12. Ceza Dairesi 2024/3241 E. , 2025/2079 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/406 E., 2024/44 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçild…
**12. Ceza Dairesi 2024/3241 E. , 2025/2079 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/406 E., 2024/44 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. Maddelerine göre 15.200,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetlerine, sanık ... hakkında ayrıca mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerinin, sanık ... müdafii, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.11.2022 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları gözetilerek sanıkların 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... hakkında beraat, ... hakkında ise ölümü nedeniyle düşme kararları verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz isteği; sanıkların kusurlarının bulunmadığına, zorunlu olmayan zemin etüt raporu nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarına, bina ruhsatının 1995 yılına ait olduğuna, 1999 yılında yenilendiğine, eksik inceleme yapıldığına, taksirle öldürme suçu açısından mahkeme gerekçesinde belirtilen hususların tamamı bina yapımı ve denetim aşamasına ilişkin olup, bu konuda sanıklar hakkında verilen soruşturma izni bulunmadığına, sanıkların yapı ruhsatını düzenleme dışında görevlerinin bulunmadığına, denetim görevinini fenni mesule ait olduğuna, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, numunelerin standartlara uygun alınmadığına, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kusurunun bulunmadığına, depremin meydana geldiği tarihte yürürlükte olmayan mevzuat uyarınca sorumlu tutulmayacaklarına, yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden müvekkillerinin, yapı ruhsatının düzenlendiği dönemde Belediye bünyesinde çalışan mühendis veya mimar olmadığı için bu işler ile görevlendirilmiş olduklarına, yapı ruhsatının müvekkilleri tarafından doldurulması ve düzenlenmesinin, mahkeme kararında belirtilen denetim ve kontrol işlerinin de müvekkilleri tarafından yapılması gerektiği anlamına gelmediğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, depremde numunelerin usulüne uygun alınmadığından delil olma niteliğinin kalmadığına, KTÜ raporunun hatalı olduğundan itibar edilmemesi gerektiğine, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmali olduğu kabul edilse dahi, bu eyleminin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığından, müvekkillerinin olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceklerine, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin ise müvekkillerinin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğuna, bu sebeple müvekkiller hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığa verilen cezanın ağır olduğuna, oluşa ve dosya kapsamındaki bilgi belgelere göre meydana gelen netice itibariyle müvekkiline atfedilecek kusurun bile tartışmalı olduğu olayda, müvekkilin ağır kusurlu kabul edilerek teşdiden cezanın belirlenmiş olması TCK madde 3, 22/4 ve 61'e açıkça aykırı olduğuna, meydana gelen neticenin oluşmasında birden fazla sebebin var oluşu, müvekkilinin görev tanımının net olarak yapılmadığı, belediye personeli olarak tarafına kusur isnadına ilişkin şüpheden uzak kesin ve net bir saptama yapılmadığı bu durumda mahkemenin subjektif bir değerlendirme ile üst sınırdan temel cezayı belirlemiş olmasının hukuk dışı olduğuna, sanığın kusurunun bulunmadığına, müvekkilinin yapı ruhsatı düzenleme yetkisinin bulunmadığına, yapı ruhsatında imzasının bulunmadığına, müvekkilinin yetki ve görev tanımına uygun olmayan işte görevlendirildiğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, raporlar arasında çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğine, sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçu açısından değerlendirilmesinin gerektiğine, bilinçli taksirle adam öldürme suçunun yasal unsurları oluşmadığından müvekkilin atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin yıkılan ... Apartmanı için fenni mesullük yapmadığına, bu bina için inşaat bitiminden sonra geriye dönük taahhüt verdiğine, 3194 sayılı kanuna göre fenni mesul sayılmasının mümkün olmadığına, müvekkilinin bina bitiminde teknik rapor ve yapı kullanım izni belgesi düzenlemediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanıkların kusur oranlarına göre cezalandırılmaları gerektiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Van ili, Erciş ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Kışla Mahallesi ... Caddesi üzerinde bulunan ... Apartmanı'nın yıkılması ve çökmesi sonucu üç kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüklerinin tespit edildiği olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 11.12.1995 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 20.12.1995 tarih ve 95/161 numaralı yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın projelerinin 1997 yılından önce yapıldığı, apartmana ait mimari ve statik projelerin olduğu ancak elektrik tesisat projesinin, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Apartmanının yapım yılına göre 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, 20.12.1995 tarihli yapı ruhsatına göre de bina dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, 28.05.2003 tarihli yapı kullanma izin belgesinin ise ruhsatlı yapının ilk 3 katı için çıkartıldığı, mimari projeden de binanın zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğunun görüldüğü, yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliğinin mimari ve statik projeler ile uyum olmayıp, normal kat yüksekliklerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, ... Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 7.92N/m² olarak elde edilmiş olup, elde edilen bu basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'dan düşük olduğu, 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre bina önem katsayısının 1 olduğu, dosyadaki belgeler incelendiğinde, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasmda yetersizlikler olduğu, ön inceleme raporu rölevesi ile proje verilerine göre zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı büyüklükte agregalar belirlendiği, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda tekil temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğunun belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sanık ...'nin yıkılan binanın mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplamalarını yaptığı, aynı zamanda yapının "fenni mesulü" olduğu, bu konuda taahütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanıklar ... ve ...'in söz konusu binanın sahip ve müteahhitleri olarak yapıdan sorumlu oldukları halde yürürlükteki kurullarına uygun bir inşaat yaptırmamak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri ruhsatında toplam 4 kat olan yapıya kaçak bir kat ekleyerek 5 katlı inşa etmelerinden dolayı sorumlu olduğu, sanık ...'