8. Hukuk Dairesi 2012/4083 E. , 2012/11239 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Karabent Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 29.12.2011 gün ve 652/825 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki n…
**8. Hukuk Dairesi 2012/4083 E. , 2012/11239 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Karabent Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 29.12.2011 gün ve 652/825 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenlerine dayanarak mevkii ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen tapusuz taşınmazın vekil edeni adına tapu siciline tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 07.12.2010 tarihli krokide A harfi ile işaretlenen 83.634,54 m2 yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresinde, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 17 ve TMK.nun 713/1-3.maddeleri uyarınca açılmış tapusuz taşınmazın tapuya tescili isteğine ilişkindir. Bu tür davaların, yasal hasım durumundaki Hazine ve ilgili köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekir. Dava dilekçesinde Karabent Köyü Tüzel Kişiliği, Hazinenin yanında davalı olarak gösterilmesine rağmen, dava dilekçesi adı geçen köye tebliğ edilmemiştir. Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için, öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Bu husus davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 73.maddesinde: “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez.” şeklinde ifade edilmiştir. Sonradan yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nun 27.maddesinde de: “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.” hükmüne yer verilmek suretiyle, hukuki dinlenilme hakkı ifade edilmiştir. Bu hak Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak bilinse de, iddia ve savunma hakkından daha geniş ve üst bir kavramdır.