4. Hukuk Dairesi 2025/12246 E. , 2025/16792 K. "" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1446 E., 2025/591 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/1575 E., 2024/698 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafı…
4. Hukuk Dairesi 2025/12246 E. , 2025/16792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1446 E., 2025/591 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/1575 E., 2024/698 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;davalı tarafından sigortalanan ... no:5 Merkez/... adresinde opal cam olarak adlandırılan beyaz renkli camdan mutfak eşyası üretimi faaliyeti gösteren müvekkilinin 02.02.2016 günü poliçe teminatındaki ana üretim kısmı olan fırında meydana gelen sızıntı sonucunda yaygın vuku bulmuş olup buna bağlı olarak makineler, demirbaşlar, hammaddeler ve emtiaların hasara uğradığını, sigortadan zararın tazmini istenmişse de talebin reddedildiğini, bunun üzerine de Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/479 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup görevsizlik kararı verildiğini ve yargılamanın Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/393 Esas sayılı dosyası ile yapıldığını, 15.11.2017 günlü raporda, anayapı, makine ve teçhizatta meydana gelen hasarların toplam tutarının 12.420.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın istinafa başvurduğunu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2022/1288 E. 2022/1771 K. sayılı dosyası ile davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, Yargıtay 4. HD 2023/503 E. 2023/2633 K. sayılı kararı ile 28.02.2023 tarihinde kararın onandığını, bunun üzerine ... 15. İcra Müdürlüğü'nün 2022/13115 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve hasarlı makineler için 12.420.000,00 TL anapara, 10.858.933,84 TL işlemiş ticari faiz olmak üzere bu kalem eşya için toplam 23.278.933,00 TL'nin tahsil edildiğini, aradan 7,5 sene geçtikten sonra hasarın ödendiğini, tahakkuk eden temerrüt faizinin müvekkilinin zararını karşılamakta yetersiz kaldığını, öte yandan geçen sürede ülkesel ve küresel gelişme ve krizler nedeniyle Türk Lirasının aşırı devalüasyona uğraması, küresel tedarik zinciri, navlunlar ve fiyatlamaların artması nedeniyle müvekkilinin artık davalıdan tahsil ettiği anapara ve faiz ile işletmesini onarabilecek imkanının bulunmadığını, icra dosyasından yapılan tadilattan sonra, makinelerin onarım ve imalatı için muhtelif teklifler alınmışsa da tekliflerin hayata geçirilemediğini, makinelerin halihazır durumlarının daha da kötüleştiğini, kaldı ki davalı tarafından makineler için ödenen tam bedel ve yine son ödeme tarihindeki teminat altına alınan makinelerin net kurulum/onarım bedelleri de bu aşamada hesap edilmesi mümkün olmayan hususlarda olup bunların da bilirkişi raporları ve celp edilecek dosya ve delil muhteviyatı ile tespit edileceğini beyanla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 100.000,00 TL munzam zararın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davanın belirsiz olarak açılamayacağını, talebin zamanaşımına uğradığını, munzam zarar iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, borçlunun para borcunu ifada temerrüde düşmesi gerektiğini, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarar ve illiyet bağı olması gerektiğini, borçlunun kusursuzluğunu ispatlayamamış olması gerektiği uyuşmazlık konusu olayda davacının iddiasını ispata yarar delil sunamadığını, yerleşik Yargıtay kararına göre de munzam zararın talep edilebilmesi için davacının temerrüt faizini aşan bir zararının varlığını ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile munzam zararın varlığını ortaya koyan durum ve munzam zararın şartlarının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın cevap layihasında zamanaşımı def'i dermeyan etmişse de, munzam zararın tazmini davasının 818 sayılı BK’nın 125 ve TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 senelik zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımının başlangıç tarihi ise alacaklının alacağının tamamının tahsil edildiği tarih olduğu, davalı vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf sebeplerinin bu nedenle yerinde olmadığını, yine davalı istinafında davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu nedeniyle redde mahkum olduğunu ileri sürmüşse de, yapılacak tahkikat ve bilirkişi incelemesi neticesinde alacak miktarı netlik kazanacağından, munzam zarar alacağının niteliği gereği likit ya da belirlenebilir olmasının mümkün olmadığı belirgin olmakla bu yöne ilişkin sair istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği, mahkemece konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan ekonomik unsurlar da dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, varsa bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak, davacının munzam zarar miktarı bulunup davacı alacaklının aşkın zararının (munzam) tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının somut olarak zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.