Başvuru, üçüncü kişiler tarafından hürriyetinden yoksun bırakılma nedeniyle açılan ceza davasının uzun sürmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir.
Başvuru, üçüncü kişiler tarafından hürriyetinden yoksun bırakılma nedeniyle açılan ceza davasının uzun sürmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir. Başvuru 3/10/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1946 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde aralarında dinî nikah bulunduğunu beyan ettiği Z.P. ile birlikte Diyarbakır'da yaşamaktadır. Başvurucu, 2009 yılının Kasım ayı içinde Z.P.nin çocukları N.P., P. ve öncesinde tanımadığı bir kişi tarafından üç gün bir evde zorla alıkonulmak suretiyle niteliğini bilmediği belgeleri imzalamaya zorlandığını ifade ederek Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına16/11/2009 tarihinde şikâyette bulunmuştur. Soruşturma devam ederken Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 19/2/2010 tarihinde hürriyetinden yoksun kılma eyleminin temadi eden suçlardan olduğu ve Lice ilçesine bağlı bir köyde başvurucunun Z.P.ye teslim edilmesi esnasında bunun sona erdiği gerekçesiyle soruşturmaya yetkili savcılığın Lice Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) olduğunu değerlendirerek yetkisizlik kararı vermiştir. Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonunda 20/10/2010 tarihinde şüpheliler E.P., N.P., ve P. hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri isnadıyla iddianame düzenlenerek Lice Asliye Ceza Mahkemesinde (Asliye Ceza Mahkemesi) ceza davası açılmıştır. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamanın 2013 ile 2015 yılları arasında davadaki hâkim değişikliği veya davanın incelemeye alınmak üzere devamlı ertelendiği anlaşılmaktadır. Asliye Ceza Mahkemesi 7/10/2015 tarihinde davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi gerektiğini değerlendirerek görevsizlik kararı vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ısrarlı beyanında kendisine cebir ve tehdit kullanılarak noterde evrak imzalatıldığını dile getirdiği, iddianame içeriğindeki anlatımda da mağdurun beyanlarından bahsedildiği, CMK 225/2 maddesi gereği suçun nitelendirilmesinde Mahkemenin iddia ve savunma ile bağlı olmadığı, bu itibarla mağdura yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 148/ Maddesi delaleti ile TCK'nın 149/1-a,c maddesinde düzenlenen birden fazla kişi tarafından birlikte yağma suçunu oluşturabileceği, bahsi geçen suçun nitelendirme ve değerlendirmesinin 5235 Sayılı Kanunun Maddesi gereği üst dereceli ağır ceza mahkemesi tarafından yapılması gerektiği vicdani kanısına varılmakla aşağıdaki şekilde Mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiştir." Ceza davası, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) devam etmekteyken başvurucu 3/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi 31/1/2018 tarihli kararıyla cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden sanıklar N.P. ile P. nin hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık E.P.nin beraatine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...sanıkların katılana karşı yağma suçunu işlediklerinden bahisle mahkememize görevsizlik kararı verilmiş ise de; sanıkların eyleminin yağma suçunu oluşturduğu her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillerle sabit olmadığından, sanıklar [N.] ve [nin] eyleminin katılana karşı birden fazla kişiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kanaatiyle, sanıklar [N.] ve [nin] sabit olan eylemlerine uyan TCK’nın 109/2, 3-b maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." İnceleme tarihi itibarıyla yargılama istinaf incelemesi aşamasında olup henüz tamamlanmamıştır. İlgili hukuk için bkz. G.Y., B. No: 2016/1669, 17/9/2013, § § 21-