Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2771 E. , 2024/6943 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/2771 Karar No : 2024/6943 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/2771 E. , 2024/6943 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/2771 Karar No : 2024/6943 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2022/1283 K:2023/6709 sayılı kararının; davalı idarece 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... Anadolu Sağlık Meslek Lisesi Diş Protez Alanı öğrencisi olan ...'ın 08/11/2010 tarihinde Mersin Devlet Hastanesindeki beceri eğitimi sırasında geçirdiği kaza sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı olarak 200.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile artırılarak 852.721,60 TL) sürekli iş göremezlik tazminatı ve 142.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, davacı ...'ın sol gözünde idari eylem sonucu bir zararın oluştuğu, oluşan zararın davalı idarece karşılanması gerektiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca hazırlanan raporda, ...'ın %32,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinden ve maluliyet oranının sürekli olduğunun belirtildiği, adı geçenin kazanın meydana geldiği tarihte diş protez teknisyenliği bölümü öğrencisi olduğu gözetilerek sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı zarar tutarının belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, adı geçenin diş protez bölümü mezunu olması durumunda sürekli iş göremezlik zararının 852.721,60 TL olduğunun belirlendiği, buna göre davacılardan ...'ın 852.721,60 TL maluliyet sebebiyle sürekli iş göremezlik tazminat isteminin kabulü gerektiği, olayın gelişimi ile davacı ... ve yakınları olan diğer davacıların yaşadıkları sürece duyacağı elem ve ıztırap gözetilerek manevi tazminat istemlerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle 852.721,60 TL maddi tazminatın 200.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 20/07/2011 tarihinden, miktar artırım yoluyla artırılan 652.721,60 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 22/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacı ...'a ödenmesine, ... için 40.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 72.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına karşı davalının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR_DÜZELTME TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun davacının ömür boyu çalışamayacağı esas alınarak hazırlanmasının hukuka aykırı olduğu, kusurun tamamının idareye yüklenemeyeceği, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığı, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davalı İdarenin Manevi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi: Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde manevi tazminata ilişkin olarak öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, davalı idarenin Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2022/1283, K:2023/6709 sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı İdarenin Maddi Tazminata İlişkin Karar Düzeltme İsteminin İncelenmesi: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde maddi tazminat yönünden ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2023 tarih ve E:2022/1283 K:2023/6709 sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının temyize konu maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının onanmasına ilişkin kısmı kaldırılarak bu kısım yönünden uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılardan ..., ... Sağlık Meslek Lisesi Diş Protez Alanı öğrencisi iken, 08/11/2010 tarihinde 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde beceri eğitimi aldığı sırada Mersin Devlet Hastanesinde görevli diş teknisyeninin elinde bulunan freze makinesinden fırlayan plastik madde sol gözüne isabet etmiş, aynı gün Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine göze yabancı cisim gelmesi şikayetiyle başvurmuştur. Yapılan muayene sonucu epikriz raporuna göre, gözde perforasyon olmadığı, irisin yerinde olduğu, hifema + ödem olduğu, sol gözde görme keskinliğinin el hareketleri düzeyinde olduğu saptanmış, ön segment muayenesinde solda kornea ödemi, hifema, saat 2-3 arasında iridodiyaliz tespit edilmiş, takipleri sırasında retina ödemi, koroid rüptür, subretinal hemoraji izlenmiş ve uygulanan tedavi sonrasında ... 09/11/2010 tarihinde taburcu edilmiştir. Davacı bu olay nedeniyle sol gözünde kalıcı hasar olduğunu, %37 oranında malul kaldığını ileri sürmektedir. Bunun üzerine davacı kendisinde meydana gelen olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 20/07/2011 tarihinde Mersin Devlet Hastanesine başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, başvurusunun reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. Mahkemece, meslekte kazanma gücü kaybı oranının ve iyileşme süresinin tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; ".. E cetveline göre %32.3 (yüzdeotuzikinoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, kişinin %32.3 oranındaki maluliyet oranının sürekli olduğu, iyileşme süresinin 08/11/2011 tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabileceği" tespitlerine yer verilmiştir. İlk derece mahkemesince, olayda davacı ...'ın sol özünde idare elemanının eylemi sonucu bir zararın oluştuğu, oluşan zararın davalı idarece karşılanması gerektiği gerekçesiyle 200.