(6) maddesi uyarınca kabulüne, Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2024 tarihli, 2023/1575 Esas, 2024/698 Karar sayılı istinafa konu kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda işaret edilen eksikliklerin ikmali ile oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere yeniden görülmesi için kararı veren mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararın kesin olarak kaldırılmasına karar verebilmesi için HMK 353/1-a maddesi gereğince esası incelemeden karar vermesi gerektiğini, her ne kadar temyize konu Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin 09.04.2025 tarih ve 2024/1446 E. - 2025/591 K. sayılı kararında HMK'nın 353. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildiği belirtilmiş ise de iş bu karar kesin kararın olarak kabul edilemeyeceğini, bu yasal düzenlemeye göre; Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararın kesin olarak kaldırılmasına karar verebilmesi için HMK 353/1-a maddesi gereğince esası incelemeden karar vermesi gerektiğini belirtmiştir. B.Değerlendirme ve gerekçe Uyuşmazlık davacının işyeri sigorta poliçesi kapsamında munzam zarar taleplerine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemesince 06.05.2025 tarihli ek kararla "Dairemizce 09/04/2025 tarihinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6. Maddesi uyarınca kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş, iş bu kararımıza karşı davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından incelenen mahkeme kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kesin olarak verilmesi gerektiği anılan kanunun 353/1-a maddesinde düzenlenmiş olduğundan davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine" karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup davalının istinaf başvurusu esastan reddedildiğinden davalının temyiz yoluna başvuru hakkı bulunduğundan usul ve yasaya aykırı olduğundan ek kararın kaldırılmasına karar verilerek davalının temyiz itirazları incelenmiştir. 2.Davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazları yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 09.04.2025 tarihli kararında davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı yönünden ise kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi amacıyla dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" kenar başlıklı 341/1 inci maddesi İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, Bölge Adliye Mahkemelerince de yapılan yargılama neticesinde 3 53... nci madde hükümlerine göre istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları vereceği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 362 nci maddesinde temyiz edilemeyen kararlar düzenlenmiş olup, iş bu maddenin 1-g maddesine göre; “Bölge Adliye Mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair verilen kararların temyiz edilemeyen kararlardan olduğu belirtilmiştir. Yine, 361 inci madde de ise temyiz edilebilen kararlar düzenlenmiş olup, bu kararların da Yasa'nın 297 maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir. Yani temyiz edilecek kararda istek sonuçlarından her biri hakkında karar verilmesi gerektmektedir. Ancak; somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince davalı yönünden istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiği, davacı yönünden ise davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiğinin anlaşılmış olmasına göre, iş bu dosyanın öncelikle yerel mahkemesine gönderilerek Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen eksiklikler tamamlanarak yeniden yargılama yapılması, verilecek kararın Bölge Adliye Mahkemesine denetimine tabi tutulduktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince dava dosyasında davalı yönünden “esastan red” kararı verilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi usul ve hukuka uygun görülmemiştir. Dosyada dava ile ilgili nihai karar verildikten sonra dosyanın bütün olarak temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi gerekirken Yasa'nın 297 maddesi ve 362 maddesine aykırı şekilde alınmış bir tefrik kararı da olmaksızın sadece asıl dava dosyası yönünden dosyanın Dairemize gönderilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir. 3.Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle ek kararın kaldırılmasına, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.