Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ----- %88,38 payına sahip olan hissedarı olduğunu, uzun süredir ------ Birden fazla müdürü olması ve müdürler kurulu başkanı olmaması nedeniyle şirket genel kurulunun yapılamadığını, bu hususta şirket müdürü ----- 11.04.2022 tarih,------ no'lu ihtarla davet yapıldığını, ancak bu davete rağmen bir araya gelmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin hissedarları %85----- ve %15------olduğunu, genel kurulun yapılması talep edilen davalı
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.09.2012 tarihinde müvekkilleri murisi ...'in içinde yolcu olarak bulunduğu davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile ... plakalı aracın Kayseri Nevşehir karayolunda gerçekleştirdiği çift taraflı trafik kazasında öldüğünü, genişletilmiş kasko poliçesinde ferdi kaza ölüm halinde 5.000,00 TL teminat içerdiğini, bu miktarın ödenmesi için 19.02.2018 tarihinde davalı ... şirketine başvuru yapıldığı halde ödenmediğinden Ankara 30 İM'nün 2018/2704 sayılı dosyasında takibe geçildiğini, borçlunun haksız itiraz üzerine takip durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve karşı tarafın %100 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK'nın 6. maddesi gereğince müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu bakımından zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, gerekçeli kararda zararın öğrenilmesinin üzerinden 2 yıl geçtiği, uzamış zamanaşımı süresinin uyuşmazlık bakımından uygulanamayacağı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığını, kazanın aynı zamanda taksirle adam öldürme suçunu oluşturduğunu, taksirle adam öldürme suçunun zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ferdi kaza sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 6762 Sayılı TTK’nın 1268. maddesi (6102 Sayılı TTK 1420. md.), genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir. Bu düzenleme Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları’nın 20. maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır. 6762 Sayılı TTK’nın 1292. ve 1299. maddeleri hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin başlangıcı sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür. Somut olayda davaya konu kaza (ölüm) 07/09/2012 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı mirasçıların davalı ... şirketine 13/02/2018 tarihinde başvurduğu, icra takibinin 05/03/2018 tarihinde başlatıldığı, dava ise 16/03/2018 tarihinde açılmış olup, davalı taraf süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuştur. 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre, dava zamanaşımına uğramış olmaktadır. O halde mahkemece davalı vekilinin zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/3119 Esas 2017/11862 Karar, 2014/13950 Esas 2015/4351 Karar sayılı kararları). Bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.