10. Hukuk Dairesi 2023/2198 E. , 2024/8342 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2855 E., 2021/1246 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1116 E., 2019/285 K. Taraflar arasında meslek hastalığından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda …
**10. Hukuk Dairesi 2023/2198 E. , 2024/8342 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2855 E., 2021/1246 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/1116 E., 2019/285 K. Taraflar arasında meslek hastalığından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı davalı yanında 08.11.2002- 27.08.2007 arasında cam pudralama bölümünde çalışması nedeniyle müvekkilinde pnömokonyoz ve orta dereceli obstrüktif SFT bozukluğu tespit edildiğini, bu rahatsızlığı nedeniyle %67,06 oranında sürekli iş göremezlik oranı tespit edildiğini, işyerinde yeterli havalandırma, uygun maske verilmemesi ve sağlık tarması yapılmaması nedeniyle işverebin kusurlu olduğunu beyanla iş gücü kaybından kaynaklı fazlaya ilişkin talep hakkı saklı 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespit edildiği rapor tarihi olan 15.04.2008 tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 209.256.57 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işyerinden önce uzun yıllar gaz altı kaynak ve kazan kaynak işlerinde çalıştığını bu rahatsızlığının önceki işyerlerinde çalışmasından kaynaklı olduğunu, kullanılan malzemenin saf kalsiyum karbonat olup rahatsızlığa sebep olmadığını işyerinde gerekli havalandırma önlemlerinin alındığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; dava konusu uyuşmazlığın meslek hastalığından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının 10.04.2007 tarihinde malul kaldığı ve meslekte kazanma gücü kaybının %67,6 oranında olduğu, meslek hastalığının meydana gelmesinde %15 oranında müterafik kusurunu ile %5 orannında kaçınılmazlık kusuru bulunduğu, kaçınılmazlık kusurunun %60'ından işverenin sorumlu olduğu da dikkate alınarak meslek hastalığının meydana gelmesinde işveren kusurunun %83 oranında olduğu, aldırılan hesap bilirkişisi raporuna göre davacının karşılanmamış gerçek zararının 264.196,53 TL olduğunun tespit edildiği, taleple bağlı kalınarak 209.526,57 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği, ayrıca davacının olay tarihinde 35 yaşında olduğu, maluliyetinin %67,6 olduğu ve %15 oranında kusurlu olduğu da göz önüne alındığında, olaydan duyduğu üzüntü ve elem derecesi, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaşı, bedensel bütünlük veya vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasız olup, bu objektif ölçülere göre tarafların meslek hastalığının meydana gelmesindeki kusur durumları göz önüne alındığında takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği" gerekçeleriyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusura itiraz ettiklerini, davacının daha önce çalıştığı yerlerden ciğerinin etkilendiğini, işe girişte bu durumun tespit edildiğini, davacının sigara içen birisi olduğunu, %15 kusurun az verildiğini, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu, yine ilk peşin sermaye değerinin güncellenmediğini, manevi tazminatın fahiş olduğun beyanla kararın kaldırılması talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Mahkemece olayın özelliği ve delil durumuna uygun olarak çelişkiyi gideren bilirkişi raporuna itibar edilerek kusurun tespiti yerindedir. Somut olayda, davacının 2002-2007 yılları arasında pudralama işçisi olarak davalı nezdinde çalıştığı anlaşılmaktadır. 15.04.2008 tarihinde pnömokonyoz ve orta dereceli obstrüktif SFT bozukluğu meslek hastalığına yakalandığının ve %67,60 sürekli iş göremezlik oranının Ankara Meslek Hastalığı Hastanesi tarafından belirlendiği, iki yıl sonra kontrol muayenesi önerildiği, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından pnömokonyoz meslek hastalığı olduğu ve sürekli iş göremezlik oranının %50 olduğu tespit edilmiş, itiraz üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından aynı oran belirlenmiştir. Davalı tarafından bu oranın iptali için ayrı dava açılmış, bu davada ise Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onanan karara göre Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından alınan raporda sürekli iş göremezlik oranının %55 olduğu tespit edilmiş, çelişki nedeniyle Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınmış ve çelişki iş göremezlik oranının %55 olduğu belirtilerek giderilmiştir. Mahkemece verilen karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Buna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %55 olarak kabulü ile taleplerin bu