12. Ceza Dairesi 2020/4947 E. , 2023/2903 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/320 E. 2015/1013 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yü…
**12. Ceza Dairesi 2020/4947 E. , 2023/2903 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/320 E. 2015/1013 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarihli 2015/320 esas 2015/1013 karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.09.2020 havale tarihli ve 2016/122666 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri 1.Temel ceza miktarının az olduğuna, 2.Bilinçli taksirle hareket edildiğine, 3.Cezada indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna , 4.Re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Süre tutum dilekçesi vererek kararı temyiz etmiş olup karar tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmamıştır. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yerel Mahkemenin Kabulü "Sanığın aracı ile seyir halinde iken yoldan karşıdan karşıya geçmek isteyen maktule çarparak ölümüne neden olduğu iddiası ile kamu davası açılmıştır. Sanık normal bir hızda yolda seyrettiğini, ancak aracının kontrolden çıkıp yoldan dışarı savrulduğunu, olayda bir kusurunun bulunmadığını söylemiştir. Olay yerini gösteren kamera kayıtları bulunmakta olup sanığın hafif viraj olan şehir içi yolunda aracı ile gitmekte iken direksiyon hakimiyetini kaybederek sol tarafa doğru yoldan dışarı çıkarak savrulduğu ve az önce yolda karşıdan karşıya geçmiş olan maktule çarparak ölümüne neden olduğu anlaşılmıştır. Sanık ve müdafi maktulün henüz yoldan karşıya geçmediğini iddia etmiş iseler de kamera kayıtlarında maktulün yolun karşısına geçtiği ve geçişini tamamladığı, bu geçişin kazadan çok kısa süre önce olduğu, sanığın aracı ile giderken maktul ve yanında bulunan çocuklarının karşıdan karşıya geçtiklerini görmüş olabileceği değerlendirilmiştir. Bilirkişi, sanığın asli kusurlu, maktulün ise kusursuz olduğunu rapor etmiştir. Esasen maktulün çocukları ile birlikte bölünmüş yolda karşıdan karşıya geçmeleri yolun genişlik mesafesinin uzunluğu dikkate alınarak tehlikeli bir geçiştir. Ancak geçişini tamamladığı için artık bir kusuru bulunmayacaktır. Fakat geçiş esnasında sanığın yoldan geçmekte olan maktul ve çocukları görerek panik yapma ihtimali de bulunmaktadır. Dolayısı ile sanık tam kusurlu olmakla beraber ceza tayin edilirken alt sınırdan çok fazla ayrılma yoluna gidilmemiş ve sanığın geçmişi de birlikte değerlendirildiğinde yine yukarıdaki kusur durumu anlatılırken dile getirilen hususlar da nazara alınarak sanığa verilen ceza paraya çevrilmiş, pişmanlığı dikkate alınarak hakkında takdiri indirim yoluna gidilmiştir." şeklindedir. 2.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ölü muayene tutanağında ..."ın geçirdiği ... trafik kazası sonucunda oluşan genel beden travması ve buna bağlı gelişen hepopnömotoraks ve büyük kemik kırıkları iç kanama neticesi öldüğü tespit edilmiştir. 3.CD izleme tutanağında "...pluku sayılı aracın sol şeritte hızlı seyrettiği ve bir anda kontrolü kaybettiği ve kayarak sol kaldırımda yürüyen ve daha önce karşıdan karşıya geçmiş olan şahısların üzerine doğru savrulduğu , bu esnada savrulan aracın sağ yan kısmıyla çarpması neticesi maktül ...'ın yolun ortasına savrulduğu..." gözlenmiştir şeklindedir. 4.Kaza tespit tutanağında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş virajlı caddede Hacı Bayram Veli bulvarını takiben Dışkapı istikametine seyrederken , ifadesine göre seyir yönüne göre sağ taraftan yolun karşısına geçmek isteyen yayayı farkederek fren tedbirsiz sola manevra yapıp kaçmaya çalıştığı ve aracın sağ ön far kısmı ile çarpıp yayayı üzerine alıp ön camının sağ kısmıyla da çarpıp kendisi yaya kaldırımına ve yeşil alana çıkıp 23 metre ilerleyip ağaca çarpıp demir aydınlatma direğine de çarparak duruşa geçtiği, kazanın oluşunda 2918 sy. kanunun 52/b (aracın hızını yol ve trafik durumuna uyarlamamak) kural ihlali olduğu ve tali kusurlu bulunduğu, maktul yayanın ise karşıya geçiş esnasında trafiğin müsait anını bekleyip karşıya geçmesi gerekirken aksine hareket edip yola çıktığı ve 2918n sy. kanun 68. maddesi gereğince asli kusurlu olarak kural ihlali yaptığının yazıldığı anlaşılmıştır. 