3. Hukuk Dairesi 2025/2616 E. , 2025/6148 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/124 E., 2025/777 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/159 E., 2023/669 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlana…
3. Hukuk Dairesi 2025/2616 E. , 2025/6148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/124 E., 2025/777 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/159 E., 2023/669 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı bankaca 29/12/2022 tarihinde davacıya ait*** *** ****4 numaralı hesabında bulunan 35.000,00 TL bakiye üzerine hukuka aykırı şekilde bloke konulduğunu, dava konusu işleme dayanak Sözleşme Öncesi Bilgi Formu’nun teslim tarihinin 10.06.2008 Konut Kredisi Sözleşmesinin tarihinin ise 11.06.2008 olduğunu, ortada geçerli bir Konut Kredi Sözleşmesi bulunmadığını, davalı bankanın 11 yıl sonra icra takibi başlattığını, ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edilerek kesinleştirildiğini, kendilerinin öğrenme tarihi olan 20.09.2019 tarihinde icra dairesinde borca itiraz edildiğini, aynı tarihte Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/1005 E. 2019/1184 K. Sayılı dosyası ile usulsüz tebligat şikayetinde bulunulduğunu, Mahkeme tarafından yürütülen yargılama neticesinde 17.12.2019 tarihinde davanın kabulüne, tebliğ tarihinin 20.09.2019 olarak düzeltilmesine karar verildiğini, mahkeme kararının üzerine icra takibine itirazlarının kabul edildiğini ve İcra Müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, takibin durması üzerine davalı Bankaca 08.02.2020 tarihinde takibine itirazın kaldırılması talepli dava açıldığını, yargılama neticesinde 16.06.2020 tarihinde davanın reddine karar verildiğini ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiğini, banka tarafından konulan blokenin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; taraflar arasında düzenlenmiş geçerli bir konut kredisi sözleşmesi olmaması ve alacak zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitini, 1*** *** ****4 numaralı banka hesabına konulan blokenin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunu, davacının kredi ödeme planına uygun olarak ödemelerini yapmadığını için temerrüde düştüğünü, keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine takip başlatıldığını, davacının yaptığı itirazın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, deliler ve bilirkişi kök ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının 11.06.2008 tarihinde, 60.000,00 TL tutarında, 120 ay vadeli kredi kullandığı, sözleşme öncesi bilgi formunun 10.06.2008, sözleşme ve kredi kullandırım tarihinin 11.06.2008 olduğu, yasada yer verilen 1 iş günü sürenin geçtiği, kredi hesabının 29.01.2009 tarihinde kat edildiği,11.06.2019 takip tarihinden önceki 10.12.2009 tarihinde 49,50 TL'lik ödeme yapıldığı, bu ödeme ile zamanaşımının kesildiği, takip tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı, sözleşmenin ilgili (23.) maddesinde hesabına bloke konulması hususunda bankaya yetki verdiği, bankanın bloke işleminin sözleşme ve dosya kapsamına uygun olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen miktarlar yönünden davacının borçlu olmadığı gerekçesiyle;davanın kısmen kabulü ile; davacının Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8238 sayılı takip dosyasında 1.749,27 TL asıl alacak, 5.360,81TL BSMV olmak üzere toplam 7.110,08 TL'den borçlu olmadığının tespitine, banka hesabına konulan blokenin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı banka arasındaki Konut Finansmanı Sistemi Kredi Sözleşmesinin geçerli olduğu, borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle menfi tespit davası açılamayacağı, kaldı ki, zamanaşımının da dolmadığı, davacının taraflar arasındaki Konut Finansman Kredisi Sözleşmesinin 23. maddesi ile davalı bankaya maaş hesabından da kesinti yapılabileceğine dair yazılı şekilde takas ve mahsup talimatı verdiği, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından, 2022/2 sayılı içtihatların birleştirilmesi talebi üzerine, "Tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle banka tarafından emekli maaşına doğrudan bloke konulabileceği'" yönünde karar verildiği, Yargıtay Kanunun 45. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar." düzenlemesi uyarınca içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcı olduğu da gözetildiğinde, istinaf edenin sıfatına göre, mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı bankanın usulüne uygun olarak imzalattığı bir konut kredi sözleşmesi ve muaccel bir borç olmadığından istinaf kararına dayanak yapılan içtihadı birleştirme kararının da davaya emsal kabul edilmesi mümkün olmadığını ve usulüne uygun takibin de bulunmadığını, zamanaşımı itirazının da yeterince incelenmediğini, davacının rızası ve bilgisi dışında davalı banka tarafından hesabından para çekilmesi suretiyle zamanaşımının kesildiğinin kabulünün usule ve yasaya aykırı olduğunu, geçerli bir konut finansman sözleşmesi ve geçerli bir hapis, takas, mahsup ve benzeri muvafakat olmadığını ve davacının usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden muaccel bir borcun da olmadığını bu nedenle davalı bankanın davacı hesabından para çekme ve bloke koyma işlemlerinin de usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ile banka hesabına konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası, İİK.nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere; menfi tespit davasında amaç, bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Borcun zamanaşımına uğraması durumunda borç sona ermeyeceği bilinmekle bir borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle menfi tespit davası açılamayacağının da kabulü gerekir. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; " 82... . maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93, maddesinin birinci fıkrasında; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Eldeki davada; yargılama sırasında 17.07.2025 tarihli 32958 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı ilamı doğrultusunda tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle emekli maaşına banka tarafından doğrudan bloke konulmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, konut finansmanı sistemi kredi sözleşmesinin geçerli olmasına, borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle menfi tespit davası açılamayacak olmasına, davacının konut finansman kredisi sözleşmesinin (23.) maddesi ile davalı bankaya maaş hesabından kesinti yapılabileceğine dair yazılı şekilde takas ve mahsup talimatı vermesine, bu haliyle bankanın bloke işleminin sözleşmeye uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından, 2022/2 sayılı içtihatların birleştirilmesi talebi üzerine, "Tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle banka tarafından emekli maaşına doğrudan bloke konulabileceği'" yönündeki kararına, içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcı olmasına, dava dilekçesinde dayanılmayan hususların temyiz aşamasında dikkate alınamayacağının anlaşılmasına ve temyiz edenin sıfatına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.