12. Ceza Dairesi 2021/914 E. , 2023/5258 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/399 E., 2016/512 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tari…
**12. Ceza Dairesi 2021/914 E. , 2023/5258 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/399 E., 2016/512 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2016 tarihli ve 2016/399 Esas, 2016/512 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.01.2021 tarihli ve 2016/374102 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; 1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Sit kararının ilan edildiğine, 3.Sanığın cezalandırılması gerektiğine,İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1."Her ne kadar sanık ... hakkında 2863 s. Yasaya Muhalefet suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de;sanığın savunmasında dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediği yönündeki beyanının aksi yönünde dosyada herhangi bir delil bulunmayışı, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün 09/03/2016 tarihli yazısında dava konusu yerin kentsel sit alanı içerisinde kaldığının belirtilerek 2863 s. Kanun'un 8. Maddesinde "tescil edilen korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı, belirlenen korunma alanları ve sitler il merkez ilçesi sınırları içerisinde ise valilikçe, ilçe sınırları içinde ise kaymakamlıkça tescil kararının valiliğe veya kaymakamlığa tebliğ tarihinden itibaren en geç üç içinde ilan tahtalarına asmak, belediye hoporleriyle duyurmak, köy muhtarlığına bildirmek ve internet sitesinde yayamlamak suretiyle ilan edilir. Bu ilana ait tutanak ilgili Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne iletilmek üzere Bakanlığın o ildeki temsilcisiune teslim edilir. Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı, belirlenen koruma alanları ve sitler, il merkez ilçe sınarları içinde ise valinin, ilçe sınırları içinde kalırsa kaymakamın yazısı üzerine veya tapu müdürlüklerince doğrudan tapu kütüğünün beyanlar hanesine, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı, korunma alanı veya cinsi, derecesi ve bir bölümünün yada tamamının sit içinde kaldığı da beritilerek sit olduğuna dair kayıt konur." hükmünün bulunduğu, dava konusu yere ilişkin tapu kaydı incelendiğinde tapu kaydında dava konusu yerin sit olduğuna ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı anlaşılmakla sanığın dava konusu yerin sit olduğunu bildiği yönünde her türlü şüpheden uzak, cezalandırmaya yeter kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçu işlediği sabit olmayan sanığın beraatine karar verilmiştir." denilmektedir. 2. Sanık savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Dava konusu yeri 2012 yılında satın aldım satın aldığım zaman dava konusu yerin sit olduğunu bilmiyordum. Yaklaşık 1 yıl kadar sonra çatı katının akması nedeni ile tadilat yaptırdım. Bunun suç teşkil ettiğini bilmiyordum dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilseydim her hangi bir şekilde tadilat yaptırmazdım üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum." demiştir. 3. Tanık ... keşifteki beyanında; "Tanık beyanında: 2011 yılında bunanın yapımı için sanıkla anlaştım. 2011 yılında zemine betonlama yaptım. Ayrıca duvarların içine tekrar bir duvar ördüm. Üstüne beton attım. Bunun dışında başka bir işlem yapmadım. Şu an keşifteki hali de benim yaptığım halidir. 2011 yılından sonra dava konusu yerde herhangi bir işlem yapmadık." demiştir. 4. Mahkemece mahallinde 06.05.2016 tarihinde keşif icra edilmiş olup, arkeolog bilirkişi raporunda; dava konusu yerin kentsel sit alanı içerisinde kaldığı, sanığın eylemlerinin 2863 sayılı Kanuna aykırı olduğu belirtilmiştir. 5.Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinde dava konusu yerin kurulun 10.10.1991 tarih 3192 nolu kararı ile kentsel sit alanı olarak belirlendiği, bahse konu kurul kararının Seferihisar Belediye Başkanlığı'nda 27.11.1991-27.12.1991 tarihleri arasında ilan edildiğine dair ilan tutanağının dosya içerisinde olduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında kentsel sit alanı içerisindeki 54 ada 29 parsel nolu taşınmazda mevcut yapının izinsiz olarak çatısı kaldırılmak suretiyle yerine beton tabya döküldüğü, yapı içerisine mevcut dış duvarların iç kısmına yeniden tuğla duvar örmek sureti ile izinsiz tadilat yaptırdığından bahisle açılan kamu davası kapsamında, dava konusu yerin 10.10.1991 tarih 3192 nolu karar ile kentsel sit alanı olarak belirlendiği, bahse konu kurul kararının Seferihisar Belediye Başkanlığında 27.11.1991-27.12.1991 tarihleri arasında ilan edildiği, bu hali ile sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bildiğinin kabulü ile mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde beraatine dair hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur. 2."30.05.2012" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, mahallinde düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2016 tarihli ve 2016/399 Esas, 2016/512 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.11.2023 tarihinde karar verildi.