7. Ceza Dairesi 2008/1279 E. , 2011/3696 K. "İçtihat Metni" 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 61/a maddesine aykırılıktan ... plakalı araç hakkında ... Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen ve 52 Yeni Türk lirası idari para cezasını kapsayan 24.07.2007 tarihli ve ... sayılı trafik ceza tutanağına karşı ... İdare Mahkemesi Hakimi ... tarafından vuku bulan itirazın kabulü ile idari para cezasının iptaline dair, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.07.2007 tarihli ve 2007/1157 mütefe
**7. Ceza Dairesi 2008/1279 E. , 2011/3696 K.** **"İçtihat Metni"** 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 61/a maddesine aykırılıktan ... plakalı araç hakkında ... Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen ve 52 Yeni Türk lirası idari para cezasını kapsayan 24.07.2007 tarihli ve ... sayılı trafik ceza tutanağına karşı ... İdare Mahkemesi Hakimi ... tarafından vuku bulan itirazın kabulü ile idari para cezasının iptaline dair, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.07.2007 tarihli ve 2007/1157 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 18.12.2007 gün ve 64879 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 21.1.2008 gün ve KYB. 2008-2614 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun "Kişisel suçlarda soruşturma ve kovuşturma" kenar başlıklı 93. maddesinde "Hakim ve Savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile sorgu hakimine ve son soruşturma o yer ağır ceza mahkemesine aittir" hükmüne yer verilmiş bulunduğu cihetle, sürücünün trafik kurallarına aykırı davrandığını gören görevli trafik zabıtasının eylemi tespite yönelik tutanak düzenleyebileceği ancak, sürücünün 2802 sayılı Kanuna tabi kişilerden olması halinde, bu aşamadan sonra Cumhuriyet Savcısınca yapılacak tahkikat sonucunda takipsizlik kararı verilebileceği veya son soruşturma yapılmak üzere o yer ağır ceza mahkemesine dava açılabileceği gözetilmeden görevsizlik kararı verilerek dosyanın en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Kabahatlerle ilgili kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yolunun işletilmesinin mümkün olduğuna, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildikten sonra yapılan incelemede; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar kanununun 93. maddesinde "Hakim ve Savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısına ve son soruşturma o yer ağır ceza mahkemesine aittir. Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve ağır ceza mahkemesine aittir."hükmü karşısında trafik polisinin eylemi tespite yönelik tutanak düzenleyebileceği sonraki işlemlerin anılan yasa maddesi çerçevesinde yürütülmesi gerektiği gözetilmeden görevsizlik kararı verilerek dosyanın en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı olduğu cihetle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.07.2007 gün ve 2007/1157 müt. Sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, 5.4.2011 günü oybirliğiyle karar verildi. Muhalif KARŞI OY Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. - 2010/58 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı yasanın 12. maddesi ile 01.06.2005 tarihinde, 765 sayılı TCK.nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kalkması, 5237 sayılı TCY ile birlikte 5326 sayılı Kabahatler Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle, suç ve yaptırım sistemimiz önemli ölçülerde değişikliklere uğramış, 5237 sayılı TCK ve 765 sayılı TCK.daki cürüm ve kabahat ayrımına son verilerek bir kısım kabahatler anılan yasada suç olarak tanımlanmış, bir kısım kabahatler ise ceza yasası kapsamından çıkarılarak 5326 sayılı Kabahatler Yasası kapsamında idari yaptırımı gerektiren haksızlıklar olarak ayrıca düzenlenmiş, böylece 5237 sayılı TCK.nun ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ile kabahatler hakkında, farklı düzenlemeler yapılmış olup, belirtilen bu düzenlemeler ile suçlar ve kabahatler yönüyle, her biri için, kendine özgü ayrı bir yargılama ve yasa yolu getirilmiştir. 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörüldüğünden, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yolu olduğu açıktır. 5326 sayılı Kabahatler yasasında, anılan yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolları düzenlenmiş olup, kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere başka yasalara atıfta bulunan düzenlemelere de yer verildiği halde, 5271 sayılı yasanın 309. maddesinde düzenlenen ve istisnai kanun yolu olan, kanun yararına bozma yoluna kabahatler içinde gidilebileceğine dair atıf yapan düzenlemeye Kabahatler Yasasında yer vermemiştir. Dairemizce de önceleri benimsenen, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ve yukarıda belirtilen nedenler uyarınca kabahatler kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğini düşündüğümden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görmediğim kanun yararına bozma isteminin REDDİNE karar verilmesi gerektiği kanısı ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.