Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1200 E. , 2024/4184 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1200 Karar No : 2024/4184 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri V. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar yakını ...'nın…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1200 E. , 2024/4184 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1200 Karar No : 2024/4184 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri V. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar yakını ...'nın, 12/10/2011 tarihinde Siirt ili, Baykan ilçesi, … köyü, … mevkiinde kardeşleriyle birlikte odun topladığı sırada terör örgütü mensuplarınca yapılan saldırı sonucu hayatını kaybettiğinden bahisle, uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık, müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi; kardeşlerinin her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 26/04/2021 tarih ve E:2016/15637, K:2021/1922 sayılı, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne yönelik bozma kararına uyularak, dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, ancak bu durumun idarenin 5233 sayılı Kanundan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacıların başvurusu halinde 5233 sayılı Kanun'a göre ödeme yapılabileceği gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, sosyal risk ilkesine göre idarenin sorumlu olduğu, kusur şartının aranmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakını müteveffa ...'nın, 12/10/2011 tarihinde Siirt ili, Baykan ilçesi, … köyü, … mevkiinde kardeşleriyle birlikte odun topladığı sırada PKK/KCK terör örgütü mensubu kişilerin küçükbaş hayvan sürülerinin içerisine gizlenerek müteveffanın ve kardeşlerinin 20-30 metre yakınlarına kadar gelerek ... marka uzun namlulu silahlarla ateş etmeleri sonucu ağır yaralanarak kaldırıldığı Siirt Devlet Hastanesinde hayatını kaybettiğinden bahisle davacılar tarafından uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık, müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi; kardeşlerinin her biri için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarih ve 25535 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.'' hükmü; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.'' hükmü; olay tarihinde yürürlükte olan haliyle 9. maddesinde, ''Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin olay tarihinde yürürlükte olan haliyle "Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. Terör olayları nedeniyle meydana gelen zararların tazminini öngören 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olaylarından doğan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında idari yargı yerlerince 5233 sayılı Kanun dışında sosyal risk ilkesinin uygulanması olanağını ortadan kaldırmıştır. Sosyal risk ilkesinin, terör olaylarına ilişkin olarak 5233 sayılı Kanunla kanunlaşması karşısında, sosyal risk ilkesine dayalı tazmin istemlerinin anılan Kanun ile yapılan tanım ve sınırlandırmalar çerçevesinde karara bağlanması zorunludur. Ancak 5233 sayılı Kanun, sosyal risk ilkesi dışında, nedensellik bağına dayalı, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk sebepleri nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre tam yargı davası açılmasına engel oluşturmamaktadır. Bu itibarla, terör ve terörle mücadeleden doğan zararların tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, Mahkemece öncelikle, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğu bulunup bulunmadığının irdelenmesi, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince, dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, ancak bu durumun idarenin 5233 sayılı Kanundan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacıların başvurusu halinde 5233 sayılı Kanun'a göre ödeme yapılabileceği belirtilerek maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmişir. Her ne kadar davacılar tarafından genel hükümlere göre maddi tazminat isteminde bulunulmuşsa da, dava konusu olayın bir terör eylemi olduğu, terör eylemi ile ilgili herhangi bir ihbar veya istihbari bilginin olmadığı, dolayısıyla olayın öngörülebilir nitelik arz etmediği, davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, uyuşmazlığa konu olay nedeniyle meydana gelen maddi zarar, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden, son işlem olarak İçişleri Bakanlığının zımni ret işlemi (10/08/2012) tarihindeki geçerli memur aylık katsayısının esas alınması adil ve hakkaniyete uygun olacaktır. Buna göre; Mahkemece, İçişleri Bakanlığının zımni ret işlemi (ön karar) tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunacak miktarın elli katı tutarında belirlenecek maddi tazminatın davacı anne ve babaya miras payları oranında ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, maddi tazminat istemlerinin reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.