11. Ceza Dairesi 2021/570 E. , 2023/8239 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/801 E., 2015/851 K. SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihi…
**11. Ceza Dairesi 2021/570 E. , 2023/8239 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/801 E., 2015/851 K. SUÇ : Özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2014/801 Esas, 2015/851 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle süre tutum dilekçesi vermiş, gerekçeli karar sanığa tebliğ edilmiş ancak gerekçeli temyiz dilekçesi vermemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İddianamede özetle; sanığın, müştekinin işlettiği bayan kuaförüne giderek çalışmış olduğu pazarlama firmasına ait enerji tasarrufu ürününü tanıttığı, müşteki ile müştekinin ürünü 1 ay denedikten sonra memnun kalırsa alması konusunda anlaştıkları, müştekinin sözleşmeyi imzalamadığı, ürünü denedikten sonra beğenmediğinden iade etmek için sanığı aradığı ancak ulaşamadığı, bir süre sonra başka bir elemanın müştekiye gelerek ellerinde imzalı sözleşme bulunduğunu, ürün bedelini ödemezse icra takibi yapacaklarını söylediği ve sözleşme suretini müştekiye gösterdiği, müştekinin sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını söylemesi üzerine bir ay sonra müştekiye ihtarname gönderildiğinden bahisle sanığın özel belge niteliğindeki sözleşmeyi sahte olarak düzenleme suçundan cezalandırılması istenmiştir. 2. Sanık savunmasında özetle: önceden satış elemanı olarak çalıştığı şirkette şirket sahiplerinden birinin babası olan ve kendisi de şirkette çalışan M.Ü. ile enerji tasarruf cihazı tanıtımı için müştekinin kuaför dükkanına gittiğini, M.Ü.nün de arabada dışarda beklediğini, kendisinin ürünü müştekiye tanıttığını, müştekiyle anlaştıklarını, kendisinin sözleşmeyi doldurduğunu ve imzaladığını, ama müştekinin imzalamadığını, bir ay deneyeceğini memnun kalmazsa iade edeceğini, memnun kalırsa imzalayacağını söylediğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini, arabadaki M.Ü.nün yanına gidip müştekinin sözleşmeyi imzalamadığını söyleyince M.Ü.nün "patronlar kızar sen bunun yerine karalama şeklinde bir imza at" dediğini, sanığın da müştekinin imzasının olması gereken yere karalama şeklinde bir imza attığını, bir kaç ay sonra M.Ü.nün kendisine bu olayla ilgili şikayet olduğunu, kendisinin belirttiği gibi ifade vermesini söylediğini, bunun üzerine karakolda o şekilde ifade verdiğini, sonra bu iş yerinden ayrıldığını, şimdiki ifadesinin doğru olduğunu savunmuştur. 3. Müşteki özetle; kuaför işlettiğini, sanığın yanında bir şahısla gelip enerji tasarruf cihazı tanıttığını, bir ay deneme sonrasında beğenmezse iade edeceği, beğenirse kalan borcu ödeyeceği konusunda anlaştıkları, sanığın bir sözleşme hazırladığı, ama kendisinin imzalamadığı, memnun kalırsa sözleşmeyi imzalayacağını dediğini, sözleşmede sadece satıcı yetkilisi olarak sanığın imzası bulunduğunu, sonra cihazı iade etmeyi kararlaştırdığını, sanığa telefonla bildirince "geri almıyoruz" dediğini, sonrasında bir avukattan yazı geldiğini, avukata telefon edince avukatın sözleşmede imzan var parayı bir şekilde alırız dediğini, satıştan 40 gün sonra iki erkek şahsın geldiğini, borcu olduğunu söyleyerek sözleşmeyi gösterdiklerini, imza atmadığı halde yerinde imza atılmış olduğunu gördüğünü, bir icra takibi gelmediğini, para isteyen çıkmadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE Belgede sahtecilik suçlarında, suçun maddi konusunu belgenin oluşturduğu, suça konu belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri Mahkemeye ait olup suç konusu belge aslı getirtilerek incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda aldatıcılık niteliğine sahip olup olmadığının tartışılması ve belge aslının kanun yolu merciinin denetimine olanak verecek şekilde dava dosyası arasında bulundurulması, belge aslının bulunamaması halinde suç sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2014/801 Esas, 2015/851 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.