8. Hukuk Dairesi 2023/2159 E. , 2025/2092 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/388 E., 2021/209 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahke…
**8. Hukuk Dairesi 2023/2159 E. , 2025/2092 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/388 E., 2021/209 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, ... beldesi Yalı mevkisinde bulunan dava dilekçesinde sınırları bildirilen taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi hükmüne göre çekişmeli yerin adına tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen; " fen bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen 406.06 m², (A3) harfi ile gösterilen 3514.30 m², (B2) harfi ile gösterilen 246.57 m² ve (D) harfi ile gösterilen 2055.20 m² yüzölçümlü taşınmazların davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline; aynı krokide (A1) harfi ile gösterilen 696 m², (A2) harfi ile gösterilen 1975.02 m² ve (B1) harfi ile gösterilen 1028.04 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerine yönelik davanın reddi ile bu bölümlerin orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline" dair ilk karar, davalı ... vekilinin kişi adına tescile karar verilen bölümler yönünden temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/10535-14384 sayılı ilamıyla; "yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı" gereğine değinilerek kişi adına tescile karar verilen (C) harfi ile gösterilen 406.06 m², (A3) harfi ile gösterilen 3.514,30 m², (B2) harfi ile gösterilen 246.57 m² ve (D) harfi ile gösterilen 2.055,20 m² bölümler yönünden yeniden araştırma ve uygulamaya yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen; "(C), (A3), (B2) ve (D) ile gösterilen bölümlerinin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve davacı yararına toprak kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, fen bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen 406.06 m², (A3) harfi ile gösterilen 3514.30 m², (B2) harfi ile gösterilen 246.57 m² ve (D) harfi ile gösterilen 2055.20 m² yüzölçümlü taşınmazların davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline; aynı krokide (A1) harfi ile gösterilen 696 m², (A2) harfi ile gösterilen 1975.02 m² ve (B1) harfi ile gösterilen 1028.04 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerine yönelik davanın reddi ile bu bölümlerin orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline" dair ikinci karar, davalı ... vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/310-609 sayılı ilamıyla; "eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulduğu gibi, mahkemece verilen tescil kararının 06.12.2016 tarihli ek bilirkişi raporuna da aykırı düştüğü, bilirkişi raporu ile çelişen doğrultuda hüküm kurulamayacağı belirtilerek, doğru sonuca ulaşılabilmesi için yeniden keşif yapılarak, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, sel basması nedeniyle zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, bu durumun ne kadar sürdüğü, en son olarak taşınmazda taşkın yaşanmasının üzerinden ne kadar süre geçtiği gibi hususların tespit edilerek yöntemince zilyetlik araştırması yapılması, jeolog bilirkişi, tarım uzmanı ziraat mühendisi ve fen bilirkişisine ortak rapor düzenlettirilerek taşınmazın (C), (A3), (B2) ve (D) harfli bölümlerinin ayrı ayrı önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı, toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğim durumu itibarıyla ekonomik amacına uygun zilyetliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği, özellikle 06.12.2016 tarihli ek rapordaki veriler ile 1977 ve 1996 tarihli memleket haritasının dayanağı olan hava fotoğrafları ile 2009 tarihli ortofoto haritası uygulanarak taşınmazların konumunu hava fotoğraflarında ve ortofoto haritası üzerinde gösterecekleri ve taşınmazın niteliği ile kullanım durumu ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı konularında bilirkişilerden açıklamalı rapor alınması, bunların yanında 6360 sayılı Kanun uyarınca ilgili ilçe ve Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının da davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde "dava konusu taşınmaz bölümlerinin, ediniminden bu yana içerisinden geçen derenin aktif dere yatağı etkisi altında kaldığı ve aktif dere vasfını taşıdığı anlaşılmakla bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı ve davacı lehine mülkiyet kazanma şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Türk Medeni Kanun'un 713 üncü maddesi gereğince tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Muğla ili Milas ilçesi ... beldesinde arazi kadastro çalışmaları 1981 yılında yapılmıştır. Ayrıca yörede, 1965 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1978 yılında 1744 sayılı Kanun'la değişik 2 nci madde; 1986 yılında ise 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulaması ile herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmış bu çalışmalar da kesinleşmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.