14. Hukuk Dairesi 2011/10943 E. , 2011/13535 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı 20.01.2011 gününde, birleşen dava ile davalı Hazine aleyhine verilen 15.04.2011 gününde dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 30.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar ver
**14. Hukuk Dairesi 2011/10943 E. , 2011/13535 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı 20.01.2011 gününde, birleşen dava ile davalı Hazine aleyhine verilen 15.04.2011 gününde dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 30.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, genel yola çıkışı olmayan 1437 parsel sayılı taşınmazı lehine, davalılara ait 1436 ve 688 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, birleştirilen davanın davalısı Hazineye ait 688 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine ''mutlak geçit ihtiyacı'' veya ''geçit yoksunluğu'', ikincisine de ''nispi geçit ihtiyacı'' ya da ''geçit yetersizliği'' denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının, sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Dosyada mevcut tapu kayıtlarının incelenmesinden, lehine geçit irtifakı kurulması istenilen 1437 parsel sayılı taşınmazın, 1436 sayılı parselin ifrazı sonucu oluştuğu, taşınmazın bu bölünme neticesinde mutlak geçit ihtiyacının doğduğu anlaşılmaktadır. Bir taşınmazın paydaşları taşınmazı ifraz ederken oluşacak parsellerin yollarını da sağlamak zorundadırlar. Bu hususu taksim sırasında yerine getirmezlerse üçüncü kişilerin taşınmazlarından geçit hakkı tesisi istemeleri de hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu itibarla kurulacak geçite ilişkin alternatifler öncelikle davacı parselinden bölünen 1436 parsel sayılı taşınmaz üzerinde aranmalı, bilirkişilerden bu doğrultuda ek rapor alınmalı, lüzum görülürse yeniden keşif yapılmalı ve alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler bir tarafa bırakılarak eksik araştırma ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıdaki açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 14.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.