Başvuru, avukat olan başvurucunun duruşma sırasında kullandığı sözlerinden dolayı disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, avukat olan başvurucunun duruşma sırasında kullandığı sözlerinden dolayı disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Avukat olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen bir davada beş sanığın müdafiliğini yapmaktadır. Anılan davanın 1/4/2009 tarihli duruşmasında başvurucu, sanık müdafii olarak duruşmaya katılmıştır. Cumhuriyet savcısı başvurucunun temsil ettiği sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine yönelik mütalaa vermiştir. Duruşma Tutanağı'na göre başvurucu, esas hakkında mütalaasını tamamlayan Cumhuriyet savcısına şu şekilde hitap etmiştir: "Mütalaaya karşı savunmalarımızı hazırlamamız için süre talep ediyoruz, ancak mütalaayı kabul etmiyorum, savcı hukuk fakültesini yeniden okusun, ya hukuk fakültesini okumadı, ya dosyayı okumadı ya da mahkemenin yaptığı işleri esas almıyor ya da değer biçmiyor, daha önceki tahliye taleplerimizi de tekrar ediyoruz, müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum, [S.Y.nin] beyanının değerlendirilmesi gerekir, kaldı ki [S.Y.] ile ilgili dosyada bu konuda yapılan işlem sorulabilir, mahkeme aşamasında yapılan işlemlerin hiç bir değeri yok ise o zaman bunların yapılmasının ne anlamı kalmaktadır? Mahkemede yapılan işlemler nazara alınarak buna göre mahkemece değerlendirme yapılmasını ve karar verilmesini talep ediyorum." Başvurucu; zapta geçirilen söz konusu ifadelere itiraz ederek ifadelerinin zapta doğru şekilde geçirilmesi gerektiğini, kendisinin Cumhuriyet savcısı hakkında "Hukuk okumamıştır, hukuk okusun." şeklinde bir ifade kullanmadığını, "Ben İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun oldum, savcı beyin hangi fakülteden mezun olduğunu bilmiyorum ama bize bu şekilde öğretilmedi." ifadelerini kullandığını beyan etmiştir. Duruşmanın yapıldığı gün, aynı davada başka sanıkların müdafiliğini yapan bazı avukatlar tarafından tutulan tutanakta ise başvurucunun "Savcı hukuk fakültesini yeniden okusun, hukuk fakültesini okumadı." şeklinde bir beyanda bulunmadığı, "Kendisinin İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun olduğu, savcı beyin hangi fakülteden mezun olduğunu bilmediği..." şeklinde sözler söylediği belirtilmiştir. Başvurucu da duruşmanın ertesi günü aynı gerekçelerle tutanağa yazılı olarak itiraz etmiştir. Mahkeme, başvurucunun Cumhuriyet savcısına yönelik sözleri nedeniyle 7/4/2009 tarihinde görevli memura görevinden dolayı hakaret suçundan suç duyurusunda bulunmuş; açılan dava sonucunda başvurucu hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun bu mahkûmiyeti nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiası Anayasa Mahkemesi tarafından Keleş Öztürk (B. No: 2014/15001, 27/12/2017) başvurusunda incelenerek ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Mahkeme yine aynı gün başvurucu hakkında disiplin yönünden gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Barosu Başkanlığına ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına bildirimde bulunmuştur. Duruşma Tutanaklarında yer alan ifadeleri inceleyen İstanbul Barosu Disiplin Kurulu 9/5/2016 tarihli kararı ile başvurucu hakkında 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasına dayanarak uyarma cezası vermiştir. Uyarma cezasına ilişkin kararda yargılama safhası anlatılmış, toplanan delillere ve Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmeye atıfta bulunulmuş ve başvurucunun eyleminin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının ve maddelerine aykırı olduğu belirtilmiştir. Başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 14/7/2017 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, anılan kararın iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle Disiplin Kurulunun Mahkemenin ceza mahkûmiyetini gerekçe göstererek disiplin cezasını verdiğini, avukatlar tarafından tutulan tutanak yerine Mahkeme Heyetince tutulan tutanağa ne sebeple üstünlük tanındığının