10. Hukuk Dairesi 2011/8259 E. , 2012/11426 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1014-64 Dava, doğum borçlanması yapabileceğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü …
**10. Hukuk Dairesi 2011/8259 E. , 2012/11426 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1014-64 Dava, doğum borçlanması yapabileceğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi: Davacı, 07.10.2010 tarihli borçlanma talebine istinaden, iki çocuğu için doğum borçlanması yapabileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Belirlenen ilk celse davacı vekili bir başka şehirdeki duruşması nedeniyle duruşmaya katılamayacağı mazereti ile dilekçe vermesi üzerine, Mahkemece, “...duruşmanın yürütülmesi açısından mazeretin kabulüne, ancak dosya içeriğine göre bu aşamadan sonra davacı vekilinin başka bir işlem yapması gerekli olmadığından duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesi talebi yerinde görülmediğinden reddine...” ve giderek “...sübut bulmadığından davanın reddine...” karar verilmiştir. Öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi nedeniyle irdelenmesi gerekmektedir. Anılan Kanunun “Zaman bakımından uygulama” başlığını taşıyan 448’inci maddesi; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” hükmünü içermekte olup, kural olarak; usule ilişkin kanunların –tersine bir kural benimsenmediği takdirde- genel olarak hemen etkili olacağı ve uygulanacağı yönündeki genel ilke birlikte değerlendirildiğinde; önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış işlemler geçerlidir ve bunlara anılan Kanunun uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda; somut uyuşmazlığın çözümünde mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun uygulanmalıdır. Taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması ve duruşmalarda yeni duruşma gün ve saatinin hazır bulunan taraflara tefhim edilmesi, tarafların duruşmada hazır bulunarak savunma yapabilmeleri için yasal bir zorunluluktur. Davacı, davasını takip etmek istiyorsa bizzat ya da vekil vasıtasıyla duruşmaya katılmalı, duruşmaya katılma imkânı yoksa buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirilmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa duruşmalara katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkâr etmiş sayılır. Davayı takip etmek isteyip de buna imkânı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır.