7. Ceza Dairesi 2011/6876 E. , 2013/8813 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 5411 sayılı yasaya aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1- 25.11.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. ve 5. fıkraları uyarınca, Türkiye Halk Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve T.C.
**7. Ceza Dairesi 2011/6876 E. , 2013/8813 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 5411 sayılı yasaya aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1- 25.11.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. ve 5. fıkraları uyarınca, Türkiye Halk Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve T.C. Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak, anonim şirket haline dönüştürülmek suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'ların uygulanması olanağı ortadan kaldırılmış, bu suretle de anılan banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle, 765 sayılı TCY'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği ortadan kaldırılmış ise de, anılan değişiklikle, banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınmıştır. 2- Sanık tarafından 2003 ve 15.02.2006 tarihleri arasında mudilerin hesaplarından usulsüz para çekme işlemlerinde düzenlenen bazı tediye fişlerinin üzerinde hesap sahibinin gerçek imzasından farklı sahte imzalar atıldığı iddiasıyla 5411 sayılı yasanın 160/2. maddesine muhalefet etmekten kamu davası açıldığına ve eylemin nitelikli zimmet olduğu kabul edildiğine göre; 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3.maddesinin ikinci cümlesinde "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." nitelikli zimmet kabul edileceği düzenlenmiş, buna göre yapılan usulsüzlüklerin olağan inceleme ve araştırma sonucu banka görevlilerince ilk bakışta anlaşılabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, suçun banka dışı araştırmayı gerektirecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenip işlenmediği, atılan taklit imzalar varsa, bunlar ile müşterilere ait banka kayıtlarındaki tatbik imzalar arasında fark bulunup bulunmadığının tespitinin yapılması gerektiği, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160/2.maddesinde basit ve nitelikli zimmet ayırımında ise "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi..." kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırıldığı cihetle, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hareketin eylemi nitelikli zimmet suçu haline getireceği gözetilerek, Üniversitelerden bankacılık konusunda uzmanlaşmış bir öğretim görevlisi, bir ceza hukukçusu ile bankacılık konusunda fiilen görev yaparak uzmanlaşmış bir kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine banka kayıtları ile ilgili tüm evrak incelettirilerek, mudilerin mevduat hesaplarından usulsüz para çekme işlemlerinde düzenlenen fişlerde müşteri adına atılmış sahte imzalarda ihtilasın tespiti bakımından, 4389 sayılı yasa dönemi ile 5411 sayılı yasa dönemlerinde gerçekleştirilen her bir işlem itibariyle ayrı ayrı olmak üzere hangisinin nitelikli zimmet, hangilerinin basit zimmet suçunu oluşturduğu ve nitelikli zimmet suretiyle mal edinilen miktarın saptanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 765 sayılı TCY'nın 2/2. maddesinde öngörülen "sonradan yürürlüğe giren yasanın, lehte hükümler taşıması durumunda önceden işlenen suçlar yönünden de, tatbik ve infaz edileceği" kuralı gereğince, 25.11.2000 tarihinden önce Türkiye Ziraat Bankası personelinin işlemiş olduğu zimmet suçlarında, 4389, 5411 sayılı Yasanın ve 765 sayılı TCY'nın 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak, lehe olan yasa hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan ve kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK.nun 247. maddesinin tatbiki suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi, Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 15.04.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.