4. Hukuk Dairesi 2009/10860 E. , 2010/10576 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/05/2005 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 16/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi de davacı taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19/10/2010 d
**4. Hukuk Dairesi 2009/10860 E. , 2010/10576 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/05/2005 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 16/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi de davacı taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19/10/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı hazine vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Davacının temyizi yönünden; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 388/son maddesi gereğince, gerekçeli kararın hüküm fıkrası bölümünde istek sonuçlarından her biri hakkında verilen kararın açık, kuşku ve duraksama yaratmayacak biçimde gösterilmesi gerekir. Yerel mahkemece, dava konusu olay nedeniyle 14.02.2006 gününde açılan ve 06.04.2006 günü eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verilen 2006/37 Esas sayılı dava dosyasındaki istek hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 3-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, tedavi hatası nedeniyle sakatlanan dava dışı kişiye ödenen tazminatın, haksız eylemden sorumlu davalıdan rücu yolu ile alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davalı doktorun tedavi hatası nedeniyle sürekli iş göremez durumda kalacak biçimde zarara uğrayan dava dışı kişinin, davacı idare hakkında açtığı davada, SSK hastanesinden alınan kurul raporunda, dava dışı kişinin sürekli iş göremezlik oranı % 55 olarak belirlenmiş ve idare mahkemesince bu oran üzerinden hesaplanmış olan tazminat raporuna göre karar verilmiştir. Davalı doktor idari yargı yerinde görülen davada taraf olmadığından, o davada alınan raporlar eldeki dava yönünden bağlayıcı değildir. Bu nedenle davalının, yeni kanıt gösterme ve bu kanıtlara göre karar verilmesini isteme hakkı vardır. Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda eldeki dava sırasında Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda, tedavi hatası nedeniyle zarara uğrayan dava dışı kişinin sürekli iş göremezlik oranı % 36.2 olarak bildirilmiştir. O halde davalının sorumlu tutulacağı tazminatın kapsamı da buna göre belirlenmelidir. Diğer yandan, zarara uğrayan dava dışı kişinin 1993 yılında geçirmiş olduğu bir kaza nedeniyle kol kemiklerinin kırıldığı, o tarihte yapılan operasyonlar ile koluna platin vidalar uygulandığı, 2000 yılı içerisinde bu vidaların yarattığı sorunları gidermek amacıyla davalı doktorun yapmış olduğu operasyon sırasında bir hata ile sinir kesisi yapılmasının zarara yol açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 1993 yılındaki yaralanmanın da tek başına belli bir oranda sürekli iş göremezlik kaybına yol açmış olması göz ardı edilmemelidir. O halde dava konusu hatalı tedavi nedeni ile ortaya çıkan sürekli iş göremezlik oranı içerisinde, daha önce meydana gelmiş olan kol kırığından kaynaklanan bir pay olup olmadığı üzerinde de durulmalı ve onun sonucuna göre karar verilmelidir. Yerel mahkemece açıklanan olgular üzerinde durulmadan, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (1) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacı yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının (2) sayılı bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı bakanlık yararına takdir olunan 750.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya, davalı yararına takdir olunan 750.00 TL duruşma avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.