DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/812 E. , 2024/1220 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/812 Karar No : 2024/1220 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2022/12814,K:2023/13886 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/812 E. , 2024/1220 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/812 Karar No : 2024/1220 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2022/12814,K:2023/13886 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2022/12814,K:2023/13886 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddedilerek anılan kararın 08//02/2023 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları, davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, bu dönemde ev abiliği yaptığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüte ait mülakat evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin, adı ve soyadına açıkça yer verilen ve örgüt tarafından takip edildiğini gösteren ByLock yazışma içeriklerinin ve lisede örgüte müzahir kolejde öğrenim gördüğüne, üniversite sınavlarına hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, bu dönemde ev abiliği yaptığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüte ait mülakat evlerinde kaldığına, örgüt sohbet ve toplantılarına katıldığına ilişkin kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Ankesörlü/Sabit Hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, iletişime dair kayıtların incelenmesinden davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın Daire kararına esas alınmasının hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığı; OHAL KHK'larında yer verilen iltisak ve irtibat gibi soyut kavramlara dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu; 15 Temmuz 2016 öncesinin veya en erken 26 Mayıs 2016 öncesinin iltisak veya üyeliğe dayanak yapılamayacağı, 26 Mayıs 2016 öncesi Devlet organlarının (MGK'nın) aldığı kararların örgüt üyeliği olarak nitelendirilemeyeceği, OHAL dönemi alınan tedbirlerin sadece OHAL dönemi ile sınırlı olarak alınabileceği, OHAL bahane edilerek kalıcı tedbirlere başvurulamayacağı; üniversite döneminde FETÖ'ye ait evlerde ekonomik zorluklar nedeniyle barınma amacıyla kaldığı, 17/25 Aralık 2013 tarihlerinden sonra söz konusu örgütle hiçbir bağının kalmadığı; demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin somut olarak ortaya konulmadığı; hakimlik teminatına ilişkin Anayasa ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'ndaki prosedür hükümlerinin hiçe sayıldığı; dava konusu işlem ve temyize konu Daire kararı ile suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, kanunsuz suç olmaz ilkesi, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/10/2023 tarih ve E:2022/12814,K:2023/13886 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 29/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.