(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3376 E. , 2009/4285 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.04.2006 gününde verilen dilekçe ile sözleşmeden kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı şirket vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağ…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3376 E. , 2009/4285 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.04.2006 gününde verilen dilekçe ile sözleşmeden kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı şirket vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, hasılat kira sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan tazminat kalemlerine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Taraflar arasındaki 04.07.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi altı ay için düzenlenmiştir. Sözleşmenin “... Şartlar” başlıklı 1.maddesinde “… Bu taşınmazın kira başlangıç tarihi 04 Temmuz 2002, bitiş tarihi ise 04 Temmuz 2006’dır. Ancak kontratın her yıl belediye meclisince belirlenen kira bedeline göre yeniden yapılması şarttır…” hükmü bulunmaktadır. Gerek kira sözleşmesinin ilk sayfasındaki sözleşme süresini altı ay olarak belirleyen hüküm, gerekse yukarıya yazılan sözleşmenin ... şartlar başlıklı 1.maddesi birlikte değerlendirildiğinde, taraf iradelerinin sözleşmenin altı ay süreli olarak yapıldığı, ancak uzayan sürenin en son 04.07.2006 tarihinde sona ereceği yolunda birleştiği görülmektedir. Kısaca sözleşme, 04.07.2002 tarihinden başlamak üzere altı ay için düzenlenmiştir. Dosyada yer ... bilgi ve belgelerden, üzerinde kafeterya işletilecek 39 parsel sayılı taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğu, Hazinenin davalı ... aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi ve kal davasının lehine sonuçlandığı, hükmün 13.03.2003 tarihinde infaz edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısı ile, davacı kiralanan 39 parsel sayılı taşınmazdan 13.03.2003 tarihinde fiilen tahliye edilmiştir. Esasen, 39 parseldeki kafeteryanın 8 ay süreyle davacı tarafından işletildiği, onun kabulündedir. Diğer taraftan belirtilmelidir ki, hasılat kira işletmesinde uygulanacak Borçlar Kanununun 272.maddesi hükmüne göre kiralayanın, kiralananı akitteki maksada uygun işletmeye hazır bir vaziyette bulundurması kiralayanın önde gelen borcudur. Eldeki davanın çözümünde, kiralayanın ne kadar süreyle sorumlu tutulacağının tespiti önem kazanmaktadır. Belirtildiği üzere, 04.07.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi altı ay için düzenlenmiştir. Bu süre, 04.01.2003 tarihinde dolmaktadır. Borçlar Kanununun 287.maddesi uyarınca kira, belli bir müddet için akdolunup da bu sürenin bitiminde iki taraftan her biri örtülü biçimde kira ilişkisinin devamına ... gösterirse sözleşme bir senelik süreyle uzar. Uzayan süreye göre de sözleşmenin bitim tarihi 04.01.2004 olmaktadır. Kısaca, davalı kiralayan kal’e ilişkin infazın yapıldığı 13.03.2003 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 04.01.2004 tarihine kadar geçecek dönemdeki davacı zararları ile sorumlu bulunmaktadır. Eldeki davada davacı, işletmeye yaptığı tadilat giderleriyle kira ilişkisinin davalıdan kaynaklanan nedenlerle haksız sona erdiğinden söz ederek kar yoksunluğu zararı istemiştir. Bilirkişi raporuna göre, tadilat sırasında izolasyon imalatı gideri olarak 10.11.2002 tarihli fatura tutarı 927,00 TL’nin, 20.11.2002 tarihli fatura ile de 506,00 TL’ki toplam 1.433,00 TL’nin sarf edildiği kabul edilmiş, davacı bu miktar zararının varlığını kanıtlamıştır. Mahkemece, izolasyon harcamaları da kanıtlanmamış gibi davanın bu bölüm istek bakımından da reddi açıklanan nedenle doğru değildir. Kar kaybı, kardan yoksun kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Bu zararla, davacı sözleşmenin kusurlu feshi yüzünden malvarlığında ilerde meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalmış kabul edilir. Bu niteliği gereği, kar kaybı daima farazi bir hesaplamayla ortaya çıkar. Burada malvarlığının gelecekteki çoğalması ihtimali, sözleşmenin ifa edilmemesinden dolayı meydana gelmemiş kabul edilir. İfade etmek gerekir ki, kar kaybı hesabı bir varsayımla yapıldığından hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kesinlik göstermez. Somut uyuşmazlıkta, 13.03.2003 tarihiyle sözleşmenin sona ereceği 04.01.2004 arasında işletmenin yıkılması nedeniyle davacının bir zarara uğradığı sabit ise de, zarar miktarını kanıtlama yükü kendisinde bulunan davacı bu miktarı kanıtlayamamıştır. Borçlar Kanununun 42.maddesi hükmü gereğirce zararın hakiki miktarını ispat etmenin mümkün olmadığı durumlarda yasa koyucu hakime halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın aldığı tedbirleri gözeterek zararı adalete uygun tayin yetkisi tanıdığından, mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi gerekmeksizin uygun bir miktar davacı zararı takdir edilerek bunun hüküm altına alınması gerekmektedir. Yapılan bu saptamalara göre, davalının varlığını ileri sürdüğü ve kanıtlayacağı (kira parası alacağı gibi) karşı alacakları da gözetilmek suretiyle istem sonucuna uygun bir hüküm kurulması yerine bilirkişi raporu ile kanıtlanan tadilat giderleri dahi kanıtlanmamış gibi davanın bütünü ile reddi doğru olmamış, hükmün açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.