8. Hukuk Dairesi 2012/9914 E. , 2013/4123 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ..., ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.03.2012 gün ve 11/192 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, davacıların murisi ...'in zilyetliğinde iken ölümünden
**8. Hukuk Dairesi 2012/9914 E. , 2013/4123 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ..., ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.03.2012 gün ve 11/192 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, davacıların murisi ...'in zilyetliğinde iken ölümünden sonra davacılara intikal eden ve halen davacıların zilyetliği altında bulunan taşınmazın kadastro çalışmalarında 129 ada 12 parsel sayısıyla davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili 26.03.1998 tarihli cevap dilekçesinde; taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleştiğinden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996 ve ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz senetsizden 19.11.1986 tarihinde çay ve dere yatağı vasfında olduğundan ve kimsenin zilyetliği altında bulunmadığından tarla vasfı ile davalı ... adına tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız kesinleşmesi ile ... adına tescil edilmiştir. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öteden beri davacıların ve öncesinde murislerinin zilyetliği altında olduğunu bildirmiş ise de, 1986 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dere yatağı vasfında olduğu tespit edilen taşınmazın bu tarihten önce davacıların zilyetliği altında bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Mahkemece, taşınmazın hangi tarihte imar ihyasına başlandığı, imar ihyanın hangi tarihte bittiği ve tarımsal amaçlı zilyetliğin hangi tarihte başladığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmediği gibi, uyuşmazlığın çözümü için hava fotoğrafları, taşınmaza ilişkin fotometrik ve fotoğrametrik paftalar ile varsa komşu parsellere ait dayanak kayıtlar getirtilmemiş, keşif sırasında çekilecek yakın plan ve panoramik fotoğraflardan yararlanılmamış, taşınmazın kesinleşmiş imar planı kapsamında bulunup bulunmadığı, plan kapsamında ise imar planının hangi tarihte kesinleştiği araştırılmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, tespit tarihi olan 19.11.1986 tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesine ait (1956-1966 yılları arası) en az iki farklı tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan; fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftalar ile dava konusu yerin bileşik paftası İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmeli, bileşik paftadan belirlenecek dava konusu taşınmazın komşularına ait kayıt, tutanak ve dayanak belgeler Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra mahallinde yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıkların ...nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmalı, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeli, hava fotoğrafları, fotometrik ve fotoğrametrik paftalar ile komşu parsellere ait kayıt ve belgeler daha önce götürülmeyen iki jeodezi ve fotoğrametri uzmanı mühendis ile teknik bilirkişiden kurulu heyet aracılığıyla yapılacak keşifte uygulanmalı, hava fotoğrafları uzman bilirkişilerce incelemeye tabi tutulmalı, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre tesciline karar verilen taşınmazların imar ve ihya edilip edilmedikleri, kültür arazisi haline getirilip getirilmedikleri veya hangi konumda bulundukları hususunda bilirkişi kurulundan tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, topoğrafik haritaya ait bilgilerin rapora aktarılması sağlanmalı, taşınmazın hangi tarihler arasında imar ve ihyasının tamamlandığı, tarımsal amaçlı zilyetliğin başladığı tarih ve zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde ...nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılmalı, komşu parsellere ait tapu ve varsa dayanak kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulmalı, ...nun 290/2. maddesi gereğince birlikte keşfe götürülecek uzman bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğraflarının çektirilerek, mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması sağlanmalı ve toplanacak delillere göre bir değerlendirme yapılarak karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17/son maddesi gereğince imar planı kapsamında kalan taşınmazların imar-ihya ve zilyetlikle edinilmesi mümkün bulunmadığından keşif sonucu elde edilen teknik bilirkişi raporu ve krokisi de eklenerek taşınmazın bulunduğu yerin Belediye Başkanlığından imar planı kapsamında bulunup bulunmadığı, imar planı kapsamında ise imar planının hangi tarihte kesinleştiğinin sorulmamış olması da doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı ...nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.03 2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.