12. Ceza Dairesi 2020/11412 E. , 2024/6498 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/186 E., 2016/103 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hak…
**12. Ceza Dairesi 2020/11412 E. , 2024/6498 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/186 E., 2016/103 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4, 63. Maddeleri uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mahkemenin iki rapor arasındaki çelişkiye rağmen yeni rapor alma gereği duymadan aleyhe olan raporu üstün tuttuğuna ve sanığı mahkum ettiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 14/06/2015 günü saat 20.05 sıralarında meskun mahalde, gündüz vakti, bölünmüş düz ve eğimsiz karayolunda, sanık ... idaresindeki çekici ve bağlı yarı römork ile Aydın istikametinden Denizli istikametine doğru seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde yolun sağına çekerek dörtlü ikaz lambalarını yaktığı , yaklaşık 8 dakika sonra belediyeye ait bir çöp kamyonunun sanığın aracının hizasına gelmeden evvel arkasından gelen başka bir aracın çöp kamyonunu solladığı, çöp kamyonunun kendi şeridinde çekici ve bağlı yarı römorku geçtiği esnada arkasından gelen mağdurun, idaresindeki motosiklet ile çöp kamyonunu sağından geçmeye çalıştığı sırada sanığın idaresinde olan yarı römork cinsi aracın sol arka kapak açma-kapama kısmına çarptığı, olay nedeniyle motosiklet sürücüsü ...'nın olay yerinde öldüğü, motosiklette yolcu olan ...'ın ise yaralandığı, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 16/06/2015 tarihli raporda, çekici ve bağlı yarı römork aracın yürür aksamında herhangi bir sıkıntının olmadığı, arızanın anlık bir arıza olabileceği, bunun tespitinin arıza sırasında yapılabileceği, daha sonra arızanın tespitinin yapılmasının mümkün olmadığının belirlendiği, kaza tespit tutanağı ile trafik bilirkişi raporunda sanık sürücünün Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 124. maddesinde belirtilen ‘’Bir trafik işareti ile izin verilmiş olması, duraklama ve arızalanma halleri dışında, yerleşim birimleri içindeki karayollarında; kamyon, çekici, otobüs veya bunların römorkları, lastik tekerlekli traktörler ile her türlü iş makinelerinin bulundurulmaları ve parkedilmeleri yasaktır.‘’ kuralını ihlâl etmesi nedeni ile ikinci derece kusurlu olduğunun tespit edildiği, İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20/10/2015 tarihli raporda ise sanığın idaresindeki çekici ve ona bağlı yarı römork ile en sağ şeritte dörtlü ikaz lambaları açık vaziyette durduğu esnada aynı istikamette gerisinden kontrolsüz biçimde yaklaşan motosikletin çarpmasına maruz kaldığı olayda atfı kabil bir kusurunun bulunmadığının belirlenmesi üzerine mahkemece trafik bilirkişi raporu ile İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlen raporda, ölen motosiklet sürücüsünün hızının yüksek olduğu ve önündeki taşıtları geçme manevrasını nizami olmayan şekilde yapmaya çalıştığı, Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a maddesinde yer alan "Sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik Özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar" hükmü uyarınca gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, sanığın ise; Karayolları Trafik Kanunu 62. maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 124. maddeleri uyarınca kamyon, çekici gibi taşıtlar ile bunların römorklarının yerleşim yerleri içindeki karayollarında yükleme, boşaltma arızalanma gibi zorunlu haller dışında park edemeyeceklerinin hüküm altına alındığı ancak sanığın idaresindeki tırın arızalanması nedeniyle durmasının zorunlu haller çerçevesinde değerlendirmenin mümkün olduğunu ancak Yönetmeliğin 135. maddesinde arıza vb nedenlerle duran taşıtların alması gereken önlemlerin belirtildiğini, sanığın aracını sağa yanaştırdıktan sonra aracından inerek alması gereken önlemleri almaması nedeniyle tali kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmış olup anılan bu rapor oluşa uygun bulunarak sanığın olay günü idaresindeki aracın arızalanması nedeniyle yerleşim yeri içerisinde park edebilmesine imkanı bulunsa dahi bunu Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 135. maddesinde belirtilen tedbirlere uymak kaydıyla yapabileceği, fakat tanıklar ... ve ...'ın beyanlarından anlaşılacağı üzere sanığın yeteri kadar zamanı olmasına rağmen gerekli ikaz ve önlemleri almadan aracını park etmek suretiyle kazanın oluşumunda tali derecede kusurlu olduğu vicdani kanaatine varılarak olay nedeniyle yaralanan ...'ın sanıktan şikayetçi olmaması ve olayda bilinçli taksirin bulunmaması gözetilerek sanığın TCK'nın 85/1 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin eksik gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi; Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının "5" nolu bendine "TCK'nın 50/4 maddesi" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.