19. Ceza Dairesi 2019/30117 E. , 2019/13868 K. MAHKEMESİ : 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mah. (Kapatılan) SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. 1) 14/04/2009 ve 27/04/2009 tarihindeki iki ayrı asta müessir fiil suçundan verilen mahkumiyet h…
**19. Ceza Dairesi 2019/30117 E. , 2019/13868 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mah. (Kapatılan) SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. 1) 14/04/2009 ve 27/04/2009 tarihindeki iki ayrı asta müessir fiil suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Sanığın 28/04/2011-09/05/2011 tarihleri arasında adli gözlem altında geçirdiği sürelerin TCK’nin 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmesi gerekirken, hüküm fıkrasında hatalı olarak 28/04/2011-06/05/2011 tarihleri arasında adli gözlem altında geçirilen sürelerin mahsubuna karar verilmişse de mahsup edilecek süreler infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yükletilen suçların sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılıklara da rastlanmamıştır. Ancak, TCK'nin 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmelerine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması, Kanuna aykırı ve sanık ile sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hükmün adli para cezalarının taksitlendirilmesine ilişkin 3. maddesinin 7. fıkrası ile 4. maddesinin 7. fıkrasında yer alan “...taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geriye kalan miktarın tamamının bir seferde sanıktan tahsil edilmesine, adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapis czeasına çevrilmesine” cümlelerinin çıkartılıp yerlerine "...taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına" cümleleri yazılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2) 29/03/2009 tarihindeki iki ayrı asta müessir fiil suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik Askeri savcının, sanık ve sanık müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığın mağdurlar ...ile...ın kulaklarına ayrı ayrı eliyle vurmak suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; Sanığın suçlamayı kabul etmemesi, tanık ...’ın, “olay günü ...ile...ın sanıktan habersiz kumanyalarını yemeleri nedeniyle sanığın kendilerine kızdığı, ancak kesinlikle onları tuvalete götürmediği ve onlara vurmadığı”; tanık...’ın da “mağdurların kumanyalarını açıp yemeğe başladıkları sırada sanığın geldiği ve onları gördüğü, siz ikiniz dışarı çıkın diyerek onları dışarıya çıkardığı, kendisinin de sanık onları dövecek mi diye peşlerinden çıktığı, bu sırada sanığın...a siz nasıl adamsınız, ben size emir vermedim mi diye kızdığı, fakat ne...’a ne de ...’e vurduğunu görmediği, sadece kızdığını gördüğü” şeklinde beyanda bulunmaları, gerekçeli hükümde belirtilen tanıklar ..., ... ve...’in ise görgüye dayalı tanıklıklarının bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın üzerine atılı suçu işleyip işlemediği hususunda her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı ve askeri savcı ile sanık ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.