1. Hukuk Dairesi 2014/11944 E. , 2016/5506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptal-tescil,tenkis, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.05.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat .... geldiler, dave
**1. Hukuk Dairesi 2014/11944 E. , 2016/5506 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptal-tescil,tenkis, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.05.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat .... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat gelmedi,yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tenkis ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davacılar; mirasbırakanları babaları...n maliki olduğu 902 ada 2 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini davalı oğlu ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, daha sonra davalı ...’ın taşınmazın 1/2 payını murise iade ettiğini, murisin de bu payı diğer davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında iptal ve tescile, olmadığı takdirde tenkise ve murisin ölüm tarihinden itibaren ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı ... ise taşınmazın ½ payının davalı ...’e temlikinin murisin borcun teminatı olarak gerçekleştirildiğini, kendisine yapılan temlikin gerçek satış olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece; taşınmazın temliklerinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, mirasbırakan ...’ın 17.06.2008 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacılar ve davalı ...’ın kaldıkları, davalı ...’in mirasbırakanın mirasçı olmadığı, mirasbırakanın maliki olduğu arsa vasıflı 902 ada 2 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini 16.08.2002 tarihinde davalı oğlu...a satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’ın da 28.11.2005 tarihli resmi akitle taşınmazın 1/2 payını mirasbırakan ...’a satış suretiyle temlik ettiği, bu payın yine aynı tarihte muris tarafından diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik edildiği, halen taşınmazın 1/2’şer paylarla davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; mirasbırakan tarafından davalı ...’e yapılan 1/2 pay temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiası kanıtlanamadığı gözetilerek davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. REDDİNE. Ne var ki, mirasbırakan tarafından davalı ...’a 16.08.2002 tarihinde gerçekleştirilen temlik işlemi ile ilgili hükme yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Hâl böyle olunca; mirasbırakan .... tarafından davalı oğlu ...a yapılan 16.08.2002 tarihli temliki işlem ile ilgili olarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak anılan temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken anılan hususun gözardı edilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 Sayılı HMK’nun geçici 3.maddesi yollamasıyla) 1086 Sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.