8. Hukuk Dairesi 2022/1712 E. , 2024/7580 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/51 Esas, 2021/64 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, kabulüne karar verilmiş olup, kararın davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinde orman kadastrosu yapılmadığı, 1960
**8. Hukuk Dairesi 2022/1712 E. , 2024/7580 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/51 Esas, 2021/64 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, kabulüne karar verilmiş olup, kararın davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinde orman kadastrosu yapılmadığı, 1960 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sırasında İzmir ili Merkez (Güzelbahçe) ilçesi Yelki Mahallesi Karamanköy Mevkii, 1817 parsel sayılı 31.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ... adına tespit edildiği, davacı ... İdaresi ve Hazine taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla itiraz edilmesi sonrasında, İzmir Tapulama Mahkemesince taşınmazın orman olmadığı, ancak taşlık, kayalık olduğu gerekçesiyle tespitin iptaline, taşınmazın tespit harici bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu parselin kadastro tespitinde; zilyetliğe ve vergi kaydına istinaden davalı adına tespit olması nedeniyle, Hazine ve Orman İdaresi tarafından tespite itiraz etdilmiş, Tapulama Komisyonunca; dosyanın İzmir Tapulama Mahkemesine tevdiine karar verilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. İzmir Tapulama Mahkemesinin 20.11.1967 tarihli ve 1965/140 Esas, 1967/318 Karar sayılı kararı ile, yapılan tespitin iptaline nizalı 1817 parsel sayılı yerin tespit ve tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, bu karara, 05.02.1968 tarihinde temyiz edilmediğinden kesinleşme şerhi verilmiş, ancak davalı ... mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine, İzmir Kadastro Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli kararı ile temyiz istemi reddedilmiş, temyiz isteminin reddi kararı da davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.11.2015 tarihli ve 2015/10203 Esas, 2015/11273 Karar sayılı ilamıyla; davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuş, davacı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından karar düzeltme talep edilmesi sonrasında, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.12.2016 tarihli ve 2016/12278 Esas, 2016/12311 Karar sayılı ilamında; çekişmeli taşınmazın tespit maliki olan Hüseyin oğlu ...'ün mirasçılarına Orman İdaresi ve Hazinenin itiraz dilekçeleri ve duruşma gününü bildirir davetiye Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edilip taraf teşkili sağlanması, delil ve belgelerinin istenmesi, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı Tapulama Komisyonunca yetkisizlikle Tapulama Mahkemesine gönderildiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 (766 sayılı Kanun'un 54 üncü) maddesi uyarınca re'sen yapılacak inceleme ve araştırma sonucu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı, 1960 yılında yapılan tapulama tespitinde davalı muris ... adına palamutluk tarla niteliği ile tespit gördüğü, tapulama tutanağının iktisap sebebi kısmında davalı taşınmazın bitişiğindeki 1816 parsel sayılı taşınmazla birlikte 352 tahrir sıra numaralı vergi kaydı ile davalı Muris ...'ün 40 sene müddetle malik sıfatı ile fasılasız ve nizasız zilyedi iken 1940 senesinde bu gayrimenkulün bir kısmının ifraz edilerek muris tarafından ...'ye satıldığı, 1817 parsel numarası verilen kalan kısmın ise 352 tahrir sıra numaralı vergi kaydına istinaden muris ... adına tespit edildiği belirtilmiş ise de 352 tahrir sıra numaralı vergi kaydında miktarının 25.000,00 metrekare olarak belirtildiği, davalı taşınmazın yüz ölçümünün 31.600,00 metrekare, vergi kaydının uygulandığı diğer taşınmaz olan 1816 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün ise 32.200,00 metrekare olup bu taşınmazların toplam yüz ölçümünün 63.800,00 metrekare olduğu dikkate alındığında müstenit vergi kaydının yüzölçümü itibariyle davalı taşınmaza uymadığı gibi mevki ve sınırları itibariyle de davalı taşınmaza uymadığı, bozma öncesinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ...'in beyanı ile aynı keşifte görevlendirilen ziraatçı bilirkişi ile fenni bilirkişinin beyanları, tespit tarihinden önceye ait hava fotoğrafları, taşınmazın bulunduğu bölgeye ait amenajman haritası ve son keşifte görevli bilirkişilerce sunulan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın tespit tarihinden önce tarım arazisi olarak hiç kullanılmadığı, yer yer çalılık ve fundalık olduğu, üzerinde dağınık şekilde bulunan ve kendiliğinden yetişen meşe palamutlarının bulunduğu, taşınmazın genel ortalama eğiminin %35 olduğu, işlenmediği, sürülmediği, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, kayalık ve hali arazi vasfında olduğu ve davalı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla aksi yöndeki beyanlara itibar edilmeyerek davacı Hazine ve Orman İdaresi'nin itirazlarının kabulüne, davalı taşınmazın kadastro tespit tutanağı Tapulama Komisyonu'nca yetkisizlikle Tapulama Mahkemesi'ne gönderildiğinden 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci (766 Sayılı Kanun'un 54 üncü) maddesi uyarınca re'sen tescili gerektiğinden orman niteliği ile ve tespitteki yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, karar davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar mirasçılarına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.