5.Trafik bilirkişi raporunda, kaza tespit tutanağının sürücü beyanına göre düzenlendiği, CD kamera görüntüsü ve yapılan inceleme neticesinde , yayanın taşıt yolu üzerinden karşıya geçişini tamamladığı (soldaki kaldırıma çıktıkları) soldaki kaldırım üzerindeyken yaklaşık 13 saniye sonra çarpan aracın kontrolden çıktığı ve sola doğru yöneldiği, aracın sağ ön tarafı ile yayaya çarpması sonucu taşıt yolu üzerine savrulduğu, diğer yayaların sağa doğru kaçması ile kazadan kurtuldukları, sürücünün sol şerit üzerinden seyri esnasında mevcut seyir hızını düşürmediği, kontrol altına almadığı, fren tedbirine başvurmadığı, kontrolden çıktıktan kısa bir süre sonra kazayı önlemek bakımından tekrar sağa doğru direksiyon manevrası yapmadığı, 2918 sayılı Kanunun 84. Maddesi, 56/a, 52/a-b, 47/d maddelerini ihlalinden dolayı asli kusurlu olduğu, yayanın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. 6.Sanığın savunması "Olay günü normal bir hızla seyrederken yolda bir şahsın olduğunu gördüm, çarpmamak için direksiyonu kırdım, çarpma anını hatırlamıyorum, orta refüjdeki ağaca ve direğe çarparak durmuşum, kuralla uyduğumu düşünüyorum, yine de çok üzgünüm dedi. " şeklindedir. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1.Temel ceza miktarının az olduğu yönünden; Dosya içeriğine göre, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile gündüz vakti meskun mahalde bölünmüş hafif viraj olan caddede sol şeritte seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek sol tarafa doğru yoldan çıktığı ve az önce karşıdan karşıya geçişini tamamlamış olan yayaya çarpması neticesinde tamamen kusurlu olarak yayanın ölmesine neden olduğu olayda mahkemece belirlenen ceza miktarında isabetsizlik görülmemiş, katılanlar vekilinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2.Bilinçli taksirle hareket edildiği yönünden; Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, olay anındaki hızın azami hız sınırının iki katı veya daha fazla olduğunun tespit edilmesi halinde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, sanığın 50 km/s hız sınırını 2 katından fazla aştığına ilişkin bir tespitin dosya içerisinde yer almadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin suçun bilinçli taksirle işlendiğine yönelik temyiz sebebi reddedilmiştir. 3.Cezada indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu mahkeme hakiminin takdirinde olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4.Re'sen gözetilecek hususlar yönünden; Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının gösterilmemesi ve 5237 Kanunun 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasının belirtilmemesi hukuka aykırı bulunmuş olup bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanım müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (A-4) numaralı bentte açıklanan nedenle Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarihli 2015/320 esas 2015/1013 karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin ve sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün üçüncü fıkrasında yer alan "50/1-a" ibaresinden önce gelmek üzere " TCK'nın 50/4 maddesi delaletiyle " ibaresinin eklenmesi ve "2 yıl 6 ay hapis cezasının" ibaresinin devamına "910 gün adli para cezasına çevrilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.09.2023 tarihinde karar verildi.