Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4444 E. , 2024/3851 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4444 Karar No : 2024/3851 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :...,..., ..., ...'na velayeten, kendilerine asaleten ... ve ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4444 E. , 2024/3851 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4444 Karar No : 2024/3851 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :...,..., ..., ...'na velayeten, kendilerine asaleten ... ve ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan 6 yaşındaki ...'nın 22/09/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, ... Köyü yakınından geçen sulama kanalına düşerek hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek baba ...için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 27.876,00 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, anne ... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 58.782,00 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, kardeşler ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; olayın özel ve teknik bilgi gerektiren yönünün açıklığa kavuşturulması amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; "Boğulma olayının vuku bulduğu yerin köy yerleşik alanı dışında gayri meskun alan olduğu, köy yerleşim alanına 400 metre mesafede, köy alanı dışında tarım arazisi üzerine kaçak yapılan müteveffanın evine ise 40 metre mesafede olduğu, keşif esnasında olayın meydana geldiği battı-çıktı üzerinde fiziksel mukavemeti yüksek malzemeden imal edilmiş kafes ile güvenlik tedbirinin alındığı, ancak olay yeri tespit tutanağı ve ifade tutanaklarında olay esnasında herhangi bir güvenlik sisteminin bulunmayıp 120x120 ebatındaki battı-çıktı ağzının açık olduğu, davalı DSİ Genel Müdürlüğü'nün 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanunun 2 inci maddesinde belirtilen görevlerini yerine getirmeyerek hizmet kusuru işlediği ve yukarıda açıklanan sebeplerle %20 oranında kusurlu olduğu; müteveffanın ailesinin dikkat ve özenle gözetim sorumluluğu kusurunun olduğu, olayın meydana gelmesinde %80 kusurlu olduğu" yönünde tespitlere yer verildiği, davacıların uğradıkları maddi zararın tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı annenin destekten yoksun kalma niteliğindeki maddi zararının 53.913,60 TL, davacı babanın ise 25.272,00 TL olarak hesaplandığı, söz konusu bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle meydana gelen olayda davalı idarenin %20 oranında kusurlu olduğu; müteveffanın ailesinin %80 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.782,22 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin 05/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte kalan 9.782,22 TL miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 23/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacı ...'na ödenmesine; 5.054,40 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin 05/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte kalan 4.054,40 TL'nin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 23/06/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak olan yasal faizi ile birlikte davacı ...'na ödenmesine; davacıların manevi tazminat istemleri yönünden davacı anne için 10.000,00 TL, baba için 10.000,00 TL, kardeş ... için 4.000,00 TL, kardeş ... için 3.000,00 TL, kardeş ... için 2.000,00 TL ve kardeş ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın 05/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin...tarih ve E:..., K:... sayılı davanın kabulüne ilişkin kararının Danıştay Onuncu Dairesi'nin 05/11/2020 tarih ve E:2020/951, K:2020/4577 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak; boğulma olayının meydana geldiği yerin köyün yerleşim alanına 400 metre mesafede, meskun mahal dışında olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin yürüttüğü hizmetin teknik özellikleri dikkate alındığında davalı idareden yerleşim alanları dışında önleyici tedbirler alması beklenemeyeceğinden davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, DSİ Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca meskun mahalin 500 metre mesafedeki alanları kapsadığı, olayın meydana geldiği yerin meskun mahal dışında olduğunun kabulü halinde bile köylülerin gündelik olarak kullandığı ve hayvan otlattığı bir bölge olduğundan davalı idare tarafından gerekli önlemlerin alınması gerektiği, ebeveynlerin kusuru olsa dahi idarenin sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacılar tarafından, yakınları olan 24/11/2008 doğumlu ...'nın 22/09/2015 tarihinde Şanlıurfa İli, Harran İlçesi, ... Köyü yakınından geçen DSİ'ye ait sulama kanalında düşmesi neticesinde boğularak hayatını kaybetmesi nedeniyle meydana geldiği iddia edilen maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesi istenilmektedir. İdare Mahkemesince mahallinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda; boğulma olayının vuku bulduğu yerin köy yerleşik alanı dışında gayri meskun alan olduğu, köy yerleşim alanına yaklaşık 400 metre mesafede, köy alanı dışında tarım arazisi üzerine kaçak yapılan müteveffanın evine ise yaklaşık 40 metre mesafede olduğu, sulama kanalının etrafı tarım arazileriyle çevrili olup, batısında kadastral yol ve güneyinde köy yolu bulunduğu, keşif esnasında olayın meydana geldiği battı-çıktı üzerinde