2. Hukuk Dairesi 2016/25746 E. , 2018/11588 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve eksik inceleme yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; tem…
**2. Hukuk Dairesi 2016/25746 E. , 2018/11588 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve eksik inceleme yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 22.10.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı-davacı ... ve vekili gelmedi. Davalı-davacı ... vekili Av. ...'ın mazereti olduğuna dair dilekçe verdiği, belgelendirmediği görülmekle, mazereti yerinde görülmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği ve eşini küçümseyici davranışlar sergilediği, buna karşılık davalı-davacı kadının ise birden fazla kez intihar girişiminde bulunduğu, eşine ağır hakaretler ettiği, kendisini ve ortak çocuğu öldüreceği yönünde söylemlerde bulunduğu ve eşine karşı fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin, davacı-davalı erkeğin duygusal şiddet ve baskı içeren davranışlarına tepki niteliğinde olduğu gerekçesiyle kusur belirlemesinde dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de; toplanan delillerle bu husus ispatlanamadığı gibi, davalı-davacı kadın tanığı Yaşar'ın, kadının evlenmeden önce de intihar girişimi olduğunu duyduğu yönündeki beyanı da dikkate alındığında, davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin erkeğin davranışlarına tepki olarak kabulü ile kadına kusur olarak yüklenmemesi doğru değildir. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.