gerekçelendirilmediğini, şikâyete konu sözlerin sarf edilmediğini, edildiği kabul edilse dahi hakaret içermeyen eleştiri mahiyetinde sözler olduğunu ifade etmiştir. Söz konusu dava Ankara İdare Mahkemesinin 14/12/2017 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4'üncü maddesinde; 'Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.' kuralı, maddesinde; 'Avukat, yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.' kuralı, 17'nci maddesinde; 'Hakim ve savcılarla ilişkilerinde, avukat, hizmetin özelliklerinden gelen ölçülere uygun davranmak zorundadır. Bu ilişkilerde karşılıklı saygı esastır.' kuralı yer almıştır.Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin E.2003/213 sayılı dosyasında sanık müdafisi olarak görev yapan davacının, 1/4/2009 tarihli duruşmada, Cumhuriyet savcısı'na yönelik, 'mütalaayı kabul etmiyorum, savcı hukuk fakültesini yeniden okusun. Hukuk fakültesini okumadı ya da dosyayı okumadı, mahkemenin yaptığı işleri esas almıyor, ya da değer biçmiyor' şeklinde sözler söylediği hususlarının duruşma tutanağına geçirildiği ve duruşma tutanağının gereğinin takdiri için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve İstanbul Barosu Başkanlığına gönderildiği, bu sözlerle ilgili olarak İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 17/3/2011 tarihli kararıyla disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği, davacı tarafından, duruşma tutanağının içeriğinin doğru olmadığı, 'savcı hukuk fakültesini yeniden okusun, hukuk fakültesi okumadı' şeklindeki ifadenin doğru olmadığı, 'duruşmada yazılı sunulan mütalaanın hukuki bir metin olmaktan uzak olduğunu, savcı beyin dosyayı okumadığını, İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, savcı beyin hangi hukuk fakültesinden mezun olduğunu bilmediğini, kendilerine bu şekilde öğretilmediğini' beyan etmiş ise de, aynı eylem ile ilgili olarak açılan ceza davasında davacının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmemesi nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/12/2010 tarih ve E.2010/328, K:2010/497 sayılı kararı ile hakaret suçundan TCK'nun 125/1, 125/3-1, 62, 52/2 maddeleri gereğince neticeten 080,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtayca onanarak 10/6/2014 tarihinde kesinleştiği, bahse konu sözlerle ilgili İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun 9/5/2016 tarih ve 2012/695 sayılı Kararı ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 135/1, TBB Meslek Kurallarının 4 ve maddeleri uyarınca davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan davacının, 1/4/2009 tarihli duruşmada söylediği sözlerle ilgili olarak Avukatlık Kanununun ve maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4 ve maddelerine aykırı davrandığı sonucuna varıldığından, uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddedilmesine yönelik Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir." Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna gitmiştir. Başvurucu istinaf dilekçesinde özetle amacının Cumhuriyet savcısının hazırladığı mütalaa hakkında hukuki değerlendirme yapmak olduğunu, sarf ettiği sözlerin Cumhuriyet savcısının bilgi birikimine yönelik olduğunu, bu kapsamda eleştiri hakkını kullandığını ileri sürmüştür. Karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince 29/5/2018 tarihinde onanmıştır. Bu karar başvurucuya 6/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 25/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 1136 sayılı Kanun’un Altıncı Kısım'ında yer alan "Avukatın Hak ve Ödevleri" başlıklı maddesi şöyledir:"Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler." 1136 sayılı Kanun’un "Disiplin cezalarının uygulanacağı haller" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır." 1136 sayılı Kanun’un "Disiplin cezaları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesidir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İddia ve savunma dokunulmazlığı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı karar için bkz. Keleş Öztürk, §§ 25-