fiziksel mukavemeti yüksek malzemeden imal edilmiş kafes ile güvenlik tedbirinin alındığı, ancak olay yeri tespit tutanağı ve ifade tutanaklarında olay esnasında herhangi bir güvenlik sisteminin bulunmayıp 120x120 cm ebatında ve 2,5 m derinliğindeki battı-çıktı ağzının açık olduğu, müteveffanın olay tarihi itibarıyla 7 yaşlarında olduğu, 7 yaşındaki çocuğun zihinsel kıyaslama yapamayacağı, sebep-sonuç arasındaki ilişkiyi henüz kurmaya başladığı, eylemlerinde, düşüncelerinde ve bakış açılarında mantığın henüz genişlemeye başladığı, tehlikeleri değerlendiremeyip güvenliğini sağlamada kesinlikle desteğe ihtiyacı olduğu, köy ortamında çocukların dışarıda oynamasının yaşamın bir parçası olduğu, olayın gerçekleştiği battı-çıktının çocuğun oyun alanı içinde bulunması sebebiyle çocuğun ilgi ve merakını uyandıran fakat tehlikesini değerlendiremediği içi su dolu battı-çıktıya oyun amacıyla yaklaşmasının beklenebilecek bir davranış olduğu, ailenin çocuğun oyun alanı içerisinde bulunan tehlikeli alanlar için güvenlik önlemlerini alması ve gerekli müdahaleler ile birlikte çocuğu bu alanlardan uzak tutmasını sağlayıcı davranışlarda bulunması gerektiği, davalı DSİ Genel Müdürlüğü'nün 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkındaki Kanunun 2. maddesinde belirtilen görevlerini yerine getirmeyerek hizmet kusuru işlediği ve yukarıda açıklanan sebeplerle %20 oranında kusurlu olduğu; müteveffanın ailesinin bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle olayın meydana gelmesinde %80 kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, meskun mahal; İmar mevzuatı kapsamında izinsiz yapılan yapılar ile yapı kayıt belgesi verilmeyen yapıların bulunduğu alanlar hariç olmak üzere; il, ilçe, kasaba, köy, mezra gibi insanların sürekli veya geçici olarak ikamet ettikleri; yol, su, elektrik, ulaşım, kanalizasyon, çevre aydınlatması gibi kamu hizmetlerinden yararlandıkları toplu hayat alanları ve bu alanların bitiminden itibaren beşyüz metre mesafedeki alanları, ifade ettiği, Gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin sorumluluğu başlıklı 12. maddesinin 2. fıkrasında, gerçek kişilerin kendileri ile gözetim ve denetimleri altında bulunan diğer kişilerin tehlike ve kazaya maruz kalmamaları, zarara uğramamaları için gereken dikkat ve özeni göstermek ve tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında, eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım / etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, olay tarihinde 6 yaşında olan müteveffanın kanala düşerek hayatını kaybetmesinde bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmekte ihmali olduğu anlaşılan anne ve babanın müterafik kusuru olduğu tartışmasızdır. Bununla birlikte, çevrede yaşayanlar için risk taşıyan sulama kanalı ile ilgili olarak can güvenliğini sağlayacak şekilde uyarıcı ve engelleyici tedbirlerin alınması da ilgili idarelerin üstlendikleri kamu hizmetinin doğal sonucu olup söz konusu sulama kanalının çevresinde önleyici güvenlik tedbirlerinin alınmadığının tespiti halinde, meydana gelen boğulma olayında ölen çocuğun ailesinin kusuru yanında idarenin de belirlenecek kusur oranına göre tazminle sorumlu tutulması gerekmektedir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; boğulma olayının meydana geldiği battı-çıktının müteveffanın evine yaklaşık 40 metre ve Yardımlı Köyü'ne yaklaşık 400 metre mesafede, köy yolunun güneyinde, meskun mahalde bulunduğu; olay tarihinde battı-çıktının ağzının açık olduğu ve etrafında herhangi bir güvenlik tedbirinin alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile müteveffanın annesinin ve babasının da bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle müterafik kusuru olduğu dikkate alınarak tarafların kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi suretiyle maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile anne... için 58.782,00 TL, baba ... için 27.876,00 TL olmak üzere toplam 86.658,00 TL maddi tazminatın, 2.000,00 TL'si için idareye başvurunun yapıldığı 05/11/2015 tarihinden, geri kalan 84.658,00 TL'si için ikinci miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/05/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi; manevi tazminat taleplerinin kabulü ile anne ve babanın her bir için 50.000,00 TL ve kardeşlerin her biri için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvurunun yapıldığı 05/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare temyiz istemiyle incelenmiş olması dikkate alındığında, işbu bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmesi durumunda, davacıların temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararı öncesinde verilen kararına ilişkin olarak temyiz isteminde bulunmadığı gözetilerek aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi uyarınca verilecek yeni kararda davalı idare aleyhine hükmedilecek maddi tazminat tutarının usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince anne ... için 58.782,00 TL, baba... için 27.876,00 TL olmak üzere toplam 86.658,00 TL maddi tazminat, anne ve babanın her bir için 50.000,00 TL ile kardeşlerin her biri için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL manevi tazminat tutarını aşmaması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA oy birliğiyle, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/10/2024 tarihinde kesin olarak karar verildi.