oran üzerinden değerlendirilmesi yerinedir. Öte yandan kaza tarihi ve olayın oluş şekli ile iş kazasının oluşumundaki kusur durumları, gözetilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları dikkate alındığında davacıya verilen 20.000,00 TL manevi tazminat tutarı az belirlenmiş ise de aleyhe istinaf olmadığından düzeltme yoluna gidilmemiştir. Nihayet hesap bilirkişisi tarafından sürekli iş göremezlik oranı olan %50 üzerinden belirlenen ilk peşin sermaye değeri %55 sürekli iş göremezlik oranına göre yeniden belirlemiş ve gerçek zarar hesaplanırken işverenin kusuru kaçınılmazlığın %40 indirime tabi tutulması neticesinde %83 olarak tespit edilerek belirlenmiş, ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmında kaçınılmazlık dikkate alınmamış, ücret bordrodaki ücret olarak dikkate alınmış Yargıtay kararlarında olduğu gibi hesap döneminde gözetilmiştir. Mahkemece de faiz başlangıç tarihleri maluliyeti tespit eden rapor tarihinden itibaren belirlenmiştir. Bilirkişi hesabı ve Mahkeme uygulaması yerindedir." gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 md.si gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı sigortalının müvekkili işyeri haricindeki çalışmalarının gerekçesiz olarak kusur değerlendirmesinde dikkate alınmamış olduğunu, müvekkili nezdinde yapmış olduğu cam pudralama işinin davacıdaki meslek hastalığının sebebini oluşturmayacağını, toz ölçümünde, kişisel toz maruziyet ölçüm değerleri, 0.375-0,022 mg/metreküp olarak belirlenmiştir. ILO sınır değerinin, 5 mg/metreküp olduğu dikkate alındığında, pudralama bölümündeki kişisel toz maruziyetinin, çok düşük seviyede olduğunu, davacının asgari ücretin 1.1821 katı gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Asgari ücret düzeyinde gelir elde eden davacı için belirlenen zarar miktarı, gerçeğin çok üzerinde olduğunu, ilk peşin sermaye değerinin güncel değeri belirlenmeden, 2007 yılı verileri üzerinden hazırlanan ilk peşin sermaye değerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, davacının, 5 yıl boyunca günde en az 1 paket sigara içerek, solunum yollarında kalıcı hasara sebebiyet verdiğinin kusur raporunda gözetilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, ıslahın zamanaşımına uğradığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığından sürekli iş göremezliğe uğramaktan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından meslek hastalığının tespiti tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın meslek hastalığı olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 506 sayılı Kanun'un 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 22, 23 ve 26 ıncı maddeleri ile 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği maddeleridir. 3. Değerlendirme a) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2021 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 78.630,00 TL olup, manevi tazminat hükmünün, maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak değerlendirildiğinde, kısmen kabul edilen manevi tazminat miktarının kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. b) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin incelenmesi kapsamında özellikle kusur oran ve aidiyetine dair alınan kusur raporunda diğer iş yerlerindeki çalışmanın meslek hastalığının gelişimi üzerinde etkisinin tespitini mümkün kılan delil durumun göre o iş yerlerinde geçen çalışmaların davacıda gelişen meslek hastalığı üzerinde etkisinin olmadığının tespit edilmiş olması, kaçınılmazlığa dair tespitin açıkça itiraz ve temyiz konusu yapılmaması için bu hususun inceleme konusu yapılamayacağı, davacının kendi kusur oranının da dosya içeriğine uygun belirlendiği, maddi tazminat hesabı yönünden kazanç unsurunun doğru belirlendiği, gelirin doğru miktarının rücuya kabil kısmının tenzil edilmiş olduğu, zamanaşımı def'i yönünden ise davacının maddi tazminat istemini ıslahının dairemizce kabul edilen ilkeler kapsamında sürekli iş göremezlik oranın kesin olarak belirlendiği tarih başlangıç dikkate alındığında ıslahın zamanaşımına uğramadığı gibi temyiz eden tarafın bu hususu açıkça istinaf ettiğinin tespit edilememiş olması karşısında Bölge Adliye Mahkemesi kararında inceleme konusu yapılmamasının yerinde olduğu gözetilerek, temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması nedenleriyle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davalı vekilinin, manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2-Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle maddi tazminata ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3-Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.