4. Hukuk Dairesi 2023/1545 E. , 2026/1178 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/963 Esas - 2022/943 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1059 Esas - 2019/523 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâk…
4. Hukuk Dairesi 2023/1545 E. , 2026/1178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/963 Esas - 2022/943 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1059 Esas - 2019/523 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketinin acentesinin dava dışı ....'nin maliki olduğu mesken için 07.07.2011 tarihinde Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesi düzenlendiğini, ancak 29.07.2011 tarihinde sigorta priminin eksik yatırıldığı gerekçesiyle poliçenin başlangıçtan itibaren iptal edildiğini, dava dışı... tarafından Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemece sigorta poliçesinin iptalinin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından düzeltilerek onanması üzerine müvekkili tarafından Van 2.İcra Müdürlüğü'nün 2013/14429 sayılı dosyasına 24.06.2016 tarihinde 173.437,37 TL ödeme yapıldığını, müvekkili kurum ile davalının taraflar arasında akdedilen zorunlu deprem sigortasına ilişkin yetki sözleşmesine aykırı davrandığını, müvekkilinin davalıya rücu hakkı bulunduğunu belirterek 173.437,37 TL'nin 24.06.2016 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ZDS poliçesinden kaynaklanan tazminat bedelini ödeme yükümlüsünün davacı olduğunu, ödenen tazminat bedelinin rücu edilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin sadece ödenmeyen prim bedelinden dolayı sorumlu tutulabileceğini, davacının zararının sadece 197,47 TL prim bedelinden müvekkili şirketin komisyonu düşülmesinden sonra bulunacak olan prim bedeli olduğunu, davacının ödemiş olduğu tüm tazminat bedelini müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 172,79 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının taraflar arasında akdedilen zorunlu deprem sigortasına ilişkin yetki sözleşmesinin 4, 8 ve 17. maddelerine aykırı davrandığını, davalının yasa ve sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek müvekkili nam ve hesabına poliçe düzenlerken basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, müvekkili tarafından kayıtlarında poliçesi bulunmayan ve primi ödenmeyen bir dosyanın hasar tutarının mahkeme kararıyla ödenmek zorunda kalındığını ve kamu tüzel kişiliğini haiz müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalının acentesinin poliçeyi mevzuata aykırı olarak iptal ettiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunu, rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının acentesi tarafından düzenlendikten sonra iptal edilen poliçe nedeniyle davacının mahkeme kararına istinaden ödemek zorunda kaldığı tazminatın rücuen davalıdan tazmini istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 6305 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı ... (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.