanık hakkında denetimli serbestlik uygulamalarına başlanıldığı fakat sanık ...'in yükümlülüklerine uygun davranmaması sebebiyle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak Sarız Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği; sanığın alınan savunmasında; babasının rahatsızlığı nedeniyle psikolojisinin bozuk olduğunu, izindeyken içmek için aldığını, birliğine teslim olduktan sonra pişman olarak komutanına teslim ettiğini beyan ettiği görülmekle, sanığın kriminal raporu ile de sabit olan uyuşturucu maddeyi üzerinde bulundurarak kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın olay tarihinde Sarız İlçe Jandarma Komutanlığında er olarak askerlik görevini ifa ettiği, kriminal uzmanlık raporunda belirtilen sentetik kannobinoid niteliğindeki uyuşturucu maddeyi izinli olduğu bir dönemde, dışarıdan temin edip, beraberinde askerlik görevini ifa ettiği, İlçe Jandarma Komutanlığına getirdiği, olay günü sanığın arkadaşı olan tanık M. K.nın sanıkla uyuşturucu kullanıp kullanmadığı konusunda konuştukları sırada sanığın suça konu maddeyi çıkartarak tanığa gösterdiği, tanık M.K.nın sanığın yanından ayrılarak arkadaşları olan N. T.nin yanına giderek sanığın üzerinde uyuşturucu olduğunu ve kendisine gösterdiğini anlattığı, her iki tanığın birlikte rütbeli personel gazinosuna giderek komutanları olan tanık ....ye olayı bildirdikleri, bunun üzerine tanık ....nin sanığı yanına çağırdığı ve kendisinde uyuşturucu madde bulunup bulunmadığını sorulması üzerine sanığın uyuşturucu madde kullanmadığını beyan ettiği, tekrar sanığa sorması üzerine sanığın eşofman cebinden poşete sarılı vaziyette bonzai olduğu değerlendirilen maddeyi çıkartarak rızasıyla teslim ettiği, sanığın teslim ettiği maddenin sentetik uyuşturucu madde olduğunun kriminal raporuyla sabit olduğu, sanığın bu eylemiyle ilgili olarak Sarız Cumhuriyet Başsavcılığınca 17.05.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın sanığa bizzat 17.05.2017 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiği, kararın infazı için İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın denetimli serbestlik müdürlüğüne giderek denetime başladığı, ancak 25.06.2018 tarihli vaka sorumlusuyla yapması gereken görüşmeye katılmaması üzerine, sanığın birinci kez uyarıldığı, uyarı yazısının 11.07.2018 tarihinde sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın 21.09.2018 tarihli vaka sorumlusuyla olan görüşmesine katılmayarak yükümlülüğü ikinci kez ihlal etmesi nedeniyle denetim dosyasının kapatılarak sanık hakkında atılı suçtan kamu davası açıldığı, sanığın miktar itibariyle kullanım sınırları içerisinde kalan uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla üzerinde bulundurduğu ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle ilk derece mahkemesince sanığın eyleminin sabit görülmesi ve ... cezanın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak kabul etmek bulundurmak suçunu askeri mahalde işlediği sabit olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından sanığa verilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin onuncu fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükme karşı istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden, cezasında artırım yapılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurduğu ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada sanığın üzerinde uyuşturucu madde bulundurup bulundurmadığının sorulması üzerine sanığın eşofman cebinde kaba üst yoklaması ile bulunabilecek bir yerdeki uyuşturucu maddeyi teslim etmesi şeklinde gelişen olayda 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmadığından (Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 06.11.2018 tarih 2017/4458 Esas 2018/7788 Karar ve 12.12.2018 tarih 2017/4184 Esas, 2018/9248 Karar sayılı kararınlarında da belirtilmekle) etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. IV.GEREKÇE Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması konusundaki mahkemenin gerekçesi dosya kapsamına göre yeterli görüldüğünden tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir. Sanığın 04.05.2017 tarihinde uyuşturucu madde kullanması nedeniyle 17.05.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz ... bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun kanun yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 17.05.2017 tarihinde sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, erteleme kararının kesinleşmesinin ardından, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının tebliği üzerine sanığın kuruma başvuruda bulunduğu, sanığın vaka sorumlusu ile görüşmesine katılmaması sebebi ile 11.07.2018 tarihinde uyarıldığı, uyarı sonrası 14.08.2018 tarihli görüşmesine katılarak yükümlülüklerine devam ettiği ancak 21.09.2018, 05.10.2018 ve 02.11.2018 tarihli görüşmesine katılmaması ile dosyasının kapatılarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak ... bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 04.05.2017 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 02.06.2017 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak, a. Açılmış dava bulunmakta ise; Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp; derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için bildirimlerde bulunulup sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde ... olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, b. Açılmış dava mevcut değil ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının (2) nci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibariyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 02.06.2017 tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının (1) inci cümlesinde yer verilen “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. ” hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli ve 2019/364 Esas, 2020/1091 Karar sayılı kararın 5271 sayılı Kanun'u 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2024 tarihinde karar verildi.