8. Hukuk Dairesi 2023/3565 E. , 2024/3988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/658 E., 2023/621 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/230 E., 2021/296 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adli
**8. Hukuk Dairesi 2023/3565 E. , 2024/3988 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/658 E., 2023/621 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/230 E., 2021/296 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davalı Bodova Turizm A.Ş. vekili Avukat ... ile davacı Hazine vekili Avukat ... 'ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli Bodrum ilçesi Çiftlik Mahallesi 348 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkında 27.12.2019 tarihli kadastro tutanağı düzenlenerek, 481,19 m2 yüz ölçümü ve tarla vasfı ile belgesizden Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde, taşınmazın 2. derece doğal sit sınırı içinde kaldığı yönünde şerh verilmiş, davalı şirket yetkilileri tarafından tespite itiraz edilmesi nedeniyle,10.12.2020 tarihli Kadastro Komisyonu kararı ile, itirazın kabulü ile, taşınmazın davalı şirket adına tarla niteliği ile tespitine karar verilmiştir. Kadastro çalışma sonuçlarının 25.12.2020 ila 25.01.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmesi üzerine davacı Hazine vekili 23.01.2021 tarihili dava dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın davalı adına tespit edilmesinin hatalı olduğunu, parselin genel itibarıyla taşlık, kayalık, makilik olup zilyetlikle kazanma şartlarını taşımadığını ileri sürerek tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ve tanık beyanları uyarınca, imar ihya şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin malik sıfatıyla 20 yıl nizasız ve aralıksız zilyetliğinin bulunmadığı, yine 1974-1992-2009-2015 tarihli hava fotoğrafı uygulamasında çevre taşınmazlarla arasında ayırıcı nitelikte bir sınır yapısı ve belirgin tasarruf şekli bulunmayan taşınmaz üzerinde maki bitkilerinin olduğu, 2003-2013-2019 tarihli google earth görüntüsü incelemesinde çevre taşınmazlarla arasında ayırıcı nitelikte bir sınır yapısı ve belirgin tasarruf şekli ve tarımsal faaliyet yapıldığına dair emare bulunmadığı, 1977-1996-2012 tarihli memleket haritalarında yeşil renkli alanda kaldığı, taşınmazda yakın zamanda temizlik yapıldığı ve kesilerek uzaklaştırılan yaban bitki örtülerinin taşınmaz yüzeyinde biriktirildiği, eğiminin %18 olduğu ve taşınmazın batı ve güneybatı yönünden orman alanı ile sınır olduğu, bu nedenlerle 6831 sayılı Orman Kanun'un 1. maddesi gereği orman vasfında olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın 10.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile 481,19 m2 yüzölçümü ile orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, incelenen dosya kapsamı, kararın dayandığı gerekçe ve uzman orman bilirkişi tarafından, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, 6831 SK m.1/j kapsamında%18 eğimli olduğu, taşınmazda yeni orman örtü temizliği yapldığı, halen dip kök kalıntıları ve ardıç ağaçlarının bulunduğu, ziraat bilirkişi tarafından yapılan araştırmada ise davalı yararına, imar ihya ve zilyetlik koşullarının oluşmadığının belirlendiği ve keşifte alınan beyanlarda, çekişmeli taşınmazın öncesinin çalılık olduğu ve bir ay öncesine kadar davalı şirket tarafından açma yapılana kadar hiç bir kullanım olmadığının beyan edildiğinin anlaşılması sonucunda, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine'ye verilmesine, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.