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın toplamı olan 240.000,00 TL'nin başvuru tarihi olan 20/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı ve davalı idare tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, davacı tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu iddiası ile anılan kararın, manevi tazminatın reddine ilişkin kısmına karşı temyiz isteminde bulunulmuş, maddi tazminata ilişkin kısmına karşı temyiz isteminde bulunulmamıştır. Dairemizce, tarafların temyiz istemlerinin kabulü ile idare aleyhine açılan tam yargı davasında yapılacak yargılama sonucunda idarenin tazmin yükümlülüğünün olduğuna hükmedilmesi halinde davalı idarenin dava konusu olaya ilişkin olarak sorumluluğu olan kişi veya kişilere rücu edebileceği dikkate alındığında bu kişilerin menfaatlerinin davanın sonucundan etkileneceği, bu nedenle davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu, Mahkemece, esastan yeniden karar verilirken dava konusu olayda idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek kişi veya kişilerin tespit edilerek davanın res'en ilgililere ihbar edilmesi gerektiği, bu husus gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İdare Mahkemesince Dairemizin bozma kararına uyularak, davanın ilgililere ihbar edilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 852.721,60 TL maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın kabulüne, manevi tazminat isteminin toplamda 72,000,00 TL'lik kısmının kabulüne, geri kalan kısmının ise reddine karar verilmiş, kararın kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan temyiz başvurusu sonrasında anılan karar Dairemizce onanmıştır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME Hukuk sistemimizde "Taleple Bağlılık İlkesi" geçerlidir. Nitekim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesine göre; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Taleple bağlılık ilkesinin en önemli sonuçlarından biri de "Aleyhe Bozma Yasağı"dır. Aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, "Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm" başlığını taşıyan 283. maddesinde "İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." denilmek suretiyle açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Medeni yargılama hukukuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve idari yargılama hukukuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 5271 sayılı Kanunda olduğu gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, "Aleyhe Bozma Yasağı" gerek hukuk yargılamasında, gerekse idari yargı alanında uygulanan temel prensiplerden biridir. Bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, bozulan karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm verememesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile yakından ilgilidir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararında da "Önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir." denilmektedir. Buna göre, davalı idarenin temyiz talebi üzerine, davalı idare lehine verilen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararda, davalı idarenin önceki (bozulan) karardan daha aleyhine bir hüküm kurulamayacağı açıktır. Dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu 200.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminat miktarının kabulüne ve bu miktarların başvuru tarihi olan 20/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine geri kalan tazminat isteminin ise reddine karar verildiği, anılan kararın davalı idare tarafından, kabule ilişkin kısmına ve davacı tarafından ise manevi tazminatın reddedilen kısmına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 07/12/2020 tarih ve E:2019/6568, K:2020/5790 sayılı kararıyla, ihbar müessesesi işletilmeden verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle anılan kararın bozulmasına karar verildiği, ... İdare Mahkemesince bozmaya uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine ve 200.000,00TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/07/2011 tarihinden, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 652.721,60 TL maddi tazminatın miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 22/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacı ...'a ödenmesine karar verdiği görülmüştür. Bu durumda, maddi olay, mevzuat hükümleri, konuyla ilgili yargısal içtihatlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde meydana gelen olayda idarenin hizmet kusurunun varlığı kabul edilmelidir. Buna göre maddi tazminata hükmedilmesinde de hukuka aykırılıktan bahsedilemez. Ancak; ... İdare Mahkemesinin 200.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile geri kalan manevi tazminat istemlerinin reddi yolundaki kararına karşı davacı tarafından kararın yalnızca manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının temyiz edildiği, maddi tazminat miktarının kabul edildiği ve bu kısma yönelik temyiz isteminde bulunulmadığı, Dairemizce kararın ihbar müessesesi işletilmeden karar verilmesi sebebiyle hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulduğu göz önünde bulundurulduğunda, ... İdare Mahkemesince aleyhe hüküm verme yasağı gereğince daha önce hükmedilen 200.000,00 TL maddi tazminat miktarını geçmemek suretiyle bir karar verilmesi gerekmekte iken; davalı idarenin önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olacak şekilde, 15/10/2021 tarihli miktar artırım dilekçesi dikkate alınarak 852.721,00 TL maddi tazminat isteminin kabulü yolunda karar vermek suretiyle aleyhe hüküm verme yasağına uyulmadığı ve davalı idarenin usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiği anlaşıldığından, anılan Mahkeme kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesince aleyhe hüküm verme yasağı gereğince daha önce hükmedilen maddi tazminat miktarını geçmemek suretiyle davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin hükmedilen maddi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin KABULÜNE, hükmedilen manevi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin REDDİNE, 2. Davanın maddi tazminat istemine yönelik olarak kabulü, manevi tazminat istemine yönelik olarak kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.