(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/3432 E. , 2011/11645 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkillerinin maliki ve sigorta ettireni bulunduğu, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı kaza sonucu pe
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/3432 E. , 2011/11645 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkillerinin maliki ve sigorta ettireni bulunduğu, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı kaza sonucu pert total olduğunu, başvuruya rağmen davalı ... şirketince ödeme yapılmadığını belirterek, 18.650.00 TL poliçe bedelinin, kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, sigorta sözleşmesinin, müvekkili ile aracın resmi sahibi ... Sigorta ... Ltd. Şti. arasında yapıldığını, 2918 sayılı KTK.’nun 20/d maddesindeki resmi şekle uygun satım yapılmadığından, davacıların mülkiyet hakkına dayalı menfaat sahipliği iddiasının geçersiz olduğunu, aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana geldiğini ve hasarın teminat dışında kaldığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu, kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana geldiğinin ispatlanamadığı, rizikonun sigorta teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 12.000.00 TL’nın, 02.06.2008 temerrüt tari- hinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, alacağın temliki hükümleri uyarınca davacıların aktif dava ehliyetinin olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin, "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve Müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilâmları) Somut olayda; yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporlarda, davacı sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, kazanın, münhasıran alkolün (0,60 promil) etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesi ile tespit edilemeyeceği, kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların kazadaki rolünün değerlendirilmesinin adli tıbbi bir konu olmadığı belirtilmiş ise de, rapor yukarıda açıklanan ilkeler karşısında hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda mahkemece, nöroloji uzmanı doktor ve trafik kusur uzmanından oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan, yukarıda sözü edilen ilkeler ışığında kazanın münhasıran alko- lün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 5.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.