Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğa ilişkin bazı itirazların değerlendirilmemesi ve tutuklulukla ilgili bir kısım kararın hiç veya süresinde tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, mal varlığına hukuka aykırı olarak tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı gereği bağımsız ve tarafsız olmaması, savunmasını hazırlamak için ge
Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğa ilişkin bazı itirazların değerlendirilmemesi ve tutuklulukla ilgili bir kısım kararın hiç veya süresinde tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, mal varlığına hukuka aykırı olarak tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı gereği bağımsız ve tarafsız olmaması, savunmasını hazırlamak için gerekli imkân ve kolaylıklardan yararlandırılmaması, tanık beyanlarını inceleyememesi ve delil sunma fırsatı verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 27/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesi uyarınca ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulmasına ilişkin uygulamanın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonca, ileri sürülen iddialar ve dosyadaki belgeler itibarıyla -başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike altında olduğunun anlaşılamadığı değerlendirilerek- tedbir talebi incelenmek üzere Bölüme gönderilmemiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan incelemede kişi bakımından aralarında bağlantı bulunduğu anlaşılan 2017/29276, 2017/34637 ve 2018/5390 numaralı başvuruların 2017/18699 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2017/18699 numaralı başvuru üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. A. Adli Soruşturma Sürecine İlişkin Genel Bilgiler Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu son olarak İstanbul Anadolu Adliyesinde hâkim olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 16/7/2016 tarihli karar ile görevden uzaklaştırılmış ve 24/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, İstanbul Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/7/2016 tarihli kararıyla terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Başsavcılık 4/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 10/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/238 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Mahkeme 11/7/2017 tarihinde tutukluluğun devamına karar vermiştir. Mahkemece 28/9/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece 25/12/2017 tarihli ikinci duruşma sonunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Sanığın kullanımında olan [..4] numaralı hat üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kullanımına tahsis edilen, örgüt üyelerinin kendi aralarında gizli haberleşmeyi sağlayan ve örgüte üye olmayanlar tarafından kullanılması mümkün olmayan ve ayrıca ülke çapında yürütülen yargılamalardan anlaşılacağı üzere 2014 HSYK seçimleri öncesi örgüt üyesi hakim ve cumhuriyet savcılarının seçim çalışmaları için de kullandığı kriptolu ByLock haberleşme ve iletişim programını farklı tarihlerde bilinçli olarak sistematik biçimde kullandığının bilimsel verilerle tespit edilmesi, vpn kullanılması veya başkaca yöntemlerle ByLock kullanımın olduğundan daha az gösterilmesinin mümkün olduğu, bu sebeple tespit edilen ByLock kullanımın sanığın asgari kullanım durumu olduğu, bir haberleşme programını kullanmak tek başına suç teşkil etmese de yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere ByLock'un mahiyeti itibariyle sadece FETÖ/PDY örgüt üyelerince kullanıldığı, ülke çapında yapılan yargılamalardan FETÖ/PDY terör örgütünün HSYK seçimlerinde desteklediği adaylar olduğu anlaşılan şahıslar lehine sanığın seçim çalışması yapması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alıp, örgütle güncel bağını devam ettirdiği ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiği, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, örgütle organik bağ kurup örgüt üyesi sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır. Sanığın içinde bulunduğu yapının illegal bir örgüt yapılanması olduğunu bilecek konumda olduğu, örgütün Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve onun meşru kurumlarını kendine tehdit olarak gördüğü buna karşı sanıkların örgüt içi haberleşmeyi sağlamak amacıyla telefonuna bylock kullanarak, örgüt lehine seçim çalışması yaparak örgütle ilişkisini devam ettirdiği, suçun manevi unsurunun