2. Hukuk Dairesi 2006/18595 E. , 2007/7306 K. "" MAHKEMESİ :Burhaniye A.H.(Aile) Mahkemesi 4-Davacı tanıkları beyanlarında tarafların müşterek çocuğu Emine'nin baba yanında olduğunu belirtmişler, anne ise çocuk için ayrı nafaka davası ile nafaka talebinde bulunmuş, koca bu davada çocuğun yanında olduğunu ileri sürmemiştir. Çocuğun kimin yanında kaldığı tespit edilip sonucuna göre nafaka verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. 5-Davacı kocanın …
**2. Hukuk Dairesi 2006/18595 E. , 2007/7306 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Burhaniye A.H.(Aile) Mahkemesi 4-Davacı tanıkları beyanlarında tarafların müşterek çocuğu Emine'nin baba yanında olduğunu belirtmişler, anne ise çocuk için ayrı nafaka davası ile nafaka talebinde bulunmuş, koca bu davada çocuğun yanında olduğunu ileri sürmemiştir. Çocuğun kimin yanında kaldığı tespit edilip sonucuna göre nafaka verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. 5-Davacı kocanın boşanma davası kabul edildiği halde davalı kadın lehine vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz olunan hükmün yukarıda 3, 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 2. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.03.05.2007 (Prş.) KARŞI OY YAZISI Kısa karar ile gerekçeli karar arasında \* velayet konusunda çelişki yaratıldığına ilişkin değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır. Çekişme nedir?; Değerli çoğunluğun kısa karar ile gerekçeli karar “çelişkisine rağmen” işin esasının “diğer yönlerden” incelenebileceğine yönelik düşüncesine katılmıyorum. Dairemin “formüle edilmiş” ilke kararına göre: “...Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 38l/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.” Dikkat edilecek olursa Dairemin “formüle edilmiş” ilke kararına göre tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık “diğer yönler incelenmeden” ve “tek başına” bozma sebebi olur. Kaldı ki kısa kararla gerekçeli kararın “çelişik” olması “mutlak bir bozma sebebi” sayılır. (l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara “uygun olması” görüşü konusunda “oybirliği” vardır. l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre yerel mahkeme “önceki kısa kararla bağlı olmaksızın” çelişkiyi kaldırmak suretiyle vicdani kanaatine göre karar verebilir. Öyle ki hâkim çelişkiyi gidererek davayı “görev yönünden” ya da “hak düşürücü süreden” bile reddedebilir! (l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi)