11. Ceza Dairesi 2016/917 E. , 2016/3714 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet I) Sanık ... hakkında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine iştirak” suçundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/190-191 E.K. sayılı birleşen dosyası açısından, davadan ve duruşma gününden usulüne uygun biçimde 21.09.2012 tarihinde yapılan tebliğ iş…
**11. Ceza Dairesi 2016/917 E. , 2016/3714 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet I) Sanık ... hakkında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine iştirak” suçundan katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/190-191 E.K. sayılı birleşen dosyası açısından, davadan ve duruşma gününden usulüne uygun biçimde 21.09.2012 tarihinde yapılan tebliğ işlemi ile haberdar edilmesine rağmen, duruşmaya katılmayan ve CMK'nun 237. maddesine uygun biçimde talepte bulunup katılan sıfatını almayan şikayetçi kurum adına vekilinin vaki temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II) Sanık ... hakkındaki “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık” suçlarından kurulan mahkumiyetine yönelik, sanık ... hakkında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine iştirak” suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı müdafiinin ve katılan vekilinin yargılama giderleriyle sınırlı temyiz itirazlarına gelince; 1) Sanık ...'in, gerçekte ev ve arsa vasfında bulunan 988,27 m² yüzölçümlü ... Mahallesinde kain 141 nolu parselin vasfının tarla, alanının ise 98.000,00 m², ... Köyünde kain olarak gösterir şekilde sanık ...'a tanzim ettirerek sahte tapu kaydını doğrudan gelir desteğinden yararlanmak için kullandığının iddia olunması, sanık ...'in tarla vasıflı taşınmazlarının tapu kaydı için talepte bulunduğunu, verilen belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmiş olduğunu, bu yanlışlığı fark edemediğini, DGD için gerekli olan tapu kayıtlarını kendisine tapu müdürünün vermediğini, sanık ...'ın... Tapu Sicil Müdürlüğünde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak çalıştığı sırada, 2005 yılı Temmuz ayında 1 aylığına ... Tapu Sicil Müdürlüğüne vekaleten görevlendirilmesi sonucu baktığını, görevli memurlar tarafından hazırlanan belgenin iş yoğunluğu sebebiyle tapu kütüklerine uygunluğunu denetlenmeden imzalandığını, suç işleme kastıyla hareket etmediğini savunması, Tapu Sicil Müdürlüğünün 16.07.2008 günlü yazısında sanık ...'ın 07.06.2005-19.07.2005 tarihleri arasında toplam 21 gün müdür vekili olarak çalıştığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi bakımından, tapu dairesinde suç tarihlerinde yazılı bir iş bölümü bulunup bulunmadığı, suça konu belge üzerinde görevli memur paraf veya imzasının yer alıp almadığı, matbu belge üzerindeki el yazısı ile yazılan 15.7 şeklindeki tarih ibaresinin sanık ...'a aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, olayda menfaati bulunan sanık ...'in sanık müdür vekili...'ı sahte resmi belge düzenlemeye ne şekilde azmettirdiği ve sanık ...'ın suça konu belgeyi imzalamak dışında sanık ...'in nitelikli dolandırıcılık suçuna ne şekilde iştirak ettiğine dair sübut delillerinin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılmadan, sanık ...'ın eyleminin savunmasının aksine delil elde edilememesi durumunda görevi ihmal suçunu oluşturacağı ve sanık ...'in fiilinin de 5237 sayılı TCK'nun 40/2. maddesi kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerekeceği dikkate alınarak elde edilen tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 2) Kabul ve uygulamaya göre de; a) Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin hükümde açıkça belirtilmesi gerekmesine rağmen, bozma öncesi kararda gerekli işlemler yapıldığından bahisle bu hususta bir karar verilmemesi, yasaya aykırı, b) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.