da oluştuğu dolayısıyla sanığın tarafını seçtiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.ByLock ıp baz bilgileri ile normal hts baz kayıtlarının aynı olmasının zorunlu olmaması, aynı ve yakın zaman diliminde kullanılan baz istasyonlarının farklı olabileceği anlaşılmakla buna yönelik savunmalara itibar edilmemiştir. ..." Başvurucunun hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşı yaptığı istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 10/1/2018 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Anılan hükme karşı temyiz yoluna başvurulmuş olup Yargıtay Ceza Dairesinin 19/3/2019 tarihli kararıyla verilen karar bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:"...Bylock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, bylock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bylock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, Bylock Tespit ve Değerlendirme tutanağının ilgili yerlerden getirtilerek, CMK’nın maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup dosyada bulunan 2016 tarihli [H.] adına sanık hakkında yapılan ihbarın araştırılarak, tespiti halinde ihbarcının tanık olarak dinlenmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/ maddesi uyarınca BOZULMASINA, ..." Bozma üzerine yargılamaya Mahkemenin E.2019/263 sayılı dosyasında devam olunmuştur. Mahkemece 17/5/2019 tarihinde tensip zaptıyla başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Dosya bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla derdesttir.B. Ceza İnfaz Kurumunda Tutulmaya İlişkin Bilgiler Başvurucu, 24/9/2016 tarihinde nakil geldiği Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) C Blok koridor 55 numaralı tek kişilik odaya yerleştirilmiştir. Başvurucu 18/2/2019 tarihinde ise -havalandırma bahçesi 81 ve 82 numaralı tek kişilik odalar ile ortak olan- C Blok koridor 83 numaralı tek kişilik odaya konulmuştur. Başvurucu, İnfaz Kurumundan salıverildiği 17/5/2019 tarihine kadar bu odada tutulmuştur. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek Silivri İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) uygulamayı şikâyet etmiştir. İnfaz Hâkimliği 24/11/2016 tarihli kararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçesinde, tutuklu hakkında yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına ve mevzuata uygun olduğunu belirtmiştir. Başvurucunun itirazı 17/1/2017 tarihinde Silivri Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar, 30/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin yazısına İnfaz Kurumu tarafından verilen 26/2/2021 tarihli cevaba göre;i. Başvurucunun tutulduğu odalar yaklaşık 12,5 metrekare büyüklüğünde olup odalarda havalandırma penceresi, duş ve tuvalet bulunmaktadır. Odada merkezî sistem TV ve radyo yayını mevcuttur.ii. Başvurucu, İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde 4 kez avukatlarıyla, 32'si açık 81'i kapalı olmak üzere toplamda 113 kez yakınlarıyla görüş gerçekleştirmiştir. Açık görüşlerden 28'i, kapalı görüşlerden 78'i ve tüm avukat görüşmeleri ilk tutulduğu odadaki zamana denk gelmektedir. Başvurucu ayrıca 90 farklı tarihte on dakikalık sürelerle telefonla konuşma hakkından yararlanmıştır. iii. Başvurucu, İnfaz Kurumunda tutulduğu süre içinde süreli ve süresiz yayınlardan faydalanma hakkını kullanabilmiş; talebi üzerine kendisine Kurum kütüphanesinden otuz beşin üzerinde kitap verilmiş ayrıca Kurum dışından getirilen altı kitap başvurucuya teslim edilmiştir. Başvurucuya ayrıca her gün dört farklı gazeteyi satın alıp okuyabilme imkânı sağlanmıştır.iv. Başvurucu, ilk tutulduğu odadaki 20 metrekare büyüklüğündeki havalandırma bahçesinden sabah sayımdan akşam hava kararıncaya kadar her gün yararlanmış ve havalandırma hakkını başka hükümlü veya tutuklu olmaksızın tek başına kullanmıştır. Başvurucunun tutulduğu diğer odanın havalandırma bahçesi ise 70 metrekaredir ve bu alanı iki tek kişilik odada tutulan tutuklular ile birlikte önceki gibi gün boyunca kullanabilmiştir.v. Başvurucu, İnfaz Kurumunun Psikososyal Biriminde görevli kişilerle 16 farklı tarihte görüşme gerçekleştirmiştir. İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde farklı tarihte 22'si psikiyatri olmak üzere 36 kez çeşitli polikliniklerde muayene edilmiş ve kendisine gerekli ilaç tedavilerine başlanmıştır. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48; Raşit Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-