1. Hukuk Dairesi 2012/4354 E. , 2012/9631 K. MAHKEMESİ : LÜLEBURGAZ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla duruşma isteği değerden reddedilerek dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal neden…
**1. Hukuk Dairesi 2012/4354 E. , 2012/9631 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : LÜLEBURGAZ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla duruşma isteği değerden reddedilerek dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince, davacı S.'nin mirasbırakan H. B.'nın ölü olan oğlu A.'nin kızı olduğu, davalı D.'nın mirasbırakanın oğlu M.'nın kızı olup babası M.'nın hayatta olduğu, dava dışı, mirasbırakanın eşi Ü. ve çocukları G., M., C., Ş. ve E.'ın bulunduğu, diğer davalı R.'nin ise D.'nın babası M.'nın bacanağı olduğu, dava konusu 4243 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından 13.11.2008 tarihli akitle torunu D.'ya satış yoluyla temlik edildiği, davalı D.'nın da mirasbırakanın ölümünden kısa bir süre sonra 20.4.2010 tarihinde taşınmazı R.ye satarak devrettiği, mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olup, mal satmaya ihtiyacı olmadığı, dava konusu taşınmaz üzerindeki evde halen davalı D.'nın babası M. ile birlikte oturduğu, davalıların alım güçlerinin bulunmadığı hususları yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davalılara yapılan temliklerin gerçek manada satış olduğunu kabul etmek olanaksızdır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın reddi doğru değildir. Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.