Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın müvekkili bankanın kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı, ... ise şube müdürü olarak görev yaptıkları sırada 1996 yılı sonlarına doğru mali yapısı iyice bozulan, mal varlığı üzerine haciz konulup senetleri protesto edilen ... (Yeni Ünvan: ...) Tic. A.Ş. ve ... A.Ş.'ye 1997 yılında 1.500.000 USD'lik harici garanti kredisi kullandırıldığı, bu nedenle banka zararına sebebiyet verdikleri iddia edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 26.04.2007 tarihi itibari ile 58.473 TL asıl alacak, 1.708.144 TL faiz olmak üzere toplam 1.766.617 TL banka zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile; TTK'nun 342. ve 341. Maddeleri gereğince genel kurul kararı olmadan dava açılamayacağı, davaya konu iddianın zaman aşımına uğradığı, en son işlem tarihinin harici garantinin kullanım tarihi olan 27.03.1997 olup üzerinden 10 yılı aşkın süre geçtiği, TTK 309 maddesi gereğince 5 yıllık süre içerisinde dava açılması gerektiği, otorize kredilerde görev ve yetkinin genel müdürlükte olduğu, şube müdürünün otorize krediler açısından işlerinin firmaların kendi taleplerini genel müdürlük kredi değerlendirme müdürlüğüne aktarmaktan öteye geçmediği, davalı şube müdürünün TTK 342. maddesi kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı, zarar ile müvekkilinin işlemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, müvekkilinin kanuna aykırı bir zarar ve işleminden söz edilemeyeceği, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğu beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Davalı ... tarafından verilen cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığı, söz konusu kredilerin 01.10.1996 tarihinde yönet,im kurulu kararı ile onaylanıp şubeye teslim edildiği, bu tarihte genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olmadığı, kredinin verilmesi ve açılmasında herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, 01.11.1996-05.09.1997 tarihleri arasında görevde olduğu, mevcutlu onaylı kredilerin kullandırımı ve münakale yetkisinin şube talebi doğrultusunda kredi pazarlama ve kontrol daire başkanlığına bağlı kredi pazarlama müdürlüklerinin yetkisinde olan bir işlem olduğu, idari soruşturma sonucu tarafına uyarma cezası verildiği ancak savunmada belirtilen şekilde yapılan itiraz üzerine bu cezanın kaldırıldığı beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Tüm Dosya Kapsamı birlikte Değerlendirildiğinde;Dava, TTK’nun 341'inci maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davasıdırMahkememizce 08/06/2011 tarih ve 2007/368-2011/263 sayılı karar ve "... Deliller toplanmış; genel kurul ve yönetim kurulu kararları, Başbakanlık teftiş kurulu başkanlığının 14.10.1999 tarih 14/99-168 sayılı soruşturma raporu, ... 10. Asliye Ceza mahkemesinin ...-... E.K. Sayılı dosyası, ... 6. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ... 14. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyası, ... 14. İcra müdürlüğünün ..., ..., ..., ..., ... sayılı dosyaları getirtilmiş, banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Yapılan yargılamadan toplanan delillerden; davacı banka tarafından müvekkili bankada genel müdür yardımcısı olarak gören yapan ... ile şube müdürü olarak görev yapan ...un görevde bulunduğu sırada mali durumu ciddi şekilde bozuk olan ... (Yeni Ünvan: ...) Tic. A.Ş. ile ... Tic. A.Ş.ye 1997 yılında 1.500.000 USD harici garanti kredisi kullandırıldığı ve bu kredinin geri dönmemesi nedeniyle bankanın zarara uğratıldığı iddia edilerek TTK 336 ve 342 maddeleri gereğince zararın davalılardan tahsilinin istendiği, Öncelikle dava konusu alacağın BK 60. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığı savunulmuş ve bilirkişi tarafından bu doğrultuda görüş bildirilmiş ise de, Bankacılık Yasası gereğince 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve davanın süresinde açıldığı, Davalı şube müdürü ...'un dava konusu toplam iki adette 1.500.000 USD bedelli harici garanti mektubunu vermemek için direndiğinin ve bu kredinin baskı sonucu kullandırıldığının dosyadaki belgelerden ve rapordan anlaşılmış ise de şube müdürü ... 31.12.1996 geçici bilanço verileri gelmeden önce kullandırılmak istenen krediler için kredinin kullandırılmasına muhalif olduğunu genel müdüre sözlü veya yazılı olarak bildirmesinin mümkün olduğu, yine davalı ...'ın üzerinde de belirtilen mektupların verilmesi için baskı olduğu anlaşılmış ise de bu davalı tarafından kredinin kullandırılmasının uygun bulunup onay verildiği, yine bu davalı tarafından kredi kullandırılmadan önce şirketin dosyasına bakılması halinde net işletme sermayesinin olumsuz olduğunun, dolayısıyla şirketin nakit sıkıntısı içinde bulunduğunun ve bu şartlarda alınacak bir nakit kredinin de kısa sürede ödenemeyeceğinin açıkça görüleceği, bu durumda her iki davalının da dava konusu kredinin kullandırılmasında kusurlu bulundukları, ancak davacı banka tarafından dava konusu zararın kaynağı kredilerden doğan alacağın tahsili için ... 14. İcra Müdürlüğünün ..., ..., ..., ..., ... ve ... 6. Icra müdürlüğünün ... sayılı dosyalarında kredi borçlusu şirket ve kefilleri aleyhine icra takipleri yapıldığı, takip dosyalarından anlaşıldığı ve davacı vekilinin 11.10.2010 tarihli celsede de beyan ettiği gibi tüm takiplerin derdest olup henüz sonuçlanmadığı, borçluların aciz halinin söz konusu bulunmadığı, bu durumda öncelikle davalıların sorumlu tutulabilmesi için zorunlu olan zarar unsurunun henüz gerçekleşmediği, takip dosyaları sonuçlanmadan bankanın bir zararı olup olmadığının saptanmasının imkanı olmayıp bu durumda davalıların sorumluluklarına gidilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmesi..." şeklindeki gerekçe ile reddine karar verilen dava Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/6842 Esas, 2013/9861 Karar sayılı ilamı ile bozulmakla dosya yukarıda belirtilen sıraya kaydedilmiştir.