10. Hukuk Dairesi 2024/4694 E. , 2025/51 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/393 E., 2024/59 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dav
**10. Hukuk Dairesi 2024/4694 E. , 2025/51 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/393 E., 2024/59 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait iş yerinde çalışırken tutulduğu meslek hastalığı sonucu çalışma gücünün %12'sini kaybedecek şekilde sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 10,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespit tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını ve mükerrer olduğunu, davacının başka iş yerlerinde çalışmaları bulunduğunu, işyerinin meslek hastalığı doğuracak nitelikte olmadığını, meslek hastalığının ve maluliyetin tespiti açısından Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2016/1047 E., 2021/28 K. sayılı kararıyla; davanın açıldığı tarihte davacının iddia edildiği üzere %12 oranında maluliyetinin bulunmadığı, sonradan meydana gelen maluliyet artışlarının yeni bir dava konusu yapılabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/913 E., 2022/589 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece " Davacı, dava tarihinden önce Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile ve düzeltme kaydı ile %12 olarak belirlenen meslek hastalığına dayalı meslekte kazanma gücü kaybı oranına dayanarak ve maluliyetinin de tespitini talep etmek suretiyle açtığı eldeki dava ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından sürekli iş göremezlik oranı 16.10.2017 tarihi itibariyle %12,2 olarak belirlenmiş ve her iki tarafın hem orana hem de başlangıca yönelik itirazı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulunca sürekli iş göremezlik oranı 16.10.2017 itibariyle %12,2 olarak, öncesi itibariyle de %0 olarak tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunca belirlenen iş göremezlik oranı ve başlangıcı dikkate alınmak suretiyle, ayrıca davacının başka işyerlerinde geçen çalışmalarının süresi ve etkisi de gözetilerek ve meslek hastalığı yönünden teselsül sorumluluğunun bulunmadığı da dikkate alınmak suretiyle, tarafların ve etkisi varsa dava dışı işverenliklerin kusur oranı belirlenerek maddi tazminat hesabı yapılmalıdır. Manevi tazminat istemi yönünden ise daha önce Zonguldak 2. İş Mahkemesi 2015/1365 Esas, 2016/382 Karar sayılı dosyasında görülüp kesinleşen manevi tazminat dosyası içeriği de gözetilerek, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi dikkate alınarak yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmelidir." gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıda 16.10.2017 tarihinden geçerli olmak üzere %12,2 oranında meslek hastalığı olduğu, işbu dava tarihinin ise 25.07.2016 olduğu, SGK İl Müdürlüğünden 26.01.2014-16.10.2017 tarihleri arasında %0 meslek hastalığı malüliyetine ilişkin bu dönemde davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı sorulduğu, alınan cevapta belirtilen tarih aralığında davacıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği bildirildiği, davacının belirtilen tarihlerde istirahatli kalmadığı anlaşıldığından maddi zararının oluşmayacağının değerlendirildiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, daha önce açılan 2015/1365 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından %0 meslek hastalığı malüliyetine ilişkin dava açılıp davacının manevi tazminat aldığının anlaşıldığı, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereğince manevi tazminat talebinin de kabul edilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece davanın açıldığı tarihte maluliyetin %0 olduğu gerekçesi ile maddi zarar hesabı yapılmamasının hatalı olduğunu ve sonradan meydana gelen maluliyet artışlarının yeni bir dava konusu yapılabileceği şeklindeki gerekçenin usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Somut olayda, Dairemizin bozma ilamında, ".. her iki tarafın hem orana hem de başlangıca yönelik itirazı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulunca sürekli iş göremezlik oranı 16.10.2017 itibariyle %12,2 olarak, öncesi itibariyle de %0 olarak tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulunca belirlenen iş göremezlik oranı ve başlangıcı dikkate alınmak suretiyle, ayrıca davacının başka işyerlerinde geçen çalışmalarının süresi ve etkisi de gözetilerek ve meslek hastalığı yönünden teselsül sorumluluğunun bulunmadığı da dikkate alınmak suretiyle, tarafların ve etkisi varsa dava dışı işverenliklerin kusur oranı belirlenerek maddi tazminat hesabı yapılmalıdır. " denilerek karar bozulduğu halde bozma gereği yerine getirilmeksizin karar verildiği açıktır. Mahkemece yapılacak iş, 16.10.2017 tarihine kadar %0 bu tarihten sonra %12.2 oranında sürekli iş göremezlik oranı bulunduğu gözetilerek önceki bozma ilamında belirtilen şekilde araştırma yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak Mahkemece verilen karar bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.