Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Ankara 12. İş Mahkemesinde açtığı iş hukukuna dayalı tazminat ve alacak davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.
Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Ankara İş Mahkemesinde açtığı iş hukukuna dayalı tazminat ve alacak davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir. Başvuru, 20/11/2013 tarihinde Ankara İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 23/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 24/2/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: a) Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Milliyet Haber Ajansı A.Ş. aleyhine Ankara İş Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin haksız feshedildiğini ileri sürerek işe iadesini talep etmiştir.b) Mahkemece, 25/6/2008 tarih ve E.2007/1030, K.2008/322 sayılı ilamla, davalı işveren tarafından yapılan iş akdinin feshinin geçersizliği ile başvurucunun işe iadesine, işe başlatılmaması halinde 6 aylık ücretinin ödenmesine, başvurucunun işe iadesi için davalıya başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar 4 aylık ücretin ödenmesine karar verilmiştir.c) Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/6/2009 tarih ve E.2008/34069, K.2009/15088 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Başvurucu, 6/12/2007 tarihinde Milliyet Haber Ajansı A.Ş. aleyhine Ankara İş Mahkemesinde açtığı davada; 1/5/1997 tarihinden itibaren Radikal Gazetesinde çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından 4/12/2007 tarihinde haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, işçilik alacakları toplamı 000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılamaya Mahkemenin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasında başlanılmıştır. Başvurucu, 18/2/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettiği alacakları artırmış ve yasal faizle tahsil isteminde bulunmuştur. a) Başvurucu 5/8/2009 tarihinde Milliyet Haber Ajansı A.Ş. aleyhine Ankara İş Mahkemesinde açtığı davada, davalının işe iade kararını yerine getirmediğini ileri sürerek, çalıştırılmadığı 4 aylık ücret farkı, altı aylık tazminat farkı, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları olarak 000,00 TL’nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.b) Mahkemece, 12/11/2009 tarih ve E.2009/725, K.2009/692 sayılı kararla, Ankara İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyası ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dava dosyasının Ankara İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. a) Başvurucu, 5/3/2010 tarihinde Milliyet Haber Ajansı A.Ş. aleyhine Ankara İş Mahkemesinde açtığı ek davada, davalıdan olan, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının yasal faiziyle tahsilini, dava dosyasının Ankara İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesini talep etmiştir.b) Mahkemece, 11/3/2010 tarih ve E.2010/223, K.2010/146 sayılı ilamla; dava dosyasının Ankara İş Mahkemesinin 2007/1022 esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir. Ankara İş Mahkemesi, 15/3/2011 tarih ve E.2007/1022 K.2011/194 sayılı kararla; iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiği gerekçesiyle; bilirkişi raporu doğrultusunda asıl dava ile birleşen İş Mahkemesinin 2010/223 esas sayılı dava dosyasındaki taleplerin kısmen kabulüne, başvurucunun fazla mesai ücreti olarak 432,64 TL’nin davalıdan tahsiline, fazla mesai ücretinin %5 fazlalığı alacağından takdiren %90 indirim yapılarak 875,50 TL’nin davalıdan tahsiline, ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı olarak 731,61 TL’nin davalıdan tahsiline, bu alacağın %5 fazlalığından takdiren %90 indirim yapılarak 750,86 TL’nin davalıdan tahsiline, diğer alacak taleplerinin reddine, tüm alacakların 26/11/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; birleşen dava dosyalarında davaların kısmen kabulüne, 4 aylık ücret alacağı 600 TL, 6 aylık tazminat farkı alacağı 419,95 TL, kıdem tazminatı alacağı 927,15 TL, ihbar tazminatı alacağı, 976,17 TL, yıllık izin ücreti alacağı 528,00 TL’nin 10/12/2007 tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/9/2013 tarih ve E.2011/25606, K.2013/23703 sayılı kararıyla; “Davacının iş akdinin feshedildiği tarihin, davalı işverenin işe başlatmama iradesini gösterdiği 17/7/2009 tarihi olduğu halde, 26/11/2007 tarihinden itibaren kıdem tazminatının yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine, davalı işveren tarafından 04/12/2007 tarihinde yapılan fesih, işe iade kararı ile ortadan kalkmıştır. İşveren tarafından yapılan ilk fesih üzerine işçi tarafından gönderilen 5/12/2007 tarihli ihtarname ihbar tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı yönünden bir önem taşımaz. Davacının kesinleşen işe iade kararı üzerine 24/6/2009 tarihinde işverene gönderdiği işe iade başvurusunda bu alacaklar yönünden bir talep bulunmamaktadır. Bu durumda ihbar ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine uygulanacak faizin başlangıç tarihi dava ve ek dava tarihi olması gerekirken Mahkemece 2007 tarihi olarak kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK.’nın geçici 3/ maddesi yollaması ile HUMK.’un 438/ maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının B-1,2,3, bentleri tamamen çıkartılarak yerine;(1) Davacının 4 aylık ücret alacağı net 600,00 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 2009 tarihinden bakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, (2) Davacının 6 aylık tazminat fark alacağı net 419,95 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 2009 tarihinden bakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, (3) Davacının kıdem tazminatı alacağı net 927,15 TL’nin akdin feshi tarihi olan 2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (4) Davacının ihbar tazminatı alacağı net 976,17 TL’nin 500 TL’lik kısmının dava tarihi olan 2009 tarihinden bakiye kısmının ise ek dava tarihi olan 2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, hükmü yazılarak hükmün bu şekli ile düzeltilerek onanmasına” karar verilmiştir. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 24/9/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Karar, 21/10/2013 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” 5521 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir.” 5521 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.” 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:…II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:…h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.…İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.” 13/6/1952 tarih ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün için yüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.”