1. Hukuk Dairesi 2015/4478 E. , 2015/4996 K. "" MAHKEMESİ : IĞDIR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2013 NUMARASI : 2013/208-2013/827 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar asli müdahil davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ....ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Davacı, 12 ada 28 …
**1. Hukuk Dairesi 2015/4478 E. , 2015/4996 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : IĞDIR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2013 NUMARASI : 2013/208-2013/827 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar asli müdahil davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ....ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Davacı, 12 ada 28 parsel sayılı taşınmazdaki payını borç para aldığı davalıya teminat olarak satış suretiyle temlik ettiğini,borcunu ödemesine rağmen taşınmazın iade edilmediğini ileri sürerek tapunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, iddianın doğru olduğunu ancak davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Müdahil, çekişmeli taşınmazda paydaş olduğunu, önalım hakkı nedeniyle davalı aleyhine 06.02.2013 tarihinde Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/54 E. sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası açması üzerine eldeki davanın muvazaalı biçimde açıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın ispatlandığı buna karşın müdahil iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının çekişme konusu 12 ada 28 parsel sayılı taşınmazdaki 21/95 payını 16.10.2012 tarihli satış aktiyle davalı Sadık'a temlik ettiği, satış yolu ile edinilen payın müdahil davacı Z... B... tarafından şufa davasına konu yapıldığı kayden sabittir. Bilindiği üzere,uygulamada davaya iki türlü müdahale söz konusudur. Birisi fer’i müdahale olup, bu tür müdahalede katılanın bağımsız hak talebi olmayıp müdahale ettiği tarafla birlikte hareket etmesidir. Asli müdahalede ise, davaya müdahale eden kişi görülmekte olan bir davada o, davanın taraflarının hak sahibi olmayıp, onlardan ayrı ve bağımsız olarak kendisinin hak sahibi olduğunu iddia etmektedir. Somut olayda, asli müdahil, davanın şufa davasını sonuçsuz bırakmak amacı ile açıldığını iddia ettiğine göre asıl davanın muvazaalı bir sonuç elde etmek amaçlı olduğunun ispatında hukuki yararı bulunmaktadır. Ne var ki, henüz şufa davası sonuçlanmamış ve korunması gereken bir hakkının varlığı kesin mahkeme kararı ile saptanmamıştır. Bu durumda asli müdahilin açtığı şufa davasının sonucunun beklenmesi, o davada davacı Z...B...'ın şufaya konu olan pay üzerinde hakkının bulunduğu kesinleşmiş kararla saptandığı taktirde eldeki davanın asli müdahilin şufa davasından doğan hakkını bertaraf etmek amacı ile açılıp açılmadığının mahkemece incelenmesi gerekmektedir. Öte yandan gerek asıl dava gerekse asli müdahale yolu ile açılan davaların her biri bağımsız nitelikte ayrı birer dava olup, ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Diğer taraftan asli müdahale yolu ile açılan davanın 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi hükmü uyarınca nisbi harca tabi nitelik taşıdığı tartışmasızdır.