ın inşa sorumluluğunu üstlendiği binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu, İmar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığının denetleme görevlerinin 1580 sayılı Belediye Kanunun 15. madde 79 bendinde; "İmar planlarının yapımı ve uygulaması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak" olarak belirlenmekte, ancak gerek dosya kapsamı, gerekse KTÜ raporundan anlışıldığı üzere ... Apartmanı için geçerli olan 15/04/1999 tarihli 2. yapı ruhsatında zemin raporu ve statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verilmesini sağlayan ve yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan yapıya "yapı kulanma izin belgesi" düzenlemek ve onaylamaktan ötürü belediye görevlileri olan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanmak yolu ile meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, ancak sanıklar ... ve ... hakkında ise, iki yıl içinde inşaatına başlanamadığı için ilk alınan 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatının geçersiz olduğu bu nedenle de, herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve deliller neticesinde; 2.derece deprem bölgesinde yer alan ... Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği ve mahkemece sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine, sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerinin, sanık ... müdafii, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.11.2022 tarihli ilâmıyla; "...II-Sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, yapı sahibi olarak sanıklar ... ve sanık ...'in yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerilerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle kusurlu oldukları, sanık ...'ın da, yapının müteahhidi olarak binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, ayrıca Erciş Belediye Meclisinin 12/02/2001 tarihli kararı ile yapı ruhsatında dört kat olarak belirtilen binanın beş kata çıkarıldığı ancak sadece ilk üç katı için yapı kullanma izin belgesinin alındığı anlaşılmakla; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen ikinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanının tamamen çökmesine ve üç kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-İkinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; elde edilen basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'dan düşük olduğu, binanın taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, 4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, III-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki düşme hükümlerine yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160’ı sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “ İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı; 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ..., ruhsatı kontrol eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu, binanın ilk üç katı için verilen ve 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatına dayanarak alınan 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ..., ... ve ... olduğu, bina sahibi olan sanıklar ... ve sanık ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu ve zemin etüt raporu olmadan yapı ruhsatı ile; yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan binaya yapı kullanma izin belgesi verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmü ile aynı Kanunun 29. ve 30.maddelerindeki; "Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır...", "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye, valilik veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik bürolarından; 27'nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise, ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik büroları, mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır..." hükümlerine aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporu ile zemin etüt raporu olmadan binaya ruhsat verilmesi, mimari ve statik projede belirtilen zemin kat yüksekliğinin yapı ruhsatında belirtilen yükseklikler ile uyumlu olmadığı halde binanın ilk üç katı için yapı kullanma izni verilmesi sonucu, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi, 2-Mahkemece hükme esas alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi raporunda; 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatını kontrol eden kişinin sanık ... olduğu ancak iki yıl içinde ruhsat alınan binanın inşaatına başlanamadığı için söz konusu yapı ruhsatının geçersiz olduğu, 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesine esas yapı ruhsatının ikinci defa alınan 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatı olduğu, bu yapı ruhsatında da sanık ...'nın imzasının bulunmadığı bu nedenle de sanığın sorumluluğunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla; İmar Kanunun 29.maddesine göre geçersiz olduğu anlaşılan 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatını onaylayan sanık ...'nın, meydana gelen ölümler bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından sanık ...'nın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hakkında düşme kararı verilmesi, 3-UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'in, 10.06.2016 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık ... hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanıkların savunmaları alınmış ve sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları gözetilerek sanıkların 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... hakkında beraat, ... hakkında ise ölümü nedeniyle düşme kararları karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanık ... müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanık ...'nin neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün (A-3) fıkrasında yer alan, "sanığın NETİCETEN 15.200,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin, "Bozma öncesi sanık ... aleyhine temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 15.200,00 TL adli para cezasına ilişkin sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilmesine" ibareleri şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ..., ruhsatı kontrol eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu, binanın ilk üç katı için verilen ve 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatına dayanarak alınan 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ..., ... ve ... olduğu ve sanıkların meydana gelen ölümler bakımından tali kusurlu oldukları, ölen kişi sayısı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alınmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 8 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.