Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/412 E. , 2024/1006 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/412 Karar No : 2024/1006 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Petrol Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Menemen İl
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/412 E. , 2024/1006 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/412 Karar No : 2024/1006 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Petrol Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Menemen İlçesi, ... (ER:...) numaralı ruhsat sahasında yapılması planlanan "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak hazırlanan proje tanıtım dosyasının (PTD) iade edilerek ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 25/01/2023 tarih ve E:2022/5010, K:2023/1101 sayılı kararıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, temyize konu İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, orman mühendisi, fauna uzmanı ve flora uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve mevzuat ile davacı tarafından iptali istenilen işleme yönelik iddialar birlikte değerlendirildiğinde; davacının faaliyet göstermek istediği proje için önceki iki "ÇED Gerekli Değildir" kararlarının mahkeme kararları ile iptali üzerine faaliyet sahasının daraltıldığı ve kapasitenin düşürüldüğü belirtilerek yeniden hazırlanan proje tanıtım dosyasının (PTD) teknik ve bilimsel yönlerden eksiklikler içerdiği, ruhsat sahasında değişiklik yapılmaksızın salt tesis alanının küçültülmüş olmasının tek başına muhtemel zararları ortadan kaldırmadığı, mahkeme kararlarında belirtilen proje dosyasında gerekçelerin somutlaştırılmadığı, PTD'de detaylandırılmadığı, aynı mahalde başkaca taş ocağı faaliyetinin bulunuyor olmasının başkaca maden faaliyetlerine izin verilebileceği sonucunu doğurmayacağı, bölgede oluşacak marjinal etkilerin mahallinde yapılan inceleme ile ortaya konulduğu, yer üstü ormanlık alandaki ağaçların yaşı, cinsi ve olası bir yangında göreceği hasarın ileriye dönük onlarca yıllık süreçte eski haline getirilemeyecek mahiyette olması, ekosistem ve besin döngüsünün doğal niteliğini bugüne kadar insan faktörü olmaksızın koruyarak geldiği, çevresinde dere yataklarının ve akarsuların bulunduğu biyoçeşitliliğin bu alanda yapılacak her türlü faaliyetten etkileneceği, bu ekosistemlerde bulunan habitat ve nişlerin tahrip olmasına neden olacağının teknik inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporu ile ortaya konulması karşısında, davacı şirketin ÇED alanını 9,37 ha olarak daraltmak suretiyle yeniden hazırlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi ile ilgili PTD'nin iade edilerek ÇED sürecinin sonlandırılmasına dair dava konusu ... tarih ve ... sayılı İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, usule ilişkin olarak il müdürlüğünün işlem tesis etme yetkisinin olmadığı, nitekim Yönetmelikte düzenlenen yetki devrine göre valiliklerce işlem tesis edilmesi mümkün ise de, valinin il müdürüne yetki devri mümkün olmadığından, il müdürü tarafından tesis edilen işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu; diğer taraftan, davacının talebinin "ÇED Gereklidir/ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesine yönelik olduğu, ancak davalı idarece PTD'nin iade edilmesine karar verildiği, Yönetmeliğe göre PTD'de eksiklik bulunması halinde bu kararın verilmesinin mümkün olduğu, mevzuat bakımından yapılmasında mutlak bir engel olmadığından dava konusu işlemin ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesine göre tesis edilmesinin de hukuka uygun olmadığı, esasa ilişkin olarak, söz konusu alanda yapılmak istenilen projeyle ilgili ilk verilen 2017 tarihli ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle açılan davada, işlemin iptaline karar verildiği, Mahkeme kararının gerekçesine göre hazırlanan PTD ilgili olarak 2018 tarihli ÇED Gerekli Değildir kararının verildiği, bu kararın iptali istemiyle açılan davada, işlemin iptaline karar verildiği, Mahkeme kararında belirtilen eksikliklerin giderilerek 25/12/2019 tarihinde idareye sunulan PTD ile ilgili olarak ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği, sonrasında proje alanı ve projenin kapasitesi düşürülerek yapılan 24/02/2020-15/04/2020-04/06/2020 tarihli başvuruların da önceki mahkeme kararları dikkate alınarak reddedildiği, bunun üzere, "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi için neler yapılması gerektiğine yönelik 26/06/2020 ve 03/07/2020 tarihlerinde Bakanlığa başvurular yapıldığı, söz konusu başvurulara Bakanlıkça verilen 20/07/2020 tarihli cevapta "mahkeme kararlarındaki eksikliklerin giderilerek PTD ile başvurulması gerektiği"nin bildirildiği, son olarak Mahkeme kararındaki eksiklikler giderilerek hazırlanan PTD'nin 30/10/2020 tarihinde sunulduğu, davalı idarece herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın dava konusu işlemle ÇED sürecinin sonlandırıldığı, dava konusu işlemin dayanağı olan raporun 02/01/2020 tarihli olup 9 ay önceki duruma ait olduğu, dolayısıyla dava konusu işlem tesis edilirken yeni sunulan belgelerin değerlendirilmediği, nitekim farklı uzmanlık dallarıyla ilgili üniversitelerce raporlar hazırlandığı, dava konusu işlem tesis edilirken dikkate alınan Değirmendere Barajının halen mevcut olmadığı, Karagöl Tabiat Parkı ile Yamanlar Dağı Tabiat Parkının içinde bulunduğu özel nitelikli doğal koruma alanına etkisi bakımından projenin yapılması ile ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden uygun görüş alındığı, kaldı ki söz konusu alanlara dava konusu projeye göre daha yakın mesafede 3 ayrı taş ocağı faaliyeti yapıldığı, ayrıca daha önceki Mahkeme kararının iptal gerekçelerinden biri olan alanın 1. derece yangına hassas bölge olduğu hususuyla ilgili olarak bu riski bertaraf etmek amacıyla 1000 m enerji nakil hattının toprak altına alındığı, ayrıca güzergah boyunca hiçbir yerleşim yerinin yakınından servis yolu geçmeyecek şekilde planlama yapıldığı ve proje alanı ile projenin kapasitesinin düşürüldüğü, sonuç olarak bozma kararı sonrasında Mahkemesince, yetki devrine yönelik bir araştırma yapılmadığı, ayrıca önce verilen ÇED Gerekli Değildir kararları ile bunlar hakkındaki Mahkeme kararlarının gerekçeleri ve dava konusu proje kapsamında bu gerekçelerin yerine getirilip getirilmediği değerlendirilmeksizin karar verildiği, Mahkeme kararının soyut gerekçelerle verildiği belirtilerek, Mahkeme kararının bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Mahkeme kararlarının iptal gerekçeleri ile önceki PTD iade edilerek sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemin dayanağı rapor dikkate alındığında, alan ve kapasite azaltılmasının proje etki alanında oluşması muhtemel risklerin tümünü ortadan kaldırmayacağı, davacı tarafından aynı içerikte başvuru yapıldığı, davacının iddiasının aksine, dava konusu işlemde önceki süreç sonlandırma işleminin dayanağı rapora herhangi bir atıf yapılmadığı, Değirmendere Barajının ileri bir tarihte yapılacak olmasının etki alanında muhtemel risklerin değerlendirme dışı bırakılacağı anlamına gelmediği, ayrıca söz konusu madenin stratejik bir maden olmadığı, dolayısıyla davacının benzer nitelikteki başvurusu nedeniyle seçme eleme kriterleri çerçevesinde bir inceleme yapılmadığı, mevzuata uygun olmaması nedeniyle aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırıldığı, işlemin hukuka uygun tesis edildiği bilirkişi raporundaki tespitlerle de ortaya konulduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.