Başvuru, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyelerinin yetkilerini kötüye kullandıklarına ilişkin şikâyetin reddedilmesi üzerine Ankara 6. İdare Mahkemesinde açılan iptal davasında hukuka aykırı karar verilmesi, taleplerin adil bir şekilde değerlendirilmemesi, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyelerinin yetkilerini kötüye kullandıklarına ilişkin şikâyetin reddedilmesi üzerine Ankara İdare Mahkemesinde açılan iptal davasında hukuka aykırı karar verilmesi, taleplerin adil bir şekilde değerlendirilmemesi, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 14/5/2013 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 26/9/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 12/5/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyelerinin, yargılandığı davada yetkilerini kötüye kullandıkları şikâyetinde bulunarak haklarında soruşturma açılması istemiyle farklı tarihlerde Bakanlığa başvurduğunu ifade etmiştir. Bakanlığın 21/3/2003 tarihli işlemiyle şikâyet edilen hâkimler hakkında ileri sürülen hususların, hâkimin yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvuru reddedilmiştir. Başvurucu, anılan işlem hakkında 9/6/2003 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkemenin 17/12/2003 tarihli ve E.2003/1252, K.2003/1971 sayılı kararıyla hâkimler hakkında ileri sürülen iddialarla ilgili olarak yapılan inceleme sonucu soruşturma açılması veya açılmaması yolunda düzenlenen raporların disiplin soruşturmasının veya ceza kovuşturmasının idarece yapılan hazırlık aşamalarındaki işlemlerinden olduğu, bu işlemlerin idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve icrai mahiyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 30/9/2004 tarihli ve E.2004/2350, K.2004/3382 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 18/10/2005 tarihli ve E.2005/181, K.2005/4653 sayılı ilamıyla kabul edilmiş; dava konusu idari işlemin, davalı idarece kamu gücü kullanılarak takdir yetkisi içinde gerçekleştirildiği ve hukuksal sonuç doğurduğu, idari davaya konu edilebilecek işlemlerden olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Mahkemece 2/3/2006 tarihli ve E.2006/428, K.2006/320 sayılı direnme kararı verilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/10/2009 tarihli ve E.2008/2828, K.2009/1791 sayılı ilamıyla; takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen Bakanlık işleminin, yargı yolu kapatılmamış tüm idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada 24/6/2010 tarihli ve E.2010/222, K.2010/1007 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: “... Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile ilgili hakimler hakkında yürütülen incelemeye ilişkin inceleme dosyasının birlikte değerlendirilmesinden; davacının tanıklarının dinlenmediği ve Mahkeme heyetinin delil toplama noktasındaki görevini yerine getirmediği, dava ile ilgili yayın yasağı konulmadığı, reddi hakim taleplerinin yasal gerekçe gösterilmeksizin reddedildiği gibi hususlara ilişkin iddiaların hakimlerin yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında olan iddialar olduğu ve bu hak ve yetkinin kötüye kullanıldığına dair bir delilin dosyada bulunmadığı, öte yandan, Cumhuriyet Savcısı S.B.A.'nın heyet müzakerelerine katıldığına dair bir kanıt bulunmadığı, diğer taraftan, birtakım sanık avukatları hakkında vermiş oldukları dilekçelerdeki ifadeler dikkate alınmak suretiyle mahkemeye ve kişilere karşı suç unsuru bulunduğu sonucuna varılıp heyetçe suç duyurusunda bulunularak suçun ihbar edilmesinde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı sonucuna varılmış olup, ilgili hakimler hakkında işlem yapılmasına yer olmadığı yolundaki 21/3/2003 tarihli davalı idare işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir." Temyiz üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 26/2/2013 tarihli ve E.2010/7763, K.2013/1368 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Karar başvurucuya 15/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkim ve Savcılar Kanunu’nun “Soruşturma” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Hâkim ve savcıların görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçları, sıfat ve görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları nedeniyle, haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır. Adalet Bakanı inceleme ve soruşturmayı, adalet müfettişleri veya hakkında soruşturma yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle yaptırılabilir.” 2802 sayılı Kanun’un “Soruşturmanın tamamlanması” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim ve savcılar hakkında tamamlanan soruşturma evrakı Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Bu Genel Müdürlük tarafından yapılacak inceleme sonunda düzenlenecek düşünce yazısı üzerine kovuşturma yapılmasına veya disiplin cezası uygulanmasına gerek olup olmadığı Bakanlıkça takdir edilerek evrak ilgili mercilere tevdi olunur veya işlemden kaldırılır.” 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesinin (3) numaralı fıkrası ile maddesi.